KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

SATIŞ MEMURLUĞUNUN BANKACILIK İŞLEMLERİNİ KONTROL ETME YÜKÜMLÜLÜĞÜ BULUNMADIĞINDAN, İHALE ALICISI TARAFINDAN EFT TALİMATININ ZAMANINDA YAPILIP YAPILMADIĞI İNCELENEMEZ.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas No        : 2024/12-792
Karar No       : 2025/555

T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                :
 ABakırköy 10. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ                          : 11.09.2024
SAYISI                          : 2024/1099 E., 2024/1363 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22.05.2024 tarihli ve 2024/2430 Esas,
                                        2024/5206 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki şikâyet isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin reddine karar verilmiştir.

Kararın şikâyetçi ihale alıcısı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının şikâyetçi ihale alıcısı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince Özel Daire bozma kararına uyularak şikâyetin kabulüne karar verilmiştir.

Kararın şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince Özel Daire bozma kararına uyularak şikâyetin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı şikâyetçi ihale alıcısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. TALEP

Şikâyetçi ihale alıcısı vekili; müvekkilinin ve şikâyet olunanın hissedar olduğu taşınmazlar hakkında Bakırköy 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/633 Esas, 2021/455 Karar sayılı kararıyla ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verildiğini, Bakırköy 10. Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunun 2021/5 Satış dosyasında sekiz adet taşınmazın satışa çıkarıldığını, 24.06.2022 tarihinde yapılan ihalede altı adet taşınmazın müvekkiline, iki adet taşınmazın ise diğer hissedara ihale edildiğini, satış memurunun ihale bedelinin yatırılması için taraflara 04.07.2022 tarihine kadar süre verdiğini, müvekkilinin ihale bedelinin ödenmesi için 04.07.2022 tarihinde Ş.bank A.Ş’ye EFT talimatı verdiğini, bankanın EFT talimatını saat 16:30'da işleme alarak altı adet EFT yaptığını, yapılan EFT'lerden üç tanesinin bankacılık sistemi tarafından kabul edildiğini ancak üç tanesinin reddedildiğini, müvekkilinin EFT işlemi kabul edilmeyen üç adet ihale bedelini 05.07.2022 tarihinde yatırarak dekontlarını dosyaya sunduğunu, 06.07.2022 tarihinde satış memurluğunca üç adet taşınmazın ihale bedelinin yatırılmasının kabul edildiğini ancak 05.07.2022 tarihinde bedeli yatırılan taşınmazların ihale bedelinin kabul edilmediğini, bankacılık sistemindeki yoğunluktan kaynaklanan bu sorunlar nedeniyle müvekkilinin mağdur olduğunu, ihale bedelinin son yatırma günü olan 04.07.2022 tarihinde müvekkilinin banka hesabında parası olmasına ve bu konuda EFT talimatı vermesine rağmen sistem yoğunluğundan kaynaklanan nedenlerle üç taşınmazın ihalesinin iptal edildiğini ileri sürerek satış memurluğunun üç adet taşınmazın ihale kararının kaldırılmasına ilişkin 06.07.2022 tarihli işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Şikâyet olunan vekili; şikâyet konusu soyut iddiaların şikâyetçi ve ilgili Banka arasında tazminat alacağı ilişkisi doğurabileceğini, satış memurluğu ve Sulh Hukuk Mahkemesinin ancak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümlerine göre ödemenin süresinde olup olmadığını inceleyebileceğini, İİK’nın 130. maddesinde öngörülen on günlük sürenin kesin nitelikte olup alacaklının talebiyle veya satış memurunun inisiyatifiyle uzatılamayacağını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN BİRİNCİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2022 tarihli ve 2022/1035 Esas, 2022/935 Karar sayılı kararı ile; satış dosyasında bulunan Ş.bank Merter Şubesinin 06.07.2022 tarihli cevabında bankacılık sistemindeki yoğunluktan kaynaklanan aksilik nedeniyle yapılan EFT’lerden üç tanesinin kabul edildiği ancak üç tanesinin reddedilmiş olduğu, saat 17:30'da bankacılık sistemi kapatıldığından dolayı yeniden EFT yapma denemelerinin sonuçsuz kaldığı, iade olan üç EFT'nin ise 05.07.2022 tarihinde yapıldığının bildirdiği, satış memuru tarafından gerekli ödemelerin yapılması için şikâyetçi ihale alıcısına on gün süre verildiği, on günlük sürenin 04.07.2022 tarihinde sona erdiği, şikâyetçinin 04.07.2022 tarihinde saat 17:00'ye kadar satış bedellerinin satış memurluğu hesabına yatırılmadığı gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi ihale alıcısı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli ve 2022/3658 Esas, 2022/2285 Karar sayılı kararı ile; şikâyete konu ihalenin yapıldığı tarihte uygulanması gereken İİK'nın 130 ve 134/5. maddeleri kapsamında yöntemine uygun yapılacak süreli bildirim üzerine ihale bedelini yatırılmasının ihalenin geçerliliğini koruması için zorunlu olduğu, ihale bedelinin süresinde yatırılmaması hâlinde İİK'nın 133. maddesi gereğince icra müdürü/satış memurunun kendiliğinden ihale kararını kaldırması gerektiği, ihale bedelinin yatırılması için İİK'nın 130. maddesi gereğince verilen on günlük süre Kanun tarafından kesin olarak belirlenmiş olup bu sürenin uzatılmasının mümkün olmadığı, somut olayda bankacılık sisteminden kaynaklanan sebeplerle paranın yatırılmamış olmasının verilen süreyi uzatmayacağı, dolayısıyla ihale bedellerinin satış memurluğu hesabına verilen on günlük kesin süre içinde yatırılmadığı açıkça anlaşıldığından satış memurluğu tarafından resen hareket edilerek İİK'nın 133. maddesi gereğince şikâyetçiye ihale edilen üç taşınmazın ihale kararının kaldırılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BİRİNCİ BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi ihale alıcısı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.10.2023 tarihli ve 2023/124 Esas, 2023/6335 Karar sayılı kararı ile; "... Şikayete konu ihalenin yapıldığı tarih itibariyle uygulanması gereken İİK'nın 130. maddesi uyarınca, satış bedeli peşin ödenir. Ancak, icra memuru alıcıya on günü geçmemek üzere bir mühlet verebilir. İİK'nın 134/5 maddesinde; "Taşınmazı satın alanlar, ihaleye alacağa mahsuben iştirak etmemiş olmak kaydıyla, ihalenin feshi talep edilmiş olsa bile, satış bedelini derhal veya 130. maddeye göre verilen süre içinde nakden ödemek zorundadırlar" hükmüne yer verilmiştir.

