KANUN YOLU KESİNLİK SINIRI AÇISINDAN YABANCI PARA ALACAĞINDA KARARIN VERİLDİĞİ TARİHTEKİ DÖVİZ KURU ESAS ALINMALIDIR.
T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/1043
Karar No : 2025/3568
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 11.12.2023 (asıl karar), 27.12.2023 (ek karar)
SAYISI : 2023/2012 E., 2023/1818 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ve ek kararı davalılar Mustafa B. ve Hasip N. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.08.2017 tarihinde davalı Hasip N.'ya ait, davalı Mustafa B.'ın sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı olan araç ile davacı şirkete ait araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacıya ait ve Almanya'ya kayıtlı aracın kaza sonrası tamir masrafının Almanya'da bulunan I.E. Motorlu Araç Tekniği Müh. Bürosu tarafından düzenlenen 17.09.2017 tarihli bilirkişi raporuyla KDV dahil 3.366,40 Euro ve değer kaybının 3.643,00 Euro olarak tespit edildiğini, araç yabancı plakalı ve davacının ikametgahı Almanya'da olduğundan araçtaki zararın da Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.366,40 Euro hasar bedeli ve 3.643,00 Euro değer kaybı olmak üzere toplam 7.009,40 Euro maddi tazminatın sigorta şirketi yönünden 05.12.2017, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı TL olarak müştereken ve müteselsilen tahsiline, 749,79 Euro bilirkişi ücretinin yargılama giderlerine dahil edilek tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 2018/13 Esas, 2019/804 Karar sayılı ve 04.07.2019 tarihli kararıyla karşı aracın tam kusurlu olduğu, alınan asıl ve ek raporun benimsendiği gerekçesiyle yargılama aşamasında ödenen 495,19 Euro yönünden dava konusuz kaldığından bu kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bakiye 1.900,28 Euro hasar bedeli, 517 Euro değer kaybı olmak üzere toplam 2.417,28 TL Euro'nun davalı sigorta şirketi yönünden 05.12.2017 temerrüt tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı Türk Lirasının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 749,79 Euro ekspertiz giderinin yargılama giderinden sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalılar Mustafa B. ve Hasip N. vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli ve 2019/2933 Esas, 2022/1496 Karar sayılı ilamı ile mahkemece bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak, aracın kaza tarihinde Almanya ülkesindeki piyasa rayiç değerine göre inceleme yapılarak, hasarsız 2. el piyasa rayiç değeri ile onarılmış haldeki 2. el piyasa rayiç değerleri belirlenerek arasındaki farka göre değer kaybının hesaplanması ve Almanya ülkesi koşullarına göre gerçek zarar miktarının belirlenmesi yönünden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, haklarındaki maddi tazminat isteminin bir bölümü aynı nedenle reddedilen davalılar işleten ve sürücü ile davalı sigorta şirketi yararına tek vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği, esasa etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanmadan karar verilmiş olmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma kararının sebep ve şekline göre davalılar Hasip N. ve Mustafa B. vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrası ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kısmen kabulü ile yargılama aşamasında ödenen 495,19 Euro yönünden dava konusuz kaldığından bu kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bakiye 1.900,28 Euro hasar bedeli, 2.000 Euro değer kaybı olmak üzere toplam 3.900,28 Euro'nun davalı sigorta şirketi 05.12.2017 temerrüt tarihinden, Mustafa B. ve Hasip N. 09.08.2017 kaza tarihinden itibaren kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketi bakiye poliçe limiti 30.681,24 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı Türk Lirasının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine, İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2019/11149 Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür oluşturulmamasına, 749,79 Euro ekspertiz giderinin yargılama giderinden sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalılar Mustafa B. ve Hasip N. vekillerince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.12.2023 