DAVALIYA VERİLECEK VEKALET ÜCRETİNİN BELİRLENMESİNDE DAVACININ KÜLFETİNDE OLAN HARCIN EKSİK YATIRILMIŞ OLMASI DİKKATE ALINARAK DAVALI LEHİNE DAHA AZ VEKALET ÜCRETİ KARARLAŞTIRILAMAZ.
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3626
Karar No : 2025/3310
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 10.07.2024
SAYISI : 2022/1658 E., 2024/1077 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasındaki sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi gereğince müvekkilinin işlettiği hastaneye başvuran tüm vatandaşların sosyal güvencesi olsun olmasın acil sağlık hizmetinden yararlandığını, davalının 31.12.2018 tarihli müfettiş raporuna istinaden 02.04.2019 tarihli yazısıyla; vefat eden kişiler, çocuk yaştaki hastalar adına veya izinli ya da şehir dışında olan doktorlar üzerinden çok sayıda gerçek dışı muayene kayıtları oluşturulduğunun, doğum faturalandırmalarında da ilk doğum olmadığı halde fatura bedeli daha yüksek olduğu için ilk doğum olarak sisteme girildiğinin tespit edildiğini belirterek 2018 yılı Sözleşmesinin (12.13.) ve (12.14) maddelerine istinaden 625.685,40 TL; (9.3.) ve (12.1. 14.06) ve (14.15) maddelerine istinaden 211.090,04 TL ceza uygulandığını ve yersiz yapılan 51.834,11 TL ile birlikte müvekkilinin alacaklarından mahsup edileceğinin bildirildiğini, davalının müvekkilinin savunmasını almadığını, ceza tutarının çok yüksek olup müvekkilinin iflasına sebep olabileceğini, cezanın sözleşmeye de uygun olmadığını, belirtilen doktorların işlem tarihlerinde izne ayrılmadığını, izinli olduğu iddia edilen doktorların izinli olmadıklarına dair el yazılı dilekçe verdiğini, ulaştıkları bir kısım hastaların konu ile ilgili yazılı beyan vererek muayene ve tedavi olduklarını bildirdiklerini, müfettiş raporunun somut olgulara dayanmadığını ileri sürerek, davalının işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, ihbar üzerine yapılan inceleme sonucunda gerçeğe aykırı hasta girişi yapılarak kurumun zarara uğratıldığının tespiti üzerine işlem tesis edildiğini, işlemin hukuka uygun olduğunu, davacı ve müdürü hakkında resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, sağlık mensuplarının gerçeğe aykırı belge düzenlemesi, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçları nedeniyle açılan soruşturma dosyalarının ve ceza davasının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler, tanık beyanları ile bilirkişi heyeti kök ve ek raporuna göre; tanık N.C.nin oğlunu davacıya ait A. Özel Yaşam Hastanesine tedaviye götürdüğünü, hastanenin acil, göz, çocuk nöroloji ve dahiliye bölümlerine başvurduğunu, diğer bölümlere başvurusunun bulunmadığını beyan ettiği, ancak hasta kayıtları üzerinde yapılan incelemede hastanın bu bölümler dışında çok sayıda başvurusunun bulunduğunun görüldüğü, tanık M.F.nin çocuğunun ayağına çivi batması sonucu eşi tarafından A. Özel Yaşam Hastanesine götürüldüğünü beyan ettiği, hasta kayıtları üzerinde yapılan incelemede beyan edilenin aksine çok sayıda ve farklı branşlarda kayıtların olduğunun tespit edildiği, tanık N.P. beyanında çocuğunun ayağına çivi batması nedeniyle yeğeni tarafından çocuğunun davacı hastaneye götürüldüğünü beyan ettiği, hasta kayıtları üzerinden yapılan incelemede hasta adına çok sayıda ve farklı branşlarda muayene kayıtlarının bulunduğu görüldüğünü, tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde davalı Kurum tarafından davacı şirkete uygulanan cezai işlemin yerinde olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tanık beyanları ve dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde, davalı Kurum tarafından uygulanan cezai işlemin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, harca esas dava değeri dikkate alındığında, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; Mahkemenin tanık beyanlarını dikkate alarak karar verdiğini belirtmesine rağmen, aynı beyanlardan hastaların muayeneye geldiklerinin sabit olduğunu, tanıkların net ifadeleri varken Mahkemenin yorum yapamayacağını, hastane kayıtları, bilirkişi raporu ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davanın kabulü gerektiğini, cezanın çok yüksek olup müvekkilinin iflasına sebep olabileceğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.