İİK'nın 133/1. maddesine göre “Taşınmaz kendisine ihale olunan kimse derhal veya verilen mühlet içerisinde parayı vermezse, ihale kararı icra müdürü tarafından kaldırılarak teminat akçesi alıcının ikinci fıkra gereğince mesul bulunduğu meblağa mahsup edilmek üzere alıkonulur.”

İİK’nın 9. maddesinde ise; “İcra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödeme, Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülecek bankalarda icra ve iflas dairesi adına açılan hesaba yapılır. Haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir. İcra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdî ödeme, ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından re'sen bankaya verilecek talimat gereği yapılır. Talimat, paranın icra ve iflas dairesi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç iş günü sonuna kadar verilir. İcra ve iflas daireleri aldıkları kıymetli evrak ve değerli şeyleri kasalarında, zorunlu hâllerde ise kiralanacak banka kasalarında muhafaza ederler.” hükmü yer almaktadır.

Somut olayda Bakırköy 10. Sulh Hukuk Satış Memurluğu’nun 2021/5 sayılı dosyasında 24.06.2022 tarihinde gerçekleştirilen ihalede, 8.2 ada 263 parselde kayıtlı 1 nolu bağımsız bölümün 1.200.000,00 TL bedelle Mustafa G.’e, 8.0 ada 604 parselde kayıtlı olan 3 nolu bağımsız bölümün 7.100.000,00 TL bedele Mustafa G.’e, 8.0 ada 604 parselde kayıtlı olan 2 nolu bağımsız bölümün 5.600.000,00 TL bedele Mustafa G.’e, 1.27 ada 8 parselde kayıtlı 2 nolu bağımsız bölümün 1.701.000,00 TL bedele Mustafa G.’e, 1.27 ada 8 parselde kayıtlı 8 nolu bağımsız bölümün 10.000.000,00 TL bedele Mustafa G.’e, 1.27 ada 8 parselde kayıtlı 4 nolu bağımsız bölümün 17.601.000,00 TL bedele Mustafa G.’e ihale edildiği, hissedar olan Mustafa G.’e ihale bedelini yatırmak üzere on günlük süre verildiği görülmüştür.