tarihli ve 2023/2012 Esas, 2023/1818 Karar sayılı kararıyla; dava tarihi 04.01.2018 olup 1 Euro karşılığının dava tarihine göre 4,5417 TL olduğu, mahkemece 3.900,28 Euronun tahsiline karar verilmiş olup reddedilen miktarın 3.109,12 Euro olduğu, hem kabul edilen hem reddedilen miktarların istinaf yolunun açık olup olmadığının belirlenmesi gereken tarihin dava tarihi olduğu, reddedilen miktarın dava tarihi itibariyle TL karşılığı 14.120,69 TL, kabul edilen miktarın dava tarihi itibariyle TL karşılığı 17.713,90 TL olup bu miktarlar karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında kaldığı gerekçesiyle davacı vekili ve davalılar Mustafa B. ile Hasip N. vekilinin istinaf dilekçelerinin reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.12.2023 tarihli kararına karşı davalılar Mustafa B. ve Hasip N. vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi 27.12.2023 tarihli ek kararı ile; 11.12.2023 tarihli kararın ön inceleme neticesi kesin olarak verildiği gerekçesiyle davalılar Mustafa B. ve Hasip N. vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar Mustafa B. ve Hasip N. vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ve ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, daha önce istinaf incelemesi görmüş davada verilen kararla kanun yoluna başvuru haklarının engellendiğini, yabancı para cinsinden görülen davalarda kanun yolu kesinlik sınırının dava değil karar tarihindeki kura göre belirlenmesi gerektiğini, karar tarihindeki kura göre kararın kesinlik sınırı üzerinde olduğununu belirterek ek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 09.08.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıya ait yabancı plakalı araçta oluşan hasar onarım bedeli ve değer kaybının, karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, işleteni ve sürücüsünden tahsili talepli yabancı para alacağına ilişkin davada, istinaf ve temyizde kesinlik sınırının dava tarihindeki kura göre mi karar tarihindeki kura göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.
Yabancı para alacağı, Türk Lirası dışındaki bir para birimine göre ödenmesi gereken para borçlarını ifade eder. Yabancı para alacağı ticari bir ilişkiden, sözleşmeden veya hukuka aykırı eylemlerden doğabilir. Yabancı para borcu 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili hükme göre; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir."
Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde yabancı para cinsinden tazminat talebinde bulunulmuştur. Bu talep yabancı paranın aynen ödenmesi talebi niteliğindedir. İlk Derece Mahkemesi de talep gibi yabancı paranın fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı Türk Lirasının davalılardan tahsiline dair hüküm kurmuştur.
Yabancı para alacakları bakımından kanun yoluna başvuru halinde hangi tarihteki yabancı para kurunun esas alınması gerektiği konusunda HMK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Kanun kesinlik sınırını Türk lirasını esas alarak belirlemiştir. Konuya ilişkin öğretide de görüş birliği bulunmamaktadır.
Kesinlik sınırı Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma ve bu bağlamda mahkemeye erişim hakkı ile doğrudan ilişkilidir.
Mahkeme kararlarının kanun yoluna tabi olup olmadığının tespiti, davanın açıldığı tarih ile hükmün verildiği tarih arasındaki kur değişimlerinden kaynaklanan belirsizliklerden olumsuz etkilenebilmektedir. Yabancı para alacaklarında kanun yoluna başvuru için öngörülen kesinlik sınırının hangi tarihteki kur esas alınarak uygulanması gerektiği konusu, kanunda açık hüküm bulunmaması nedeniyle yoruma ihtiyaç duyan bir konudur. Bu bağlamda mahkemeye erişim konusunda yasalarda yoruma açık bir hüküm bulunması halinde adil yargılanma hakkını mümkün kılan bir yorum benimsenmelidir. Adalete erişim hakkı sadece ilk derece mahkemeleri bakımından değil istinaf ve temyiz aşaması bakımından da geçerli olup mahkemeye erişimi aşırı derecede zorlaştıran bir yorum yapılması uygun olmayacaktır. Bu nedenle yabancı para alacağında mahkemenin kararını verdiği tarihte geçerli olan döviz kuru dikkate alınarak değerlendirme yapılması sonucuna ulaşılması, hakkaniyete uygun olacaktır.
