KISMÎ ISLAH DİLEKÇESİ İLE DAVA DİLEKÇESİNDE BULUNMAYAN YENİ BİR TALEP EKLENEBİLİR.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/10051
Karar No : 2025/6212
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/325 E., 2024/1137 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, kadın lehine kabul edilen tazminatlar, kadın lehine kabul edilen yoksulluk nafakası, kabul edilen ziynet alacağı yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince kadın tarafından açılan boşanma ve ziynet alacağı davasının yapılan yargılaması sonucunda, davacı kadının ziynet alacağı davasının kısmen kabulü ile 4 adet tam altın (12.240,00 TL), 3 adet yarım altın (4.590,00 TL), 8 adet çeyrek altın (6.120,00 TL), 1 adet beşi bir yerde altın (15.670,00 TL), 400,00 TL nakit para, 200 dolar (1.493,60 TL) , 1 adet 22 ayar 20 gr. desenli bilezik (8.596,00 TL), 2 adet 22 ayar 17'şer gr'dan toplam 34 gr bilezik (14.613,20 TL) , 3 adet 22 ayar 15 gram 45 gram ikili burma (19.341,00 TL ,2 adet 22 ayar tanesi 8'er gr'dan toplam 16 gr künye (6.876,80 TL) , 3 adet 14 ayar 7 gr. dan toplam 21 gram bilezik (9.025,80 TL), 1 adet 14 ayar ortalama 10 gram papatya modeli yüzük küpe takımı (2.660,00 TL), 1 adet 14 ayar 20 gr. set takımı nın (5.320,00 TL) mümkünse aynen, mümkün olmadığı takdirde 500,00 TL'ye dava tarihi olan 14.09.2020 tarihinden itibaren, 106.446,40 TL TL'ye ıslah tarihi olan 02.06.2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacı kadına verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Kararın davalı erkek vekili tarafından kabul edilen ziynet alacağı yönünden istinaf yoluna başvurulması üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince, ''...Mahkemece kısmen kabul kararı verilmesinin isabetli olduğu Mahkemece kabul edilen diğer ziynetler yanında 3 adet 22 ayar 15'er gramdan toplam 45 gram ikili burma bileziğe ve 3 adet 14 ayar 7'şer gramdan toplam 21 gram hediyelik bileziğe de hükmedildiği, ancak bu ziynetlerin somut şekilde ayar, gram ve değerlerinin yazılı olduğu halde karar yerinde ikili burma bileziklere yönelik bentte "bilezik" ibaresinin ve hediyelik bileziklere yönelik bentte "hediyelik bilezik" ibarelerinin yazılmamasının mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğu dikkate alındığında bu hususların sonuca etkili görülmediği, maddi hataya değinilmekle yetinildiği...'' gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar davalı erkek tarafından kabul edilen ziynet alacağı yönünden temyiz edilmiştir.
Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. (6100 sayılı Kanun md. 176/1-2). Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir (6100 sayılı Kanun md. 177/3) Davacı veya davalı dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu ıslah ile değiştirebilir. 6100 sayılı HMK.'nun 181 inci maddesine göre kısmen ıslah mümkündür. Kısmi ıslah dilekçesi ile, davacı dava açarken talep etmeyi unuttuğu veya sonradan talep etme ihtiyacı hissettiği taleplerini, dava dilekçesinde belirttiği miktarları arttırabileceği gibi dava dilekçesinde bulunmayan yeni bir talebi de ekleyebilir. Islahla yapılabilecek olan bu işlem yerine davacının ek davayı açmaya zorlanması usul ekonomisine aykırıdır. 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi hükmüne göre, mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Dava konusunu, davacı belirler. Mahkeme de ancak davacı tarafından belirlenen konuda karar verebilir. Mahkemece, davacının talebinden fazlasına da karar verilemez. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır.