2. Davalı vekili; dava değerinin 888.609,55 TL olduğunu, müvekkili lehine bu miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili tarafından karşılanan 50,00 TL yargılama giderinin davacıya yükletilmesi gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalının taraflar arasındaki 2018 yılı Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesinin (12.13) ve (12.14) maddelerine istinaden 625.685,40 TL; (9.3), (12.1), (14.6) ve (14.15) maddelerine istinaden 211.090,04 TL ceza uygulanmasına ve yersiz yapılan 51.834,11 TL ödemenin iadesine dair işleminin iptali istemine ilişkindir.
1. Temyiz edilen karardaki gerekçeye ve özellikle soruşturma raporunda 6 grup halinde incelenen işlemlerden temyiz konusu edilen gerçek dışı muayene kaydı girilmesine ilişkin 2. gruptaki (KZ-2 Listesi) 7 hastanın tamamının çocuk olup, ebeveynlerinin müfettiş soruşturmasındaki beyanlarında belirli bölümlerde yapılan muayeneler dışında davacıya ait hastaneye çocuklarını getirmediklerini bildirdikleri, bunlardan duruşmada dinlenen beşinin soruşturmadaki beyanlarını doğruladıkları, davacı tarafından hasta yakınları adına verilen yazılı beyan dilekçelerin bu kişilerce yazıldıklarının ispatlanamadığı, fatura edilen muayenelerin sayısının yüksekliğine (yaklaşık iki yıl içinde 110 muayene kaydı gibi) göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Davanın hukuki niteliği icra takibi olmaksızın açılan menfi tespit davası olup; dava değeri, talep sonucuna göre davalı Kurum işlemine konu ceza miktarı ile iadesine karar verilen ödemenin toplamı olan 888.609,55 TL'dir.
Bölge Adliye Mahkemesince, yatırılan harca göre İlk Derece Mahkemesince davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle dava vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmişse de harç, bir külfettir.
Külfet, kanun tarafından kendisine yüklenen bazı davranış ödevlerini yerine getirmeyen kişinin haklarını tamamen veya kısmen kaybetmesi kısaca kendi yararına bir hukuki durumu elde edememesi ondan yoksun kalmasını ifade eder (Prof. Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukukuna Giriş, Hukuki İşlem, Sözleşme (1.Cilt), s.32, İstanbul 2010). Diğer bir ifadeyle külfeti yerine getirmeyen kişi, bunun olumsuz sonuçları ile bizzat karşılaşır. Harç, kişilerin özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları bir ödeme olduğuna göre ödenmemesinin sonucu mükellefin o hizmetten yararlanamaması olmalıdır. Nitekim, harcın eksik yatırılması halinde müteakip işlemler yapılmaz (492 sayılı Harçlar Kanunu m.27,30).
Bu nedenle 888.609,55 TL alacağın varlığına dair taraflar arasında çıkan uyuşmazlığın konu edildiği bu davada, davalıya verilecek vekalet ücretinin belirlenmesinde davacının külfetinde olan harcın eksik yatırılmış olması dikkate alınarak davalı lehine daha az vekalet ücreti kararlaştırılamaz (Yrg. 3.HD, 22.06.2023, 2023/113E. 2023/1986 K.).
Bu itibarla, davalı lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi gereği 888.609,55 TL üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3. Öte yandan, HMK 326/1 maddesi gereği davalı tarafça yapılan 50,00 TL lik yargılama giderinin de davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmiş olması da hatalıdır.
Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hükmün 3. bendinin metinden çıkartılarak yerine "3- Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13. maddesi gereği 61.480,45 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," bendinin yazılması ve 5. bendinden sonra gelecek şekilde "Davalı tarafça yapılan 50,00 TL'lik yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Battal Yılmaz Filiz Pınarcı Emir Ateş Muzaffer Gürkanlı İsmail Ulukul
DAVALIYA VERİLECEK VEKALET ÜCRETİNİN BELİRLENMESİNDE DAVACININ KÜLFETİNDE OLAN HARCIN EKSİK YATIRILMIŞ OLMASI DİKKATE ALINARAK DAVALI LEHİNE DAHA AZ VEKALET ÜCRETİ KARARLAŞTIRILAMAZ.