Şikayet edenin 8.0 ada 604 parselde kayıtlı 2 nolu bağımsız bölüm, 8.0 ada 604 parselde kayıtlı 3 nolu bağımsız bölüm ve 8.2 ada 263 parselde kayıtlı 1 nolu bağımsız bölüm üzerlerinde 2/3 oranında hisseye sahip olduğu yukarıda adı geçen diğer taşınmazlarda ise ½ oranında hisseye sahip olduğu, 04.07.2022 tarihinde ihale alıcısı tarafından hisse oranına göre 5.000.000,00 TL, 1.866.334,00 TL, 340.000,00 TL, 850.500,00 TL, 8.800.500,00 TL, 340.000,00 TL’nin satış dosyası hesabına yatırıldığı, 850.500,00 TL, 8.800.500,00 TL, 2.366.667,00 TL ihale bedelinin aynı gün hesaba iade dönmesi üzerine 05.07.2022 tarihinde şikayet eden tarafından 2.366.667,00TL, 8.800.500,00 TL, 850.500,00 TL ihale bedelinin hesaba yatırıldığı, 06.07.2022 tarihli icra müdürü kararı ile Mustafa G. tarafından süresinde ihale bedeli yatırılmayan 1.27 ada 8 parselde kayıtlı 2 nolu bağımsız bölüm, 1.27 ada 8 parselde kayıtlı 4 nolu bağımsız bölüm ve 8.0 ada 604 parselde kayıtlı 3 nolu bağımsız bölümün İİK 133. maddesi uyarınca ihale olunmasına karar verildiği görülmüştür.

Bu bilgiler doğrultusunda, şikayet eden adına 24.06.2022 tarihli ihalede altı adet taşınmaz ihale olunduğu, müdürlükçe verilen on günlük sürenin son günü eft ile satış dosyasına ihale bedellerinin hissesi oranında yatırıldığı, ancak yukarıda adı geçen üç taşınmaz için ihale bedelinin aynı gün iade olunduğu, 05.07.2022 tarihli Ş.bank T.A.Ş. cevabı yazısına göre; altı adet eft çıkış talimatının 16.30 da işleme alınarak tamamının hesaptan çıkışının yapıldığı, eft genel merkezinde yaşanan yoğunluk sebebi ile altı eft işleminin üç tanesinin onaylandığını, üç tanesinin 17.20 de iade olunduğun bildirildiği, ihale alıcısının ihale bedelini süresinde yatıramamasının ihale alıcısının kişisel kusurundan değil Banka işlemlerinde yaşanan yoğunluktan kaynaklı olduğu kaldı ki engelin ortadan kalktığı ertesi gün ihale bedellerinin şikayet eden tarafından satış dosyasına yatırıldığı dikkate alındığında ihale bedelinin süresinde yatırıldığının kabulü gerekirken İcra müdürlüğünce İİK’nın 133. maddesine göre işlem yapılması hatalı olup mahkeme kararının bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı

İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2024 tarihli ve 2023/4260 Esas, 2024/275 Karar sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan inceleme sonucunda, ihale alıcısının ihale bedelini süresinde yatıramamasının ihale alıcısının kişisel kusurundan değil banka işlemlerinde yaşanan yoğunluktan kaynaklı olduğu, kaldı ki engelin ortadan kalktığı ertesi gün ihale bedellerinin şikâyetçi tarafından satış dosyasına yatırıldığı dikkate alındığında ihale bedelinin süresinde yatırıldığının kabulünün gerektiği gerekçesiyle şikâyetin kabulüne karar verilmiştir.

VI. İKİNCİ BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ

A. İkinci Bozma Kararı

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyet olunan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22.05.2024 tarihli ve 2024/2430 Esas, 2024/5206 Karar sayılı kararı ile;

"... Şikayete konu ihalenin yapıldığı tarih itibariyle uygulanması gereken İİK'nın 130. maddesi uyarınca, satış bedeli peşin ödenir. Ancak, icra memuru alıcıya on günü geçmemek üzere bir mühlet verebilir. İİK'nın 134/5 maddesinde; "Taşınmazı satın alanlar, ihaleye alacağa mahsuben iştirak etmemiş olmak kaydıyla, ihalenin feshi talep edilmiş olsa bile, satış bedelini derhal veya 130. maddeye göre verilen süre içinde nakden ödemek zorundadırlar" hükmüne yer verilmiştir.