Yapılan incelemede; somut olayda davacı kadın vekili tarafından sunulan ziynet eşyalarının somutlaştırıldığı 27.01.2021 tarihli dilekçesi ile, 8 adet 22 ayar 2'li burma bilezik, 1 adet 22 ayar kalın bilezik, 2 adet 22 ayar normal bilezik, 2 adet 22 ayar künye, 1 adet beşi bir yerde, 1 adet 22 ayar çiçekli yüzük ve küpe seti, 1 adet 22 ayar takı seti, 5 adet tam altın, 4 adet yarım altın, 24 adet çeyrek altın, 200 Dolar ve 3000 TL düğünde ve kınada takılan paranın aynen iadesi mümkün değilse şimdilik 500,00 TL bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep edilmiş, kadın vekili tarafından sunulan 01.06.2022 tarihli ıslah dilekçesinde ise, 8 adet 22 ayar 15'er gr'dan toplam 120 gr ikili burma bilezik (51.576,00 TL), 1 adet 22 ayar 20 gr. Fantazi bilezik (8.596,00 TL), 2 adet 22 ayar 17'şer gr'dan toplam 34 gr bilezik (4.613,20 TL) ,2 adet 22 ayar tanesi 8'er gr'dan toplam 18 gr künye (6.876,80 TL), 1 adet 22 ayar 10 gr. Çiçekli yüzük, küpe takımı (4.298,00 TL), 1 adet 22 ayar 20 gr. Set takımı (5.320,00 TL ), 5 adet tam altın (15.300,00 TL), 4 adet yarım altın (6.120,00 TL), 24 adet çeyrek altın (18.360,00 TL), 1 adet beşi bir yerde altın (15.670,00 TL, 3.000,00 TL nakit para, 200 dolar (1.493,60 TL) paranın aynen iadesine mümkün olmadığı taktirde 150.723,60 TL bedelin davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir. Taleple bağlılık ilkesine göre hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Kadın vekili bilirkişi raporunda CD ve fotoğrafların incelenmesi sonucu tespit edilen 3 adet 14 ayar 7'şer gramdan toplam 21 gr. Hediyelik bilezik yönünden ıslah dilekçesinde talepte bulunmamasına rağmen İlk Derece Mahkemesince 3 adet 14 ayar 7 gr. dan toplam 21 gram bilezik (9.025,80 TL) yönünden de kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, sunduğu ıslah dilekçesi ile kadın vekilinin talep edeceği ziynetleri hasrettiğinin kabulünün gerekeceği, hâkimin, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, bu nedenle İl Derece Mahkemesince talep aşılarak 3 adet 14 ayar 7 gr. dan toplam 21 gram hediyelik bileziğin (9.025,80 TL) kabulü yönünde hüküm verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı ziynet alacağı davasının kabulü yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının ziynet alacağı davası yönünden davalı erkek yararına BOZULMASINA,
3. Davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan V. Üye Üye Üye Üye
Sedat Demirtaş Çetin Durak Sevil Kartal Erdem Şimşek Şaban Kazdal
BİLGİ : “Dava dilekçesinde belirtilmeyen bir alacak kalemi ıslah dilekçesi ile talep edilemez” şeklindeki kararlar arasından Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02 Mayıs 2016 tarihli kararı için bkz.
Bu yöndeki diğer kararlar için bkz. Y. 2. HD. 21.03.2016, 4434/5409 sayılı Kararı; Y. 2. HD. 18.04.2016, 2015/20046 E. - 2016/7837 K.; Y. 2. HD. 19.12.2017, 2016/6290 E. - 2017/14824 K.
İÇTİHAT YORUMU : Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yukarıda belirtilen daha önce benimsemiş olduğu görüşünden dönerek "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gitmiştir.
Her ne kadar, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun m. 15/2-c hükmü gereği, Yargıtay dairelerinden biri; yerleşmiş içtihadından dönmek isterse Yargıtay Hukuk Genel Kurulu veya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na başvurması gerekiyor ise de, günümüz koşullarında Yargıtay’ın iş yükü nedeni ile ilgili hüküm uygulanamaz duruma gelmiştir. İsviçre Federal Mahkemesi ve Almanya Federal Mahkemesi, önceki görüşünden dönerek içtihat değişikliğine gittiğinde hukukî güvenlik ve istikrar ilkeleri gereği, internet sitelerinde bu değişikliği basın bülteni şeklinde ivedilikle paylaşmaktadır.