Somut olayda; uyuşmazlık hakkında İlk Derece Mahkemesince yabancı para cinsinden hüküm kurulmuş olup temyize gelen davalılar yönünden hükmedilen ve istinaf istemine konu edilen dava değeri 3.900,28 Euro olup İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2023 olan karar tarihi itibarıyla Euro/TL kurunun 28.9135 TL olduğu, 3.900,28 Euronun hüküm tarihi itibarıyla değerinin 112.770,74 TL olduğu, Mahkemenin dava olunan şeyin karar tarihindeki değerine göre istinaf sınırının değerlendirilmesi ile 112.770,74 TL'nin istinaf kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesince 26.09.2023 tarihinde verilen karara karşı istinaf yolu açık olup Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf dilekçelerinin reddine dair 11.12.2023 tarihli kararına karşı davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine dair verilen 27.12.2023 tarihli ek kararın kaldırılması gerekmiştir.
Şu hâlde; Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmemesi usule aykırı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 27.12.2023 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA,
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 11.12.2023 tarihli kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılar Mustafa B. ve Hasip N.'ya iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Kadri Özerdoğan Ali Çolak Hüseyin Tuztaş Yunus Yılmaz Ömer Faruk Aydıner
İÇTİHAT YORUMU : Tarafımızca daha önce yapılan “Yabancı para alacağına ilişkin bir davada verilen hükmün kanun yolu kesinlik sınırının dava tarihindeki kura göre mi yoksa karar tarihindeki kura göre mi tespit edilmesi” gerektiği konusundaki Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi kararları arasındaki 07.11.2019 başvuru tarihli içtihat aykırılıklarının giderilmesi yolundaki talebimiz, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’nun 09.12.2021 tarihli ve 338 sayılı Kararı ile “Aykırılık bulunduğu ileri sürülen kararlar arasında içtihat aykırılığı sonucunu doğuracak sürekli bir durum mevcut olmadığı anlaşıldığından içtihatları birleştirme yoluna gidilmesine gerek olmadığı” gerekçesi ile oy birliği reddedilmiştir.
07.11.2019 başvuru tarihli içtihat aykırılıklarının giderilmesi yolundaki talep dilekçemiz ve sonucu için bkz.
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’nun 09.12.2021 tarihli ve 338 sayılı Kararı, doktrinde şu şekilde eleştiri konusu yapılmıştır.
“Yargıtay hukuk dairelerinin yabancı para alacaklarında temyiz kesinlik sınırının uygulanmasında dikkate alınacak döviz kuru için farklı tarihleri dikkate alması ve aynı hukuki konuda çelişen kararlar vermesi, yargı organları tarafından sağlanması gereken hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini ihlal etmektedir. Daha önce Yargıtay Başkanlar Kurulu bu konuda sürekli bir çelişki durumu olmadığı gerekçesiyle içtihatların birleştirilmesi talebini reddetmişse de ülkede hukuk birliğinin sağlanması ve hukukun geliştirilmesi görevi olan Yargıtay’ın Anayasa’ya, temel hak ve hürriyetlere ve hukuki korunma talebinde bulunan kişilerin menfaatlerini koruyan amaçsal bir yorumla içtihadı birleştirme kararı vermesinde fayda bulunmaktadır.” (AKKAYA, Tolga, Yabancı Para Alacaklarında İstinaf ve Temyizde Kesinlik Sınırının Uygulanması, Prof. Dr. Baki Kuru Anısına Armağan, C: I, Ankara, 2025, s. 73)
EK BİLGİ : Bu konu ile bağlantılı olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile düzenlenen istinaf ve temyize ilişkin kesinlik ve parasal sınırların belirlenmesinde, dava tarihi yerine hükmün verildiği tarihin esas alınmasına ilişkin ibare Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. (AYM., 04.12.2024, 2023/182 E. - 2024/203 K. - RG., 30.01.2025, S: 32798)
EK BİLGİ : 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanunun 20. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1’inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
“(2) 200’üncü ve 201’inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341’inci, 362’nci ve 369’uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.”
