KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde yayınlanan tüm içerik telif yasaları ve Türk Patent Enstitüsü kapsamında koruma altındadır. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın kullanımından doğabilecek zararlar için KARAMERCAN HUKUK Bürosu hiçbir sorumluluk kabul etmez. www.karamercanhukuk.com/yargitay-kararlari/ internet adresinde paylaşılan Yargıtay Kararları’nın link verilmeden bir başka anlatımla www.karamercanhukuk.com internet adresinden alındığı belirtilmeksizin kopyalanması, paylaşılması ve kullanılması YASAKTIR. KARAMERCAN HUKUK Bürosu internet sitesini ziyaret etmekle, yukarıda belirtilen kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Yazdır

YÖNETİM KURULU ÜYESİNİN OYDAN YASAKLILIK HÂLİNİN MAHKEMECE RE'SEN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİR.

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ

Esas No       : 2024/2936
Karar No      : 2025/3217

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

Y A R G I T A Y   İ L  M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ                       : 
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
TARİHİ                                 : 18.01.2024
SAYISI                                 : 2020/1772 Esas, 2024/62 Karar

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 06.05.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat O.T. ve davalı vekili Avukat T.Y. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 11.09.2019 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 4, 5, 7 ve 8 numaralı kararların kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek butlanının tespitine ve/veya iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 2017 yılına dair olağan genel kurul toplantısının 08.08.2018 tarihinde yapıldığı ancak bu toplantının davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 420. maddesine göre erteleme talep etmesi nedeni ile ertelendiği, TTK'nın 420/1 hükmü uyarınca izleyen toplantı için şirketin internet adresinde ilân yapıldığı, ilâna ilişkin ekran görüntüsünün de dosyaya sunulduğu, davacı yan tarafından faaliyet raporunun detayı ve şirket işleri ile ilgili olarak sorular sorulduğu ve cevaplandırıldığı, bilgi alma, inceleme, değerlendirme ve dolayısı ile müzakerenin gerçekleşmiş olduğu, bu durumda somut olayda dürüst hesap verme ilkesine aykırılığın davacı yanca ispatlanamadığı, dava konusu bilanço, finansal tablolar ve kâr/zarar hesaplarının onaylanmasına dair 2 no.lu genel kurul kararı yönünden; bilirkişi kurulu raporunun mâli inceleme bölümünde yapılan tespitlere göre; davalı şirketin 2016 ve 2017 yılında gerçekleşen değerlerine göre cari oranının, genel kabul görmüş oranların altında kaldığı, davalı şirketin net çalışma sermayesinin yetersiz olduğu, hazır değerler oranından işletmenin, likidite sıkıntısı içerisinde olduğu, davalı şirketin 2016 yılında borçlar / özkaynaklar oranının %484 olarak, 2017 yılında %231 olarak gerçekleştiği, 2017 yılında %100 oranında bir iyileşme olsa da gerçekleşen oranların davalı şirketin mali durumunun iyi olmadığı gibi pek çok hususun finansal tablolardan tespit edilebildiği, bilakis finansal tabloların şirket aleyhine durumları da gösterdiği görüldüğünden ve ilave bir usulsüzlük de tespit edilemediğinden, finansal tabloların onaylanmamasını gerektirecek bir halin ispatlanamadığı, dolayısı ile butlanının tespiti-iptalinin istenemeyeceği, kârın kullanımına ilişkin 3 no.lu genel kurul kararı yönünden; davalı şirketin mâli yapısının uygun olup olmadığının tespitinin gerektiği, mâli inceleme ve tespitlerde şirketin öz kaynaklarının yetersiz olduğu, sermaye ihtiyacı bulunduğu, sermaye ihtiyacı olan bir işletmenin kâr dağıtımından bahsedilemeyeceği, dolayısı ile butlanının tespiti-iptalinin istenemeyeceği, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4 no.lu genel kurul kararı yönünden; ibranın genel kurulun yönetim kurulu üyeleri hakkında bir irade açıklaması olduğu, genel kurulun ibra kararı ile yönetim kurulu üyelerini ilgili dönemdeki faaliyetleri sebebi ile sorumlu tutmayacağını açıkladığı, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının sorumluluk davasına etkisinin ibranın doğal ve kanuni sonucu olduğu, salt bu yönden sorumluluk davalarını ve tazminat taleplerini sona erdirecek oluşunun ibra kararının geçersizliğine etki etmeyeceği, ortakların aldığı ibra kararının karara muhalif pay sahiplerinin açacağı sorumluluk davaları yönünden etki göstermeyeceği, ayrıca yönetim kurulu üyelerinin şirket menfaatlerine aykırı davrandığı iddiasının da ispatlanmadığı, derdest davaların varlığının anılan iddianın kabulü için yeterli sebep teşkil etmeyeceği, yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesine ilişkin 5 no.lu genel kurul kararı yönünden; yönetim kurulu üyelerinin şirket menfaatlerine aykırı davrandığının somut olarak ispatlanmadığı, bağımsız denetçi seçimine ilişkin 7 no.lu genel kurul kararı yönünden; bağımsız denetçinin uzun yıllardır görev yapması sonucunda tarafsızlığını kaybettiğinin somut olarak ispatlanmadığı, TTK'nın 395 ve 396. maddeleri gereğince yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin 8 no.lu genel kurul kararı yönünden; yöneticilerin almış oldukları izin ve yetkiyi kötüye kullanacaklarına dair herhangi bir somut veriye rastlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının butlanının tespiti/ iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2. Genel kurul karar tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 395. maddesiyle yönetim kurulu üyelerine anonim şirketle ticari işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı, 396. maddesiyle de şirketin işletme konusuna giren işlerde rekabet yapma yasağı getirilmiştir. Genel kurul, yönetim kurulu üyelerinin tamamı veya biri veyahut bir kaçı için bu yasakların kaldırılmasına izin verebilir. Ancak, TTK'nın 395 ve 396. maddeleri çerçevesinde alınan kararlarda, hakkında izin verilen yönetim kurulu üyesi oy kullanamayacağı gibi anılan kararlar, ortak ile şirket arasındaki şahsi bir iş niteliğinde bulunduğundan somut olaya uygulanması gereken TTK'nın 436/1. maddesinde sayılan yakınların da bu kararların alınmasında oy kullanmaları mümkün bulunmamaktadır. Bununla birlikte, TTK'nın 436/1 hükmü gereğince yönetim kurulu üyesi, TTK'nın 395-396. maddesi gereğince izin verilmesi hususunda kendi lehine oy kullanamaz ise de diğer yönetim kurulu üyeleri için yapılan oylamada oy kullanabilir. Oydan yasaklılık halinin mahkemece resen değerlendirilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında, davalı şirketin 11.09.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan 8 numaralı kararda TTK'nın 395 ve 396. maddeleri kapsamında kendilerine izin verilen kişiler ile karara olumlu oy kullanan kişiler aralarındaki bağlantı/yakınlık belirlenerek oydan yasaklılık hallerinin ve buradan ulaşılacak sonuca göre alınan kararın yok hükmünde olup olmadığının tespiti gerekirken bu yönde bir inceleme yapılmaksızın hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ : Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan V.                             Üye                            Üye                       Üye                  Üye   
 Hafize Gülgün Vuraloğlu      Dr. Orhan Sekmen     Mikail Özdemir     İsmail Yavuz     Okan Albayrak