Örnek olarak, Almanya Federal Mahkemesi'nin 14 Kasım 2024 tarihli kararı ile gittiği içtihat değişikliğinin duyurulduğu yine aynı tarihli 14 Kasım 2024 tarihli basın bülteni için bkz.
Yine örnek olarak, İsviçre Federal Mahkemesi'nin 22 Ekim 2024 tarihli kararı ile gittiği içtihat değişikliğinin duyurulduğu 21 Kasım 2024 tarihli basın bülteni için bkz.
En azından olması gereken, Yargıtay’ın da, basın bülteninde içtihat değişikliklerini ivedilikle paylaşması gerektiği kanaatindeyiz.
Anayasa Mahkemesi’nin bu konuya ilişkin görüşleri ise şu şekildedir:
“… 71. Dairelerin kararları arasındaki farklılık, birbirine benzer davalarda sağlık raporu delilinin değerlendirilmesinden ve bununla ilintili biçimde ispat yükünün yöneltilmesinden kaynaklanmıştır. Dolayısıyla, 2797 sayılı Kanun’un 15. maddesinin ikinci fıkrasının (b) veya (c) bendi uyarınca Yargıtayın ilgili dairesinin konuyu Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulundan ziyade, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne getirmesi ve yeknesak bir uygulamanın sağlanması mümkün olabilirdi. Bununla birlikte, Yargıtay daireleri bu gibi durumlarda kendiliğinden içtihatlarını değiştirme yoluna gittiğinden, yasada belirtilen yolun teoride kaldığı ve etkili bir çözüm sunamadığı anlaşılmaktadır.” (B. No: 2013/6932, 06.01.2015, § 71)
Anayasa Mahkemesi’nin 06.01.2015 tarihli kararı için bkz.
“… 64. Yukarıda da değinildiği üzere bir hukuk sisteminde bölgesel veya görevsel yetki farklılıkları sebebiyle yargı içtihatlarında farklılıklar oluşabilmesi doğaldır. Bu yargısal içtihat farklılıklarının hukuk güvenliği ve hukuki belirlilik ilkelerini zedelememesi için en önemli görev yüksek mahkemelere düşmektedir. Esas itibarıyla hukuk kurallarını yorumlama ve uygulama yetkisine sahip olan Yargıtay Dairesinin içtihat değişikliğine gitmiş olması tek başına adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilemez ise de somut olayda bu içtihattan sonraki kararlarında da aynı Dairenin eski içtihadını sürdürdüğü dikkate alınmalıdır. Diğer bir deyişle başvurucunun açtığı davada verilen karar Yargıtayın önceki içtihadına uygun olmadığı gibi bu karardan sonraki tarihlerde verilen içtihada da uygun değildir. Dolayısıyla içtihat farklılığının bizzat bu farklılıkları önlemekle görevli Yargıtay Dairesi kararlarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
65. Diğer taraftan Yargıtay Dairesinin kararında önceki içtihattan farklı karar verilmekle niçin bu içtihattan ayrıldığına dair herhangi bir açıklamada bulunulmamış, buna dair bir gerekçe gösterilmemiştir.
66. Son olarak söz konusu içtihat farklılığını giderebilecek bir mekanizmanın işletilmemiş olmasına da dikkat çekilmelidir. Somut olayda başvurucunun karar düzeltme talebinde bulunduğu ancak bu talebin de Yargıtay Dairesi reddedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre önceki içtihattan farklı karar verilmesi durumunda karar düzeltme aşamasında bu hususun değerlendirilebilmesinin mümkün olduğu, Yargıtay Dairesi kendi içtihadı arasındaki farklılığı bu aşamada giderebileceği gibi önceki içtihattan ayrılma gerekçelerini de açıklayabileceği hâlde somut olayda bu imkânın da değerlendirilmediği görülmüştür.
67. Dolayısıyla somut olaya özgü olduğu anlaşılan içtihadın aynı uyuşmazlıklar yönünden yine aynı Daire ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından benimsenmediği, en üst dereceli mahkeme sıfatıyla Yargıtay nezdinde tutarlı ve yeknesak bir uygulamanın sağlanmadığı saptanmıştır. Bu durum ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşeceği gibi bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına güvenini de sarsmaktadır.