Konu kısmen çözülmüş gibi görünse de, derdest davalar açısından sorun devam etmektedir. Bu yüzden, bu konuda yapılacak bir içtihatların birleştirilmesi başvurusunun görüşülerek sonuçlandırılmasının zorunlu olduğu kanaatindeydik.
Bu yüzden tarafımızca, yeniden içtihatların birleştirilmesi başvurusunda bulunulmuştur.
“Yabancı para alacağına ilişkin bir dava veya takip için verilen hükmün kanun yolu kesinlik sınırının dava veya takip tarihindeki kura göre mi yoksa karar tarihindeki kura göre mi tespit edilmesi” gerektiği konusundaki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (Karşı Oylu), Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi kararları arasındaki 20.05.2025 başvuru tarihli içtihat aykırılıklarının giderilmesi yolundaki talebimiz, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’nun 09.12.2025 tarihli ve 267 sayılı Kararı ile “Aykırılık bulunduğu ileri sürülen kararlar arasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ek 1. maddesinin ikinci fıkrasında ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ek 1. maddesinin ikinci fıkrasında 7550 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında anılan konu bakımından daireler arasındaki içtihat farklılığı nihayete erdiğinden içtihatları birleştirme yoluna gidilmesine gerek olmadığı” gerekçesi ile oy birliği reddedilmiştir.
20.05.2025 başvuru tarihli içtihat aykırılıklarının giderilmesi yolundaki talep dilekçemiz ve sonucu için bkz.
Kanımızca, 7550 sayılı Kanun değişikliği öncesinde açılan davalar açısından içtihat farklılığı devam etmektedir. Yargıtay Birinci Başkanlığı bu konu açısından sorunu çözümsüz bırakmıştır.
KANUN YOLU KESİNLİK SINIRI AÇISINDAN YABANCI PARA ALACAĞINDA KARARIN VERİLDİĞİ TARİHTEKİ DÖVİZ KURU ESAS ALINMALIDIR.
T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/1043
Karar No : 2025/3568
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 11.12.2023 (asıl karar), 27.12.2023 (ek karar)
SAYISI : 2023/2012 E., 2023/1818 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ve ek kararı davalılar Mustafa B. ve Hasip N. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.08.2017 tarihinde davalı Hasip N.'ya ait, davalı Mustafa B.'ın sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı olan araç ile davacı şirkete ait araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacıya ait ve Almanya'ya kayıtlı aracın kaza sonrası tamir masrafının Almanya'da bulunan I.E. Motorlu Araç Tekniği Müh. Bürosu tarafından düzenlenen 17.09.2017 tarihli bilirkişi raporuyla KDV dahil 3.366,40 Euro ve değer kaybının 3.643,00 Euro olarak tespit edildiğini, araç yabancı plakalı ve davacının ikametgahı Almanya'da olduğundan araçtaki zararın da Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.366,40 Euro hasar bedeli ve 3.643,00 Euro değer kaybı olmak üzere toplam 7.009,40 Euro maddi tazminatın sigorta şirketi yönünden 05.12.2017, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı TL olarak müştereken ve müteselsilen tahsiline, 749,79 Euro bilirkişi ücretinin yargılama giderlerine dahil edilek tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 2018/13 Esas, 2019/804 Karar sayılı ve 04.07.2019 tarihli kararıyla karşı aracın tam kusurlu olduğu, alınan asıl ve ek raporun benimsendiği gerekçesiyle yargılama aşamasında ödenen 495,19 Euro yönünden dava konusuz kaldığından bu kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bakiye 1.900,28 Euro hasar bedeli, 517 Euro değer kaybı olmak üzere toplam 2.417,28 TL Euro'nun davalı sigorta şirketi yönünden 05.12.2017 temerrüt tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı Türk Lirasının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 749,79 Euro ekspertiz giderinin yargılama giderinden sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalılar Mustafa B. ve Hasip N. vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.10.2022 tarihli ve 2019/2933 Esas, 2022/1496 Karar sayılı ilamı ile mahkemece bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak, aracın kaza tarihinde Almanya ülkesindeki piyasa rayiç değerine göre inceleme yapılarak, hasarsız 2. el