İİK'nın 133/1. maddesinde ise “Taşınmaz kendisine ihale olunan kimse derhal veya verilen mühlet içerisinde parayı vermezse, ihale kararı icra müdürü tarafından kaldırılarak teminat akçesi alıcının ikinci fıkra gereğince mesul bulunduğu meblağa mahsup edilmek üzere alıkonulur.”

İİK’nın 9. maddesinde ise; “İcra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödeme, Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülecek bankalarda icra ve iflas dairesi adına açılan hesaba yapılır. Haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir. İcra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdî ödeme, ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından re'sen bankaya verilecek talimat gereği yapılır. Talimat, paranın icra ve iflas dairesi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç iş günü sonuna kadar verilir. İcra ve iflas daireleri aldıkları kıymetli evrak ve değerli şeyleri kasalarında, zorunlu hâllerde ise kiralanacak banka kasalarında muhafaza ederler. “ hükmü yer almaktadır.

Somut olayda Bakırköy 10. Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğu’nun 2021/5 sayılı dosyasında 24.06.2022 tarihinde gerçekleştirilen ihalede, şikayetçiye ihale edilen altı adet taşınmazdan 1.27 ada 8 parsel 2 ve 4 nolu bağımsız bölüm ile 8.0 ada 604 parsel 3 nolu bağımsız bölüme ilişkin ihale bedellerinin (alıcının taşınmazda bulunan hissesi dışında kalan kısmı) müdürlük hesabına eft ile yatırılmak istendiği, bu ödemelerin banka tarafından 4.07.2022 tarihinde şikayetçi ihale alıcısının hesabına iade edilmesi üzerine bu kez satış memurluğunca verilen on günlük süreden sonra 5.07.2022 tarihinde ödendiği, şikayetin de konusu olan 6.07.2022 tarihli satış memurluğu kararı ile şikayetçi ihale alıcısı Mustafa G. tarafından süresinde ihale bedeli yatırılmayan bu üç taşınmazın İİK 133. maddesi uyarınca ihale olunmasına karar verildiği görülmüştür.

Bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denilmektedir.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde, uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK'nın 21.01.2004 gün ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 gün ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararları).

Bu sayılanların dışında, ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü – C. V, 6, b İstanbul 2001, s. 4738 vd).

Öte yandan, maddi hata (hukuki yanılma), maddi veya hukuki bir olayın olup olmadığında veya koşul veya niteliklerinde yanılmayı ifade eder ( Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Doruk Yayınları, 1. Baskı, 1976, s. 208).

Burada belirtilen maddi hata kavramından amaç; hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta hata olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık hatalardır.

“Maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması da usulü müktesep hak teşkil etmez” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.03.1972 gün ve E:1968/1-277, K:176; 01.03.1995 gün ve E:1995/7-641, K:117; 23.01.2002 gün ve E:2001/1-1010, K:2002/1; 12.07.2006 gün ve E:2006/4-519, K:527; 04.11.2009 gün ve E:2009/13-370, K:2009/480 sayılı kararları, Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul 2001, Cilt 5, sayfa 4771 vd.).

Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için, bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Hukuk Genel Kurulu'nun 24.05.2017 tarih ve 2017/2-1607 Esas, 2017/968 Karar sayılı kararı).

Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; şikayetçi ihale alıcısının üç adet taşınmaza ilişkin ihale bedellerini İİK'nın 130. maddesine göre verilen on günlük süreden sonra ödediği, buna göre satış memurluğunca İİK'nın 133. maddesine uygun işlem yapılmasında usul ve yasaya uymayan bir yön bulunmadığı anlaşıldığından, Dairemizin 18.10.2023 tarih ve 2023/124 E. - 2023/6335 K. sayılı ilâmı maddi hataya dayalı olup, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulması, şikayetçi ihale alıcısı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmaz.

Bu nedenle, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin reddine karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesinin Üçüncü Kararı

İlk Derece Mahkemesinin 11.09.2024 tarihli ve 2024/1099 Esas, 2024/1363 Karar sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan inceleme sonucunda, şikâyet konusu işlem hakkında eldeki şikâyetin tarafları arasında görülen Bakırköy 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.09.2022 tarihli ve 2023/318 Esas, 2023/79 Karar sayılı kararıyla şikâyetin reddine dair verilen kararının Özel Dairenin 13.12.2023 tarihli ve 2023/8205 Esas, 2023/8680 Karar sayılı kararıyla onandığı, şikâyetçi tarafından 04.07.2022 tarihinde saat 17.00'a kadar satış bedellerinin bildirilen satış memurluğu hesabına yatırılmadığı gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir.