68. Sonuç olarak somut olayda görülen davada Yargıtayın aynı dairesinin diğer içtihadıyla çelişecek şekilde karar verilmesi söz konusu olup makul bir gerekçe de ortaya konulmadan ve sonrasında istikrarlı bir şekilde uygulanmadan benzer nitelikteki uyuşmazlığın zıttı olacak şekilde davanın neticelenmesi hukuki belirsizliğe yol açmıştır. Başvurucu için öngörülemez nitelikte olan bu uygulama nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin zedelendiği sonucuna ulaşılmıştır.
69. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.” (B. No: 2015/17453, 22.01.2019, § 64-69)
Anayasa Mahkemesi’nin 22.01.2019 tarihli kararı için bkz.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
KISMÎ ISLAH DİLEKÇESİ İLE DAVA DİLEKÇESİNDE BULUNMAYAN YENİ BİR TALEP EKLENEBİLİR.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No : 2024/10051
Karar No : 2025/6212
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/325 E., 2024/1137 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, kadın lehine kabul edilen tazminatlar, kadın lehine kabul edilen yoksulluk nafakası, kabul edilen ziynet alacağı yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince kadın tarafından açılan boşanma ve ziynet alacağı davasının yapılan yargılaması sonucunda, davacı kadının ziynet alacağı davasının kısmen kabulü ile 4 adet tam altın (12.240,00 TL), 3 adet yarım altın (4.590,00 TL), 8 adet çeyrek altın (6.120,00 TL), 1 adet beşi bir yerde altın (15.670,00 TL), 400,00 TL nakit para, 200 dolar (1.493,60 TL) , 1 adet 22 ayar 20 gr. desenli bilezik (8.596,00 TL), 2 adet 22 ayar 17'şer gr'dan toplam 34 gr bilezik (14.613,20 TL) , 3 adet 22 ayar 15 gram 45 gram ikili burma (19.341,00 TL ,2 adet 22 ayar tanesi 8'er gr'dan toplam 16 gr künye (6.876,80 TL) , 3 adet 14 ayar 7 gr. dan toplam 21 gram bilezik (9.025,80 TL), 1 adet 14 ayar ortalama 10 gram papatya modeli yüzük küpe takımı (2.660,00 TL), 1 adet 14 ayar 20 gr. set takımı nın (5.320,00 TL) mümkünse aynen, mümkün olmadığı takdirde 500,00 TL'ye dava tarihi olan 14.09.2020 tarihinden itibaren, 106.446,40 TL TL'ye ıslah tarihi olan 02.06.2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacı kadına verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Kararın davalı erkek vekili tarafından kabul edilen ziynet alacağı yönünden istinaf yoluna başvurulması üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince, ''...Mahkemece kısmen kabul kararı verilmesinin isabetli olduğu Mahkemece kabul edilen diğer ziynetler yanında 3 adet 22 ayar 15'er gramdan toplam 45 gram ikili burma bileziğe ve 3 adet 14 ayar 7'şer gramdan toplam 21 gram hediyelik bileziğe de hükmedildiği, ancak bu ziynetlerin somut şekilde ayar, gram ve değerlerinin yazılı olduğu halde karar yerinde ikili burma bileziklere yönelik bentte "bilezik" ibaresinin ve hediyelik bileziklere yönelik bentte "hediyelik bilezik" ibarelerinin yazılmamasının mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğu dikkate alındığında bu hususların sonuca etkili görülmediği, maddi hataya değinilmekle yetinildiği...'' gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar davalı erkek tarafından kabul edilen ziynet alacağı yönünden temyiz edilmiştir.
Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. (6100 sayılı Kanun md. 176/1-2). Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir (6100 sayılı Kanun md. 177/3) Davacı veya davalı dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu ıslah ile değiştirebilir. 6100 sayılı HMK.'nun 181 inci maddesine göre kısmen ıslah mümkündür. Kısmi ıslah dilekçesi ile, davacı dava açarken talep etmeyi unuttuğu veya sonradan talep etme ihtiyacı hissettiği taleplerini, dava dilekçesinde belirttiği miktarları arttırabileceği gibi dava dilekçesinde bulunmayan yeni bir talebi de ekleyebilir. Islahla yapılabilecek olan bu işlem yerine davacının ek davayı açmaya zorlanması usul ekonomisine aykırıdır. 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi hükmüne göre, mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Dava konusunu, davacı belirler. Mahkeme de ancak davacı tarafından belirlenen konuda karar verebilir. Mahkemece, davacının talebinden fazlasına da karar verilemez. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanır.