piyasa rayiç değeri ile onarılmış haldeki 2. el piyasa rayiç değerleri belirlenerek arasındaki farka göre değer kaybının hesaplanması ve Almanya ülkesi koşullarına göre gerçek zarar miktarının belirlenmesi yönünden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, haklarındaki maddi tazminat isteminin bir bölümü aynı nedenle reddedilen davalılar işleten ve sürücü ile davalı sigorta şirketi yararına tek vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği, esasa etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanmadan karar verilmiş olmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma kararının sebep ve şekline göre davalılar Hasip N. ve Mustafa B. vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrası ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kısmen kabulü ile yargılama aşamasında ödenen 495,19 Euro yönünden dava konusuz kaldığından bu kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bakiye 1.900,28 Euro hasar bedeli, 2.000 Euro değer kaybı olmak üzere toplam 3.900,28 Euro'nun davalı sigorta şirketi 05.12.2017 temerrüt tarihinden, Mustafa B. ve Hasip N. 09.08.2017 kaza tarihinden itibaren kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketi bakiye poliçe limiti 30.681,24 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı Türk Lirasının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine, İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2019/11149 Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür oluşturulmamasına, 749,79 Euro ekspertiz giderinin yargılama giderinden sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalılar Mustafa B. ve Hasip N. vekillerince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.12.2023 tarihli ve 2023/2012 Esas, 2023/1818 Karar sayılı kararıyla; dava tarihi 04.01.2018 olup 1 Euro karşılığının dava tarihine göre 4,5417 TL olduğu, mahkemece 3.900,28 Euronun tahsiline karar verilmiş olup reddedilen miktarın 3.109,12 Euro olduğu, hem kabul edilen hem reddedilen miktarların istinaf yolunun açık olup olmadığının belirlenmesi gereken tarihin dava tarihi olduğu, reddedilen miktarın dava tarihi itibariyle TL karşılığı 14.120,69 TL, kabul edilen miktarın dava tarihi itibariyle TL karşılığı 17.713,90 TL olup bu miktarlar karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında kaldığı gerekçesiyle davacı vekili ve davalılar Mustafa B. ile Hasip N. vekilinin istinaf dilekçelerinin reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.12.2023 tarihli kararına karşı davalılar Mustafa B. ve Hasip N. vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi 27.12.2023 tarihli ek kararı ile; 11.12.2023 tarihli kararın ön inceleme neticesi kesin olarak verildiği gerekçesiyle davalılar Mustafa B. ve Hasip N. vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar Mustafa B. ve Hasip N. vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ve ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, daha önce istinaf incelemesi görmüş davada verilen kararla kanun yoluna başvuru haklarının engellendiğini, yabancı para cinsinden görülen davalarda kanun yolu kesinlik sınırının dava değil karar tarihindeki kura göre belirlenmesi gerektiğini, karar tarihindeki kura göre kararın kesinlik sınırı üzerinde olduğununu belirterek ek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 09.08.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıya ait yabancı plakalı araçta oluşan hasar onarım bedeli ve değer kaybının, karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, işleteni ve sürücüsünden tahsili talepli yabancı para alacağına ilişkin davada, istinaf ve temyizde kesinlik sınırının dava tarihindeki kura göre mi karar tarihindeki kura göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.
Yabancı para alacağı, Türk Lirası dışındaki bir para birimine göre ödenmesi gereken para borçlarını ifade eder. Yabancı para alacağı ticari bir ilişkiden, sözleşmeden veya hukuka aykırı eylemlerden doğabilir. Yabancı para borcu 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili hükme göre; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir."
Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde yabancı para cinsinden tazminat talebinde bulunulmuştur. Bu talep yabancı paranın aynen ödenmesi talebi niteliğindedir. İlk Derece Mahkemesi de talep gibi yabancı paranın fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı Türk Lirasının davalılardan tahsiline dair hüküm kurmuştur.
Yabancı para alacakları bakımından kanun yoluna başvuru halinde hangi tarihteki yabancı para kurunun esas alınması gerektiği konusunda HMK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Kanun kesinlik sınırını Türk lirasını esas alarak belirlemiştir. Konuya ilişkin öğretide de görüş birliği bulunmamaktadır.
Kesinlik sınırı Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma ve bu bağlamda mahkemeye erişim hakkı ile doğrudan ilişkilidir.
Mahkeme kararlarının kanun yoluna tabi olup olmadığının tespiti, davanın açıldığı tarih ile hükmün verildiği tarih arasındaki kur değişimlerinden kaynaklanan belirsizliklerden olumsuz etkilenebilmektedir. Yabancı para alacaklarında kanun yoluna başvuru için öngörülen kesinlik sınırının hangi tarihteki kur esas alınarak uygulanması gerektiği konusu, kanunda açık hüküm bulunmaması nedeniyle yoruma ihtiyaç duyan bir konudur. Bu bağlamda mahkemeye erişim konusunda yasalarda yoruma açık bir hüküm bulunması halinde adil yargılanma hakkını mümkün kılan bir yorum benimsenmelidir. Adalete erişim hakkı sadece ilk derece mahkemeleri bakımından değil istinaf ve temyiz aşaması bakımından da geçerli olup mahkemeye erişimi aşırı derecede zorlaştıran bir yorum yapılması uygun olmayacaktır. Bu nedenle yabancı para alacağında mahkemenin kararını verdiği tarihte geçerli olan döviz kuru dikkate alınarak değerlendirme yapılması sonucuna ulaşılması, hakkaniyete uygun olacaktır.
Somut olayda; uyuşmazlık hakkında İlk Derece Mahkemesince yabancı para cinsinden hüküm kurulmuş olup temyize gelen davalılar yönünden hükmedilen ve istinaf istemine konu edilen dava değeri 3.900,28 Euro olup İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2023 olan karar tarihi itibarıyla Euro/TL kurunun 28.9135 TL olduğu, 3.900,28 Euronun hüküm tarihi itibarıyla değerinin 112.770,74 TL olduğu, Mahkemenin dava olunan şeyin karar tarihindeki değerine göre istinaf sınırının değerlendirilmesi ile 112.770,74 TL'nin istinaf kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesince 26.09.2023 tarihinde verilen karara karşı istinaf yolu açık olup Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf dilekçelerinin reddine dair 11.12.2023 tarihli kararına karşı davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine dair verilen 27.12.2023 tarihli ek kararın kaldırılması gerekmiştir.
Şu hâlde; Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmemesi usule aykırı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 27.12.2023 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA,
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 11.12.2023 tarihli kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılar Mustafa B. ve Hasip N.'ya iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Kadri Özerdoğan Ali Çolak Hüseyin Tuztaş Yunus Yılmaz Ömer Faruk Aydıner
İÇTİHAT YORUMU : Tarafımızca daha önce yapılan “Yabancı para alacağına ilişkin bir davada verilen hükmün kanun yolu kesinlik sınırının dava tarihindeki kura göre mi yoksa karar tarihindeki kura göre mi tespit edilmesi” gerektiği konusundaki Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi kararları arasındaki 07.11.2019 başvuru tarihli içtihat aykırılıklarının giderilmesi yolundaki talebimiz, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’nun 09.12.2021 tarihli ve 338 sayılı Kararı ile “Aykırılık bulunduğu ileri sürülen kararlar arasında içtihat aykırılığı sonucunu doğuracak sürekli bir durum mevcut olmadığı anlaşıldığından içtihatları birleştirme yoluna gidilmesine gerek olmadığı” gerekçesi ile oy birliği reddedilmiştir.