VII. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi ihale alıcısı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Şikâyetçi ihale alıcısı vekili; ihale bedelinin son yatırma günü olan 04.07.2022 tarihinde müvekkilinin banka hesabında parasının olmasına ve bu konuda süresi içerisinde bankaya EFT talimatı vermesine rağmen sistem yoğunluğundan kaynaklanan nedenlerle ihale bedelinin yatırılamadığını, bu durumun müvekkilinin öngörebileceği bir durum olmadığı gibi müvekkilinden kaynaklanan bir gecikme hâlinin de söz konusu olmadığını, bankaya ihale bedelini süresinde yatırmak için talimat veren müvekkilinin ihale bedelinin süresi içerisinde yatırılamamasından sorumlu olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Özel Dairenin Üçüncü Kararı

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 24.10.2024 tarihli ve 2024/6681 Esas, 2024/9033 Karar sayılı kararı ile; davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine mahkemece verilen kararın temyiz incelemesinin Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna ait olduğu gerekçesiyle dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

D. Özü

İstemin özü; somut olayda banka işlemlerindeki yoğunluk nedeniyle EFT yapılamamasından dolayı ihale bedelinin süresinde yatırıldığının kabul edilip edilemeyeceğine ilişkindir.

E. Ön sorun

1. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, işin esasının incelenmesine geçilmeden önce mahkemenin son kararına yönelik temyiz itirazlarını inceleme görevinin, Hukuk Genel Kuruluna mı yoksa Özel Daireye mi ait olduğu hususu ön sorun olarak ele alınmıştır.

2. İİK'nın 366/1. maddesinde istinaf ve temyiz incelemelerinin 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na (HUMK) göre yapılacağı belirtilmiştir. HMK'nın 447/2. maddesi uyarınca mevzuatta, yürürlükten kaldırılan HUMK'ya yapılan yollamalar, HMK'nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır. Açıklanan bu hükümlere göre İİK'da istinaf ve temyize ilişkin özel düzenlemeler yer almakta olup özel düzenleme bulunmaması hâlinde kural olarak HMK'nın istinaf ve temyize ilişkin hükümleri uygulanır.

3. HMK'nın 373. maddesinin 17.04.2013 tarihli ve 6460 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6460 sayılı Kanun) 1. maddesi ile eklenen 6. fıkrası; "Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her hâlde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır." hükmünü içermektedir.

4. Belirtilen maddenin gerekçesi ise; "Madde ile, davanın esastan reddi veya kabulünü içeren kesin bozmaya uyularak tesis olunan kararların mevzuatta bir değişiklik olmadığı halde, önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine ilk derece mahkemesince verilen hükmün temyiz incelemesinin Yargıtay'ın ilgili dairesi yerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılması öngörülmektedir..." şeklindedir.

5. Yapılan bu değişiklikle kanun koyucu tarafından Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna yeni bir görev verilmiş, davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine yerel mahkemece verilen kararın temyiz incelemesinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılması öngörülmüştür.

6. Öte yandan Hukuk Genel Kurulunun görevi, davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararlarla sınırlı bulunmaktadır. Bu nedenle, nihai karar kavramı üzerinde durulmasında yarar vardır.

7. Nihai kararlar, usule ilişkin nihai kararlar veya esasa ilişkin nihai kararlar (hükümler) olmak üzere ikiye ayrılır. Uyuşmazlığı esastan çözmemekle birlikte, davaya görülmekte olan mahkemede son veren kararlar usule ilişkin nihai karar olarak nitelendirilir. Usule ilişkin nihai kararlar davanın esasına yönelik olmadığından maddi anlamda kesinleşmeye elverişli değildirler. Bu karar şekli anlamda kesinleşmiş olsa bile, maddi anlamda kesinleşmeye elverişli olmadığından söz konusu eksiklikleri gidererek aynı tarafların aynı konuda ve aynı sebeplere dayanarak yeniden bir dava açması mümkündür (Hakan Pekcanıtez vd., Medenî Usûl Hukuku, İstanbul, 2017, C. III, s.1973-1974). Mahkemece verilen görevsizlik, yetkisizlik, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararlar usule ilişkin nihai kararlar olduğu gibi dava şartı yokluğu nedeni ile verilen usulden ret kararları da (HMK md. 115/2), usule ilişkin nihai kararlardır. Esasa ilişkin nihai kararlar (hüküm) ise hâkimin maddi hukuk kurallarını uygulayarak uyuşmazlığın esasını inceleyerek verdiği kararlardır.