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/3626
Karar No : 2025/3310
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 10.07.2024
SAYISI : 2022/1658 E., 2024/1077 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasındaki sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi gereğince müvekkilinin işlettiği hastaneye başvuran tüm vatandaşların sosyal güvencesi olsun olmasın acil sağlık hizmetinden yararlandığını, davalının 31.12.2018 tarihli müfettiş raporuna istinaden 02.04.2019 tarihli yazısıyla; vefat eden kişiler, çocuk yaştaki hastalar adına veya izinli ya da şehir dışında olan doktorlar üzerinden çok sayıda gerçek dışı muayene kayıtları oluşturulduğunun, doğum faturalandırmalarında da ilk doğum olmadığı halde fatura bedeli daha yüksek olduğu için ilk doğum olarak sisteme girildiğinin tespit edildiğini belirterek 2018 yılı Sözleşmesinin (12.13.) ve (12.14) maddelerine istinaden 625.685,40 TL; (9.3.) ve (12.1. 14.06) ve (14.15) maddelerine istinaden 211.090,04 TL ceza uygulandığını ve yersiz yapılan 51.834,11 TL ile birlikte müvekkilinin alacaklarından mahsup edileceğinin bildirildiğini, davalının müvekkilinin savunmasını almadığını, ceza tutarının çok yüksek olup müvekkilinin iflasına sebep olabileceğini, cezanın sözleşmeye de uygun olmadığını, belirtilen doktorların işlem tarihlerinde izne ayrılmadığını, izinli olduğu iddia edilen doktorların izinli olmadıklarına dair el yazılı dilekçe verdiğini, ulaştıkları bir kısım hastaların konu ile ilgili yazılı beyan vererek muayene ve tedavi olduklarını bildirdiklerini, müfettiş raporunun somut olgulara dayanmadığını ileri sürerek, davalının işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, ihbar üzerine yapılan inceleme sonucunda gerçeğe aykırı hasta girişi yapılarak kurumun zarara uğratıldığının tespiti üzerine işlem tesis edildiğini, işlemin hukuka uygun olduğunu, davacı ve müdürü hakkında resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, sağlık mensuplarının gerçeğe aykırı belge düzenlemesi, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçları nedeniyle açılan soruşturma dosyalarının ve ceza davasının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler, tanık beyanları ile bilirkişi heyeti kök ve ek raporuna göre; tanık N.C.nin oğlunu davacıya ait A. Özel Yaşam Hastanesine tedaviye götürdüğünü, hastanenin acil, göz, çocuk nöroloji ve dahiliye bölümlerine başvurduğunu, diğer bölümlere başvurusunun bulunmadığını beyan ettiği, ancak hasta kayıtları üzerinde yapılan incelemede hastanın bu bölümler dışında çok sayıda başvurusunun bulunduğunun görüldüğü, tanık M.F.nin çocuğunun ayağına çivi batması sonucu eşi tarafından A. Özel Yaşam Hastanesine götürüldüğünü beyan ettiği, hasta kayıtları üzerinde yapılan incelemede beyan edilenin aksine çok sayıda ve farklı branşlarda kayıtların olduğunun tespit edildiği, tanık N.P. beyanında çocuğunun ayağına çivi batması nedeniyle yeğeni tarafından çocuğunun davacı hastaneye götürüldüğünü beyan ettiği, hasta kayıtları üzerinden yapılan incelemede hasta adına çok sayıda ve farklı branşlarda muayene kayıtlarının bulunduğu görüldüğünü, tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde davalı Kurum tarafından davacı şirkete uygulanan cezai işlemin yerinde olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tanık beyanları ve dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde, davalı Kurum tarafından uygulanan cezai işlemin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, harca esas dava değeri dikkate alındığında, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; Mahkemenin tanık beyanlarını dikkate alarak karar verdiğini belirtmesine rağmen, aynı beyanlardan hastaların muayeneye geldiklerinin sabit olduğunu, tanıkların net ifadeleri varken Mahkemenin yorum yapamayacağını, hastane kayıtları, bilirkişi raporu ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davanın kabulü gerektiğini, cezanın çok yüksek olup müvekkilinin iflasına sebep olabileceğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.
