KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

KÖK MURİS ADINA HİSSE NEDENİYLE AÇILAN MURİS MUVAZAASI DAVASI, MURİS ADINA HİSSE NEDENİYLE AÇILAN MURİS MUVAZAASI DAVASI AÇISINDAN KESİN HÜKÜM OLUŞTURMAZ.

T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2025/4808
Karar No      : 2026/156

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                       :
 İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
TARİHİ                                 : 15.05.2025
SAYISI                                 : 2022/2995 E., 2025/1086 K.

Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.01.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davacılar vekili Avukat H.K.K. ile temyiz edilen davalılar Hüseyin A. vd. vekili Avukat F.A. geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Davacı; murislerinin muhacir olarak Türkiye’ye geldiğini, İskan Kanunu gereğince Türkiye'ye göç eden muris Ayşe'nin taşınmazlarının tahsis edildiğini, murisin ve diğer hissedarların Edremit Noterliğinin 22.10.1948 tarih 3040 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile taşınmaz hisseleri üzerinde işlem yapılabilmesi için murisin erkek kardeşi Mümin'in eşi Emine'nin vekil tayin edildiğini, sadece Mehmet'in eşi Kamile'nin vekalet vermediğini, muris Edremit'te yaşadığından ve taşınmazlar Silivri'de olduğundan kadastro tespitinde kendisine ulaşılamadığını ve dolayısıyla ilanlardan, anonslardan haberinin olmadığını ve itiraz edemediğini, Karayolları Genel Müdürlüğünce kamulaştırma yapıldığında murisin Edremit'te yaşaması nedeniyle murisin kamulaştırma bedelini alamadığını, murisin erkek kardeşi Mümin'in eşi vekil Emine'nin vekaleti aldıktan kısa bir süre sonra murisin hissesini ve diğerlerinin hisselerini satış göstererek muvazaalı olarak eşi Mümin'in üzerine geçirdiğini, tarafların gerçek iradelerinin mirastan mal kaçırmak amacıyla yapılan bağış işlemine yönelik olduğunu ve bu işlemin şekil noksanlığı nedeniyle geçersiz olduğunu, görünüşteki satış işleminin tarafların gerçek iradesini yansıtmadığından iptalinin gerektiğini belirterek İstanbul ili, Silivri ilçesi, Selimpaşa Mahallesinde bulunan 444 ada 6 parsel, 5836 parsel, 5837 parsel, 581 ada 1 parsel, 708 ada 4 parsel, 850 ada 6 parsel, 1078 adaa 9 parsel sayılı taşınmazların davalı adına olan kaydının iptali ile mirasçılık belgesindeki payları oranında davacılar adına tapuya tescilini talep etmiştir.

Davalılar Mümin Ö. ve müşterekleri; davada hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu taşınmazlara ilişkin kesin hüküm bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

Davalı Mustafa A. vekili ve davalı Hüseyin Adıgüzel; dava dilekçesini sadece bir davacının imzaladığını, davada hak düşürücü sürenin geçtiğini, ortaklığın giderilmesi davasının uzatılması amacıyla dava açıldığını, 581 ada 1 ve 444/6 parsel sayılı taşınmazlarda satın alma yoluyla malik olunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalılar Mehmet Ö. ve müşterekleri vekili; davada kesin hüküm bulunduğunu, davanın dürüstlük kuralına aykırı açıldığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Yargılama sırasında A. Bağlantı Sistemleri şirketi davaya katılmak istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bir kısım davacıların davayı takip etmedikleri, bir kısım davacılar yönünden ise davada kesin hüküm bulunduğu gerekçesi ile davacılardan Murat A., Ali Deniz E., Ayşe Gül D. ve Feza Y. açısından 6100 sayılı Yasa'nın 150/5. maddesi gereğince 3 aylık yasal süre içerisinde yenilenmediği anlaşıldığından davanın açılmamış sayılmasına, davacılar Hatice B. ve Gönül Y. bakımından davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen 444 ada 6 parsel, 5836 parsel, 5837 parsel, 581 ada 1 parsel, 708 ada 4 parsel, 850 ada 6 parsel ve 1078 ada 9 parsel sayılı taşınmazların aynı zamanda Silivri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/790 Esas ve 2004/401 Karar sayılı dosyasında da davaya konu edildiği, istinaf incelemesine konu dosya taraflarının ve üst soylarının 1999/790 Esas sayılı dosyada da taraf olduğu, dava sebepleri ile taleplerin de aynı olduğu, 1999/790 Esas sayılı dosyada verilen kararın derecattan geçerek 25.01.2005 tarihinde kesinleştiği de nazara alındığında tarafların halefiyet yoluyla bağlı olduğu inceleme konusu davada kesin hüküm bulunduğu belirlenmiş olmakla, yazılı gerekçe ile verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, "Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması." dava şartı olarak belirlenmiştir. Aynı Kanun'un 303. maddesi;

"(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.

(2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder.

(3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir.

(4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanunu'nun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır." hükmünü içermektedir.

Dosya içeriğinden; Mahkemece kesin hüküm olduğu kabul edilen Silivri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/790 Esas ve 2004/401 Karar sayılı dava dosyasında davacılar tarafından kök muris Mehmet Ö. adına kayıtlı hisse nedeniyle, temyize konu eldeki dava dosyasında ise kendi murisleri Ayşe adına kayıtlı hisse nedeniyle muris muvazaasına dayanıldığı anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca Silivri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/790 Esas ve 2004/401 Karar sayılı dava dosyasının eldeki dava açısından kesin hüküm oluşturmadığı, davacıların murisi Ayşe kadastro tespitinden sonra öldüğüne göre davada hak düşürücü sürenin de uygulanma alanı bulunmadığı gözetilerek Mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine,

04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekâlet ücretinin davalılardan alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davacılara verilmesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan V.                    Üye                  Üye                   Üye                 Üye
Tümer Türkeş Genç     İsmail Aysal      Fikret Demir      İsmail Uçar     Hasan Yılmaz