Yapılan incelemede; somut olayda davacı kadın vekili tarafından sunulan ziynet eşyalarının somutlaştırıldığı 27.01.2021 tarihli dilekçesi ile, 8 adet 22 ayar 2'li burma bilezik, 1 adet 22 ayar kalın bilezik, 2 adet 22 ayar normal bilezik, 2 adet 22 ayar künye, 1 adet beşi bir yerde, 1 adet 22 ayar çiçekli yüzük ve küpe seti, 1 adet 22 ayar takı seti, 5 adet tam altın, 4 adet yarım altın, 24 adet çeyrek altın, 200 Dolar ve 3000 TL düğünde ve kınada takılan paranın aynen iadesi mümkün değilse şimdilik 500,00 TL bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep edilmiş, kadın vekili tarafından sunulan 01.06.2022 tarihli ıslah dilekçesinde ise, 8 adet 22 ayar 15'er gr'dan toplam 120 gr ikili burma bilezik (51.576,00 TL), 1 adet 22 ayar 20 gr. Fantazi bilezik (8.596,00 TL), 2 adet 22 ayar 17'şer gr'dan toplam 34 gr bilezik (4.613,20 TL) ,2 adet 22 ayar tanesi 8'er gr'dan toplam 18 gr künye (6.876,80 TL), 1 adet 22 ayar 10 gr. Çiçekli yüzük, küpe takımı (4.298,00 TL), 1 adet 22 ayar 20 gr. Set takımı (5.320,00 TL ), 5 adet tam altın (15.300,00 TL), 4 adet yarım altın (6.120,00 TL), 24 adet çeyrek altın (18.360,00 TL), 1 adet beşi bir yerde altın (15.670,00 TL, 3.000,00 TL nakit para, 200 dolar (1.493,60 TL) paranın aynen iadesine mümkün olmadığı taktirde 150.723,60 TL bedelin davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir. Taleple bağlılık ilkesine göre hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Kadın vekili bilirkişi raporunda CD ve fotoğrafların incelenmesi sonucu tespit edilen 3 adet 14 ayar 7'şer gramdan toplam 21 gr. Hediyelik bilezik yönünden ıslah dilekçesinde talepte bulunmamasına rağmen İlk Derece Mahkemesince 3 adet 14 ayar 7 gr. dan toplam 21 gram bilezik (9.025,80 TL) yönünden de kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, sunduğu ıslah dilekçesi ile kadın vekilinin talep edeceği ziynetleri hasrettiğinin kabulünün gerekeceği, hâkimin, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, bu nedenle İl Derece Mahkemesince talep aşılarak 3 adet 14 ayar 7 gr. dan toplam 21 gram hediyelik bileziğin (9.025,80 TL) kabulü yönünde hüküm verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı ziynet alacağı davasının kabulü yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının ziynet alacağı davası yönünden davalı erkek yararına BOZULMASINA,
3. Davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan V. Üye Üye Üye Üye
Sedat Demirtaş Çetin Durak Sevil Kartal Erdem Şimşek Şaban Kazdal
BİLGİ : “Dava dilekçesinde belirtilmeyen bir alacak kalemi ıslah dilekçesi ile talep edilemez” şeklindeki kararlar arasından Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02 Mayıs 2016 tarihli kararı için bkz.
Bu yöndeki diğer kararlar için bkz. Y. 2. HD. 21.03.2016, 4434/5409 sayılı Kararı; Y. 2. HD. 18.04.2016, 2015/20046 E. - 2016/7837 K.; Y. 2. HD. 19.12.2017, 2016/6290 E. - 2017/14824 K.
İÇTİHAT YORUMU : Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yukarıda belirtilen daha önce benimsemiş olduğu görüşünden dönerek "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gitmiştir.
