TMK 226/2 VE 240 HÜKÜMLERİ AÇISINDAN HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE VE ZAMANAŞIMI İŞLEMEZ.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2025/4456
Karar No : 2025/7122
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/781 E., 2024/946 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kural olarak, mal rejimi sona erdiğinde eşlerin ya da mirasçılarının tasfiye davası sonucunda katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı hakları doğar. Eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamaz. Mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp şahsi alacak hakkıdır (TMK md. 227/1, 231, 236/1, YİBGK'nun 07.10.1953 tarih ve 1953/8 Esas, 1953/7 Karar sayılı kararı).
3. TMK'nin 239/1. maddesi "... Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir…” şeklinde düzenlenmiş olup aynı Kanun'un 226/3. maddesinde ise "... Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler. ..." hükmüne yer verilmiştir. Anılan kanuni düzenlemelerden de anlaşılacağı gibi, borcun ayın olarak ödenmesi borçlu eşe tanınmış bir haktır. Başka bir anlatımla, tasfiye alacaklısı ayrık durumlar hariç ayni hak isteğinde bulunamaz, ancak borçlu eş isterse, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava sonuçlanıncaya kadar borcunu ayın olarak ödemeyi kabul edebilir.
4. Açıklanan bu kuralın istisnaları TMK'nin 226/2. maddesinde düzenlenen alacaklı eşin tasfiyeye konu paylı malda üstün yararını kanıtlaması ve aynı Kanun'un 240. maddesinde düzenlenen aile konutu veya eşyanın söz konusu olması halinde tahdidi olarak belirtilmiş olup, temyize konu davadaki somut olayda, açıklanan istisnai durumlar da mevcut değildir.
5. Ayrıca, kural olarak aynî haklarda hak düşürücü süre ve zamanaşımı işlemez (Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman, Prof. Dr. Özer Seliçi, Prof. Dr. Saibe Oktay Özdemir, Eşya Hukuku, Filiz Kitabevi, 2004, s. 23.).
6. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca davacı erkek vekilinin tapu iptali ve tescil talebine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Mahkemece, aynî haklarda kural olarak zamanaşımı işlemeyeceği kuralı göz ardı edilerek davacının tapu iptali ve tescil talebi yönünden de zamanaşımın dolduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde, Mahkemece yazılı gerekçeyle ret kararı verilmesi doğru değilse de, mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp şahsi alacak hakkı niteliğinde olduğundan ve somut olayda yukarıda açıklanan ayni hak istenemeyeceği kuralının istinasları da bulunmadığından ret kararı sonuç itibari ile doğrudur.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, HMK'nin 370/4. maddesi hükmü gereğidir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı erkek vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Mehmet Kasım Çetin Çetin Durak Sevil Kartal Hatıran Alper Necmi Apaydın
TMK 226/2 VE 240 HÜKÜMLERİ AÇISINDAN HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE VE ZAMANAŞIMI İŞLEMEZ.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2025/4456
Karar No : 2025/7122
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/781 E., 2024/946 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kural olarak, mal rejimi sona erdiğinde eşlerin ya da mirasçılarının tasfiye davası sonucunda katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı hakları doğar. Eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamaz. Mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp şahsi alacak hakkıdır (TMK md. 227/1, 231, 236/1, YİBGK'nun 07.10.1953 tarih ve 1953/8 Esas, 1953/7 Karar sayılı kararı).
3. TMK'nin 239/1. maddesi "... Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir…” şeklinde düzenlenmiş olup aynı Kanun'un 226/3. maddesinde ise "... Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler. ..." hükmüne yer verilmiştir. Anılan kanuni düzenlemelerden de anlaşılacağı gibi, borcun ayın olarak ödenmesi borçlu eşe tanınmış bir haktır. Başka bir anlatımla, tasfiye alacaklısı ayrık durumlar hariç ayni hak isteğinde bulunamaz, ancak borçlu eş isterse, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava sonuçlanıncaya kadar borcunu ayın olarak ödemeyi kabul edebilir.
4. Açıklanan bu kuralın istisnaları TMK'nin 226/2. maddesinde düzenlenen alacaklı eşin tasfiyeye konu paylı malda üstün yararını kanıtlaması ve aynı Kanun'un 240. maddesinde düzenlenen aile konutu veya eşyanın söz konusu olması halinde tahdidi olarak belirtilmiş olup, temyize konu davadaki somut olayda, açıklanan istisnai durumlar da mevcut değildir.
5. Ayrıca, kural olarak aynî haklarda hak düşürücü süre ve zamanaşımı işlemez (Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman, Prof. Dr. Özer Seliçi, Prof. Dr. Saibe Oktay Özdemir, Eşya Hukuku, Filiz Kitabevi, 2004, s. 23.).
6. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca davacı erkek vekilinin tapu iptali ve tescil talebine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Mahkemece, aynî haklarda kural olarak zamanaşımı işlemeyeceği kuralı göz ardı edilerek davacının tapu iptali ve tescil talebi yönünden de zamanaşımın dolduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde, Mahkemece yazılı gerekçeyle ret kararı verilmesi doğru değilse de, mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp şahsi alacak hakkı niteliğinde olduğundan ve somut olayda yukarıda açıklanan ayni hak istenemeyeceği kuralının istinasları da bulunmadığından ret kararı sonuç itibari ile doğrudur.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, HMK'nin 370/4. maddesi hükmü gereğidir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı erkek vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Mehmet Kasım Çetin Çetin Durak Sevil Kartal Hatıran Alper Necmi Apaydın