07.11.2019 başvuru tarihli içtihat aykırılıklarının giderilmesi yolundaki talep dilekçemiz ve sonucu için bkz.
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’nun 09.12.2021 tarihli ve 338 sayılı Kararı, doktrinde şu şekilde eleştiri konusu yapılmıştır.
“Yargıtay hukuk dairelerinin yabancı para alacaklarında temyiz kesinlik sınırının uygulanmasında dikkate alınacak döviz kuru için farklı tarihleri dikkate alması ve aynı hukuki konuda çelişen kararlar vermesi, yargı organları tarafından sağlanması gereken hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini ihlal etmektedir. Daha önce Yargıtay Başkanlar Kurulu bu konuda sürekli bir çelişki durumu olmadığı gerekçesiyle içtihatların birleştirilmesi talebini reddetmişse de ülkede hukuk birliğinin sağlanması ve hukukun geliştirilmesi görevi olan Yargıtay’ın Anayasa’ya, temel hak ve hürriyetlere ve hukuki korunma talebinde bulunan kişilerin menfaatlerini koruyan amaçsal bir yorumla içtihadı birleştirme kararı vermesinde fayda bulunmaktadır.” (AKKAYA, Tolga, Yabancı Para Alacaklarında İstinaf ve Temyizde Kesinlik Sınırının Uygulanması, Prof. Dr. Baki Kuru Anısına Armağan, C: I, Ankara, 2025, s. 73)
EK BİLGİ : Bu konu ile bağlantılı olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile düzenlenen istinaf ve temyize ilişkin kesinlik ve parasal sınırların belirlenmesinde, dava tarihi yerine hükmün verildiği tarihin esas alınmasına ilişkin ibare Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. (AYM., 04.12.2024, 2023/182 E. - 2024/203 K. - RG., 30.01.2025, S: 32798)
EK BİLGİ : 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanunun 20. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1’inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
“(2) 200’üncü ve 201’inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341’inci, 362’nci ve 369’uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.”
Konu kısmen çözülmüş gibi görünse de, derdest davalar açısından sorun devam etmektedir. Bu yüzden, bu konuda yapılacak bir içtihatların birleştirilmesi başvurusunun görüşülerek sonuçlandırılmasının zorunlu olduğu kanaatindeydik.
Bu yüzden tarafımızca, yeniden içtihatların birleştirilmesi başvurusunda bulunulmuştur.
“Yabancı para alacağına ilişkin bir dava veya takip için verilen hükmün kanun yolu kesinlik sınırının dava veya takip tarihindeki kura göre mi yoksa karar tarihindeki kura göre mi tespit edilmesi” gerektiği konusundaki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (Karşı Oylu), Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi kararları arasındaki 20.05.2025 başvuru tarihli içtihat aykırılıklarının giderilmesi yolundaki talebimiz, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’nun 09.12.2025 tarihli ve 267 sayılı Kararı ile “Aykırılık bulunduğu ileri sürülen kararlar arasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ek 1. maddesinin ikinci fıkrasında ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ek 1. maddesinin ikinci fıkrasında 7550 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında anılan konu bakımından daireler arasındaki içtihat farklılığı nihayete erdiğinden içtihatları birleştirme yoluna gidilmesine gerek olmadığı” gerekçesi ile oy birliği reddedilmiştir.
20.05.2025 başvuru tarihli içtihat aykırılıklarının giderilmesi yolundaki talep dilekçemiz ve sonucu için bkz.
Kanımızca, 7550 sayılı Kanun değişikliği öncesinde açılan davalar açısından içtihat farklılığı devam etmektedir. Yargıtay Birinci Başkanlığı bu konu açısından sorunu çözümsüz bırakmıştır.