8. Yukarıda da belirtildiği üzere HMK'nın 373. maddesine 6460 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen 6. fıkra uyarınca davanın (şikâyetin) esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi Hukuk Genel Kurulunca yapılacaktır. Değişiklik gerekçesinden de anlaşılacağı üzere Hukuk Genel Kurulunca inceleme yapılabilmesi için davanın (şikâyetin) esastan reddi veya kabulünü içeren kesin bozmaya uyularak tesis olunan kararların, mevzuatta bir değişiklik olmadığı hâlde, önceki bozma kararını ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması durumunun söz konusu olması gereklidir.

9. Öte yandan madde gerekçesinde “kesin bozma” kavramından kanun koyucunun neyi kastettiği açıklanmış; bu kavramın “ilk derece mahkemelerinin davanın kabulüne ilişkin hükmünün reddedilmesini yahut davanın reddine ilişkin hükmünün kabul edilmesini öngören bozma” olduğu belirtilmiştir.

10. Somut olayda ise; İlk Derece Mahkemesince şikâyetin reddine dair verilen birinci kararın şikâyetçi ihale alıcısı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının şikâyetçi ihale alıcısı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairenin birinci bozma kararı ile ihale bedelinin süresinde yatırıldığının kabulü gerekirken icra müdürlüğünce İİK'nın 133. maddesine göre işlem yapılmasının hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince Özel Dairenin birinci bozma kararına uyulduktan sonra şikâyetin kabulüne dair verilen ikinci karar şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir. Özel Dairenin ikinci bozma kararı ile şikâyetçi ihale alıcısının üç adet taşınmaza ilişkin ihale bedellerini İİK'nın 130. maddesine göre verilen on günlük süreden sonra ödediği, buna göre satış memurluğunca İİK'nın 133. maddesine göre işlem yapılması usul ve yasaya uygun olup İlk Derece Mahkemesince şikâyetin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin üçüncü kararı ile Özel Dairenin bozma kararına uyulduktan sonra şikâyetin reddine karar verilmiştir.

11. Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, Özel Dairenin ikinci bozma kararı önceki bozma kararını ortadan kaldıracak niteliktedir. Böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince verilen son kararın temyiz inceleme görevinin Özel Daireye değil, Hukuk Genel Kuruluna ait olduğuna oy birliğiyle karar verilmiş ve işin esasının incelenmesine geçilmiştir.

VIII. GEREKÇE

1. İlgili Hukuk

1. İİK'nın 9, 19, 20, 130 ve 134/5. maddeleri,

2. HMK'nın 322/2. maddesi

2. Değerlendirme

1. HMK'nın 322/2. maddesine göre paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi için satış yapılması gereken hâllerde, hâkim satış için bir memur görevlendirir. Taşınır ve taşınmaz malların satışı İİK hükümlerine göre yapılır.

2. Somut olayda şikâyet konusu ihalenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan İİK'nın 130. maddesi "Satış bedeli peşin ödenir. Ancak, icra memuru alıcıya on günü geçmemek üzere bir mühlet verebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 134/5. maddesi ise "Taşınmazı satın alanlar, ihaleye alacağa mahsuben iştirak etmemiş olmak kaydıyla, ihalenin feshi talep edilmiş olsa bile, satış bedelini derhal veya 130. maddeye göre verilen süre içinde nakden ödemek zorundadırlar." hükmünü,

İİK'nın "Paranın ödenmesi ve değerli eşyanın muhafazası" başlıklı 9/1. maddesi "İcra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödeme, Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülecek bankalarda icra ve iflas dairesi adına açılan hesaba yapılır..." hükmünü,

İİK'nın 133. maddesi "Taşınmaz kendisine ihale olunan kimse derhal veya verilen mühlet içerisinde parayı vermezse, ihale kararı icra müdürü tarafından kaldırılarak teminat akçesi alıcının ikinci fıkra gereğince mesul bulunduğu meblağa mahsup edilmek üzere alıkonulur. Kendisinden evvel en yüksek teklifte bulunan kimsenin ileri sürdüğü pey, 129 uncu maddenin aradığı şartlara uygun bulunması ve bu kimsenin adresinin de malum olması halinde bir muhtıra tebliğ edilerek arz ettiği bedelle taşınmaz kendisine teklif edilir ve üç gün zarfında almaya razı olursa ona ihale olunur. Razı olmaz veya cevapsız bırakılırsa veya bulunmazsa taşınmaz icra dairesince hemen artırmaya çıkarılır. Bu artırma ilgililere tebliğ edilmeyip yalnızca satıştan en az yedi gün önce yapılacak ilanla yetinilir. Bu artırmada, teklifin, 129 uncu maddedeki hükümlere uyması şartıyla taşınmaz en çok artırana ihale olunur." hükmünü içermektedir.