2. Davalı vekili; dava değerinin 888.609,55 TL olduğunu, müvekkili lehine bu miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili tarafından karşılanan 50,00 TL yargılama giderinin davacıya yükletilmesi gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalının taraflar arasındaki 2018 yılı Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesinin (12.13) ve (12.14) maddelerine istinaden 625.685,40 TL; (9.3), (12.1), (14.6) ve (14.15) maddelerine istinaden 211.090,04 TL ceza uygulanmasına ve yersiz yapılan 51.834,11 TL ödemenin iadesine dair işleminin iptali istemine ilişkindir.
1. Temyiz edilen karardaki gerekçeye ve özellikle soruşturma raporunda 6 grup halinde incelenen işlemlerden temyiz konusu edilen gerçek dışı muayene kaydı girilmesine ilişkin 2. gruptaki (KZ-2 Listesi) 7 hastanın tamamının çocuk olup, ebeveynlerinin müfettiş soruşturmasındaki beyanlarında belirli bölümlerde yapılan muayeneler dışında davacıya ait hastaneye çocuklarını getirmediklerini bildirdikleri, bunlardan duruşmada dinlenen beşinin soruşturmadaki beyanlarını doğruladıkları, davacı tarafından hasta yakınları adına verilen yazılı beyan dilekçelerin bu kişilerce yazıldıklarının ispatlanamadığı, fatura edilen muayenelerin sayısının yüksekliğine (yaklaşık iki yıl içinde 110 muayene kaydı gibi) göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Davanın hukuki niteliği icra takibi olmaksızın açılan menfi tespit davası olup; dava değeri, talep sonucuna göre davalı Kurum işlemine konu ceza miktarı ile iadesine karar verilen ödemenin toplamı olan 888.609,55 TL'dir.
Bölge Adliye Mahkemesince, yatırılan harca göre İlk Derece Mahkemesince davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle dava vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmişse de harç, bir külfettir.
Külfet, kanun tarafından kendisine yüklenen bazı davranış ödevlerini yerine getirmeyen kişinin haklarını tamamen veya kısmen kaybetmesi kısaca kendi yararına bir hukuki durumu elde edememesi ondan yoksun kalmasını ifade eder (Prof. Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukukuna Giriş, Hukuki İşlem, Sözleşme (1.Cilt), s.32, İstanbul 2010). Diğer bir ifadeyle külfeti yerine getirmeyen kişi, bunun olumsuz sonuçları ile bizzat karşılaşır. Harç, kişilerin özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları bir ödeme olduğuna göre ödenmemesinin sonucu mükellefin o hizmetten yararlanamaması olmalıdır. Nitekim, harcın eksik yatırılması halinde müteakip işlemler yapılmaz (492 sayılı Harçlar Kanunu m.27,30).
Bu nedenle 888.609,55 TL alacağın varlığına dair taraflar arasında çıkan uyuşmazlığın konu edildiği bu davada, davalıya verilecek vekalet ücretinin belirlenmesinde davacının külfetinde olan harcın eksik yatırılmış olması dikkate alınarak davalı lehine daha az vekalet ücreti kararlaştırılamaz (Yrg. 3.HD, 22.06.2023, 2023/113E. 2023/1986 K.).
Bu itibarla, davalı lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi gereği 888.609,55 TL üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3. Öte yandan, HMK 326/1 maddesi gereği davalı tarafça yapılan 50,00 TL lik yargılama giderinin de davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmiş olması da hatalıdır.
Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hükmün 3. bendinin metinden çıkartılarak yerine "3- Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13. maddesi gereği 61.480,45 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," bendinin yazılması ve 5. bendinden sonra gelecek şekilde "Davalı tarafça yapılan 50,00 TL'lik yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Battal Yılmaz Filiz Pınarcı Emir Ateş Muzaffer Gürkanlı İsmail Ulukul

