DAVAYI GERİ ALAN TARAF, TALEP SONUCUNDAN YANİ HAKKININ ÖZÜNDEN FERAGAT ETMEMEKTE, SADECE DAVASINI GERİ ALMAKTA VE DAVASINI İLERİDE TEKRAR AÇABİLME HAKKINI SAKLI TUTMAKTADIR.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/9120
Karar No : 2025/6193
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1413 E., 2024/2302 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatlar ile katılma alacağının kararla birlikte tefrik edilmesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı -karşı davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kadın tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı olarak açılan boşanma davasına karşı erkek vekili tarafından aynı hukuki nedene dayalı olarak karşı boşanma davası açılmış, yargılama aşamasında davalı erkek 11.06.2021 tarihli dilekçesi karşı davasını geri almıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, karşı davanın geri alınması nedeniyle erkeğin, kadına ait kusurları affettiği, en azından hoş görü ile karşıladığı, bu nedenle kadına kusur yüklenemeyeceği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ise tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kadının asıl davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin anneye bırakılmasına, ortak çocuk yararına aylık 550,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 300,00 TL tedbir nafakasına, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, kadın yararına 20.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmiş, erkeğin karşı davası ise açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyadan tefrik edilmiştir. Kararın erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm erkek vekili tarafından yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince erkeğin karşı davasını geri alması sebebiyle kadının kusurlarını affettiği, en azından hoş görü ile karşıladığı, bu nedenle kadına kusur yüklenemeyeceği, erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de; erkek 11.06.2021 tarihli dilekçesi ile karşı davasını geri almış, kadın vekili ise 20.01.2022 tarihli duruşmada karşı davanın geri alınmasına muvafakat etmiştir. Taraf beyanları ve yargılama sırasında sunulan dilekçe içeriklerinden anlaşılacağı üzere erkeğin beyanının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 123 üncü maddesi kapsamında davanın geri alınması istemi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. 6100 Sayılı Kanunu’nun “Davanın geri alınması” başlıklı 123 üncü maddesi "Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir" hükmünü içermektedir. Davayı geri alan erkek, bununla talep sonucundan, yani hakkının özünden feragat etmemekte, sadece davasını geri almakta ve davasını ileride tekrar açabilme hakkını saklı tutmaktadır. Belirtilen mevzuat hükmü ile birlikte tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davanın geri alınması kurumunun niteliği gereği erkeğin maddî vakıaya yönelik taleplerinden vazgeçmediği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince, erkeğin, kadının kusurlu davranışlarını affettiği, bu nedenle kadına kusur yüklenemeyeceği belirtilmişse de bu tespitin hatalı olduğu, dosyanın incelemesinden kadının aşırı sinirli davrandığı ve kazandığı parayı sadece kendisi için harcadığı kusurları sabittir. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda "kadına fiziksel şiddet uygulayan, eşi ile maddî olarak ilgilenmeyen ve kadının kazancını zorla alarak ekonomik şiddet uygulayan, akşam yemeklerinde eve gelmeyerek aile birliğinden doğan yükümlülüğünü ihlal eden, başka kadınla beraber yaşadığı hususunda etrafta dedikodu çıkmasına sebebiyet veren" erkeğin ağır, "aşırı sinirli davranan ve kazandığı parayı sadece kendisi için harcayan" kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğidir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı -karşı davacı erkek vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklandığı üzere reddine,
2. Davalı -karşı davacı erkek vekilinin "kusura ilişkin gerekçeye" yönelik temyiz itirazının ise kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının "kusura ilişkin gerekçe" yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının kusura ilişkin gerekçesinin yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere DEĞİŞTİRİLEREK VE DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan V. Üye Üye Üye Üye
Sedat Demirtaş Çetin Durak Sevil Kartal Erdem Şimşek Şaban Kazdal
DAVAYI GERİ ALAN TARAF, TALEP SONUCUNDAN YANİ HAKKININ ÖZÜNDEN FERAGAT ETMEMEKTE, SADECE DAVASINI GERİ ALMAKTA VE DAVASINI İLERİDE TEKRAR AÇABİLME HAKKINI SAKLI TUTMAKTADIR.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/9120
Karar No : 2025/6193
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1413 E., 2024/2302 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatlar ile katılma alacağının kararla birlikte tefrik edilmesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı -karşı davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kadın tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı olarak açılan boşanma davasına karşı erkek vekili tarafından aynı hukuki nedene dayalı olarak karşı boşanma davası açılmış, yargılama aşamasında davalı erkek 11.06.2021 tarihli dilekçesi karşı davasını geri almıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, karşı davanın geri alınması nedeniyle erkeğin, kadına ait kusurları affettiği, en azından hoş görü ile karşıladığı, bu nedenle kadına kusur yüklenemeyeceği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ise tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kadının asıl davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin anneye bırakılmasına, ortak çocuk yararına aylık 550,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 300,00 TL tedbir nafakasına, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, kadın yararına 20.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmiş, erkeğin karşı davası ise açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyadan tefrik edilmiştir. Kararın erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm erkek vekili tarafından yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince erkeğin karşı davasını geri alması sebebiyle kadının kusurlarını affettiği, en azından hoş görü ile karşıladığı, bu nedenle kadına kusur yüklenemeyeceği, erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de; erkek 11.06.2021 tarihli dilekçesi ile karşı davasını geri almış, kadın vekili ise 20.01.2022 tarihli duruşmada karşı davanın geri alınmasına muvafakat etmiştir. Taraf beyanları ve yargılama sırasında sunulan dilekçe içeriklerinden anlaşılacağı üzere erkeğin beyanının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 123 üncü maddesi kapsamında davanın geri alınması istemi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. 6100 Sayılı Kanunu’nun “Davanın geri alınması” başlıklı 123 üncü maddesi "Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir" hükmünü içermektedir. Davayı geri alan erkek, bununla talep sonucundan, yani hakkının özünden feragat etmemekte, sadece davasını geri almakta ve davasını ileride tekrar açabilme hakkını saklı tutmaktadır. Belirtilen mevzuat hükmü ile birlikte tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davanın geri alınması kurumunun niteliği gereği erkeğin maddî vakıaya yönelik taleplerinden vazgeçmediği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince, erkeğin, kadının kusurlu davranışlarını affettiği, bu nedenle kadına kusur yüklenemeyeceği belirtilmişse de bu tespitin hatalı olduğu, dosyanın incelemesinden kadının aşırı sinirli davrandığı ve kazandığı parayı sadece kendisi için harcadığı kusurları sabittir. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda "kadına fiziksel şiddet uygulayan, eşi ile maddî olarak ilgilenmeyen ve kadının kazancını zorla alarak ekonomik şiddet uygulayan, akşam yemeklerinde eve gelmeyerek aile birliğinden doğan yükümlülüğünü ihlal eden, başka kadınla beraber yaşadığı hususunda etrafta dedikodu çıkmasına sebebiyet veren" erkeğin ağır, "aşırı sinirli davranan ve kazandığı parayı sadece kendisi için harcayan" kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğidir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı -karşı davacı erkek vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklandığı üzere reddine,
2. Davalı -karşı davacı erkek vekilinin "kusura ilişkin gerekçeye" yönelik temyiz itirazının ise kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının "kusura ilişkin gerekçe" yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının kusura ilişkin gerekçesinin yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere DEĞİŞTİRİLEREK VE DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan V. Üye Üye Üye Üye
Sedat Demirtaş Çetin Durak Sevil Kartal Erdem Şimşek Şaban Kazdal