3. İhale bedeli alıcı tarafından peşin veya icra müdürünün on günü geçmemek üzere verdiği süre içinde (İİK md. 130) ödenmezse icra müdürü ihale kararını kendiliğinden kaldırır (İİK md. 133/1). İcra müdürü satış bedelinin ödenmesi için on günden az bir süre vermişse bu süreyi on günü geçmemek üzere uzatabilir. Ancak icra müdürü satış bedelinin ödenmesi için alıcıya on günlük bir süre vermişse artık bu süreyi uzatamaz; çünkü İİK'nın 130. maddesindeki on günlük süre kesindir (İİK md. 20). Buna rağmen icra müdürü on günlük süreden sonra yeni bir ek süre vermişse alıcı bu ek süre içinde satış bedelini ödese bile icra müdürü İİK'nın 133. maddesine göre ihale kararını kaldırmakla yükümlüdür (E. İlhan Postacıoğlu, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 2010, s.597, dn 147; Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Sema Taşpınar Ayvaz, Emel Hanağası, İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 2020, s.345).

4. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay genel kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. Bu yasal düzenleme gereğince, içtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay genel kurulları, daireleri ve adliye mahkemeleri için gerekçeleri ile açıklayıcı, sonucu ile bağlayıcı olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

5. 23.03.1955 tarihli ve 1955/1 Esas, 1955/5 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştime kararı ile "İhale tutarıyla, tellaliye resmi hemen veya verilen süre içinde ödenmediğinde, ihalenin satış memurluğunca resen bozulması (feshedilmesi) gerekir. Bozulmazsa şikâyet üzerine mercice ihalenin bozulmasının gerektiğine karar verilmesi lazımdır." şeklinde karar verilmiştir. İçtihadı Birleştirme kararının gerekçesinde İİK'nın 133. maddesine göre verilen mühlet zarfında para ödenmezse ihalenin feshedileceği, satış memurunun dosyayı resen tetkik edecek vakit bulamadığından dolayı ihale müddet hitamında feshedilmemiş ise verilen mehilden sonra müşteri (ihale alıcısı) para getirdiği zaman bunu kabul etmeyerek ihalenin feshine karar verilmesinin gerektiği, şayet satış memurunun bunu yapmayarak parayı alıp vezneye koymuş ise alakadarların mercie şikâyeti üzerine icra hâkimliğince bu muamelenin bozulmasına ve İİK'nın 133. maddesi uyarınca satış memurluğunca ihalenin feshi lüzumuna karar verilmesinin gerektiği, müddet (on günlük süre) geçtikten sonra verilen paranın kabul edilerek ihalenin tekemmül ettirilmesinin kanunun tayin ettiği müddetin satış memurluğunca uzatılması anlamına geleceği, böyle bir durumun müddetleri kesin olarak tespit eden İİK'nın ruhuna aykırı düşeceği, İİK'nın 20. maddesine göre müddetleri değiştiren mukavelelerin hükümsüz olduğu, bir an için bunun aksi kabul edilirse tatbikatta bir çok ihtilafların doğmasına ve işlerin sürüncemede kalmasına sebebiyet verileceği vurgulanmıştır.

6. İİK'da ilgililer için konulmuş süreler hak düşürücü niteliktedir. İİK'nın 7 ve 39. maddelerindeki iki istisnai hâlde konulmuş süreler zamanaşımı süresidir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, s.143). İİK'nın 19. maddesinde gün, ay ve yıl olarak belirtilen sürelerin nasıl hesaplanacağı düzenlenmiştir. Gün olarak belirtilen sürelerde ilk gün hesaba katılmaz. Resmî tatil günleri de süreye dahildir. Yani, sürenin içinde kalan resmî tatil günleri (örneğin Pazar günleri) de hesaba dahil edilir ve bundan dolayı süre uzatılmaz.

7. Somut olayda ise; Bakırköy 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/633 Esas ve 2021/455 Karar sayılı kararıyla ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir. Bakırköy 10. Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğunun 2021/5 Satış dosyasında sekiz adet taşınmaz satışa çıkarılmıştır. Bu taşınmazlardan şikâyet konusu olan İstanbul ili, Güngören ilçesi, Osmaniye Mahallesi, 1.27 ada, 8 parselde kayıtlı 2 No.lu bağımsız bölümün 1/2 hissesi Mustafa G., 1/2 hissesi Mahmut G. adına, İstanbul ili, Güngören ilçesi, Osmaniye Mahallesi, 1.27 ada, 8 parselde kayıtlı 4 No.lu bağımsız bölümün 1/2 hissesi Mustafa G., 1/2 hissesi Mahmut G. adına, İstanbul ili, Güngören ilçesi, Osmaniye Mahallesi, 8.0 ada, 604 parselde kayıtlı 3 No.lu bağımsız bölümün 2/3 hissesi Mustafa G., 1/3 hissesi Mahmut G. adına kayıtlıdır.

8. Satış dosyasında 24.06.2022 tarihli birinci açık artırmada İstanbul ili, Güngören ilçesi, Osmaniye Mahallesi, 1.27 ada, 8 parselde kayıtlı 2 No.lu bağımsız bölümün muhammen bedeli 2.500.000,00 TL olup hissedar Mustafa G. vekiline 1.701.000,00 TL bedelle, İstanbul ili, Güngören ilçesi, Osmaniye Mahallesi, 1.27 ada, 8 parselde kayıtlı 4 No.lu bağımsız bölümün muhammen bedeli 9.200.000,00 TL olup hissedar Mustafa G. vekiline 17.601.000,00 TL bedelle, İstanbul ili, Güngören ilçesi, Osmaniye Mahallesi, 8.0 ada, 604 parselde kayıtlı 3 No.lu bağımsız bölümün muhammen bedeli 3.100.000,00 TL olup hissedar Mustafa G. vekiline 7.100.000,00 TL bedelle ihale edilmiştir. İhale tutanaklarında ihale alıcısına ihale bedelini ödemesi için on günlük süre verilmiştir. İhale bedelleri satış memurluğu adına açılan banka hesabına on günlük süreden sonra 05.07.2022 tarihinde ödenmiştir. 06.07.2022 tarihinde satış memurluğunca İİK'nın 133. maddesine göre işlem yapılmıştır.

9. Şikâyet konusu ihalenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan İİK'nın 134/5. maddesi uyarınca ihale alıcısı ihale bedelini aynı Kanun'un 130. maddesine göre verilen on günlük kesin süre içinde nakden ödemek zorundadır. Nakdi ödemenin ise İİK'nın 9. maddesine göre satış memurluğu adına açılan banka hesabına on günlük kesin süre içinde yapılması gerekir. Şikâyetçi ihale alıcısı tarafından on günlük süre içinde kendi banka hesabından, satış memurluğu adına açılan banka hesabına EFT yapılması talimatı verilmiş ise de ihale bedelleri on günlük kesin süre içerisinde satış memurluğu adına açılan banka hesabına yatırılmamıştır. Satış memurluğunca, verilen on günlük kesin sürede ihale bedellerinin satış memurluğu hesabına yatırılıp yatırılmadığı incelenebilir. Satış memurluğunun bankacılık işlemlerini kontrol etme yükümlülüğü bulunmadığından, ihale alıcısı tarafından EFT talimatının zamanında yapılıp yapılmadığı incelenemez. Bu durumda ihale bedelinin süresinde yatırıldığının kabulü olanaksızdır.

10. O hâlde şikâyetçi ihale alıcısının üç adet taşınmaza ilişkin ihale bedellerini İİK'nın 130. maddesine göre verilen on günlük kesin süreden sonra ödediğinden satış memurluğunca İİK'nın 133. maddesine uygun işlem yapılması usul ve yasaya uygun olup şikâyetin reddine karar verilmesi gerekir.

11. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, ihale alıcısının ihale bedelini süresinde yatıramamasının ihale alıcısının kişisel kusurundan değil banka işlemlerinde yaşanan yoğunluktan kaynaklandığı, engelin ortadan kalktığı ertesi gün ihale bedellerinin ihale alıcısı tarafından satış dosyasına yatırıldığı, dolayısıyla ihale bedelinin süresinde yatırıldığının kabulü ile kararın bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul Çoğunluğu tarafından de bu görüş Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

12. Hâl böyle olunca İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olup onanması gerekir.

IX. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Şikâyetçi ihale alıcısı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

BİLGİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda bulunan 25 üyenin 24’ü ONAMA, 1’i ise BOZMA yönünde oy kullanmışlardır.