Her ne kadar, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun m. 15/2-c hükmü gereği, Yargıtay dairelerinden biri; yerleşmiş içtihadından dönmek isterse Yargıtay Hukuk Genel Kurulu veya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na başvurması gerekiyor ise de, günümüz koşullarında Yargıtay’ın iş yükü nedeni ile ilgili hüküm uygulanamaz duruma gelmiştir. İsviçre Federal Mahkemesi ve Almanya Federal Mahkemesi, önceki görüşünden dönerek içtihat değişikliğine gittiğinde hukukî güvenlik ve istikrar ilkeleri gereği, internet sitelerinde bu değişikliği basın bülteni şeklinde ivedilikle paylaşmaktadır.
Örnek olarak, Almanya Federal Mahkemesi'nin 14 Kasım 2024 tarihli kararı ile gittiği içtihat değişikliğinin duyurulduğu yine aynı tarihli 14 Kasım 2024 tarihli basın bülteni için bkz.
Yine örnek olarak, İsviçre Federal Mahkemesi'nin 22 Ekim 2024 tarihli kararı ile gittiği içtihat değişikliğinin duyurulduğu 21 Kasım 2024 tarihli basın bülteni için bkz.
En azından olması gereken, Yargıtay’ın da, basın bülteninde içtihat değişikliklerini ivedilikle paylaşması gerektiği kanaatindeyiz.
Anayasa Mahkemesi’nin bu konuya ilişkin görüşleri ise şu şekildedir:
“… 71. Dairelerin kararları arasındaki farklılık, birbirine benzer davalarda sağlık raporu delilinin değerlendirilmesinden ve bununla ilintili biçimde ispat yükünün yöneltilmesinden kaynaklanmıştır. Dolayısıyla, 2797 sayılı Kanun’un 15. maddesinin ikinci fıkrasının (b) veya (c) bendi uyarınca Yargıtayın ilgili dairesinin konuyu Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulundan ziyade, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne getirmesi ve yeknesak bir uygulamanın sağlanması mümkün olabilirdi. Bununla birlikte, Yargıtay daireleri bu gibi durumlarda kendiliğinden içtihatlarını değiştirme yoluna gittiğinden, yasada belirtilen yolun teoride kaldığı ve etkili bir çözüm sunamadığı anlaşılmaktadır.” (B. No: 2013/6932, 06.01.2015, § 71)
Anayasa Mahkemesi’nin 06.01.2015 tarihli kararı için bkz.
“… 64. Yukarıda da değinildiği üzere bir hukuk sisteminde bölgesel veya görevsel yetki farklılıkları sebebiyle yargı içtihatlarında farklılıklar oluşabilmesi doğaldır. Bu yargısal içtihat farklılıklarının hukuk güvenliği ve hukuki belirlilik ilkelerini zedelememesi için en önemli görev yüksek mahkemelere düşmektedir. Esas itibarıyla hukuk kurallarını yorumlama ve uygulama yetkisine sahip olan Yargıtay Dairesinin içtihat değişikliğine gitmiş olması tek başına adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilemez ise de somut olayda bu içtihattan sonraki kararlarında da aynı Dairenin eski içtihadını sürdürdüğü dikkate alınmalıdır. Diğer bir deyişle başvurucunun açtığı davada verilen karar Yargıtayın önceki içtihadına uygun olmadığı gibi bu karardan sonraki tarihlerde verilen içtihada da uygun değildir. Dolayısıyla içtihat farklılığının bizzat bu farklılıkları önlemekle görevli Yargıtay Dairesi kararlarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
65. Diğer taraftan Yargıtay Dairesinin kararında önceki içtihattan farklı karar verilmekle niçin bu içtihattan ayrıldığına dair herhangi bir açıklamada bulunulmamış, buna dair bir gerekçe gösterilmemiştir.
66. Son olarak söz konusu içtihat farklılığını giderebilecek bir mekanizmanın işletilmemiş olmasına da dikkat çekilmelidir. Somut olayda başvurucunun karar düzeltme talebinde bulunduğu ancak bu talebin de Yargıtay Dairesi reddedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre önceki içtihattan farklı karar verilmesi durumunda karar düzeltme aşamasında bu hususun değerlendirilebilmesinin mümkün olduğu, Yargıtay Dairesi kendi içtihadı arasındaki farklılığı bu aşamada giderebileceği gibi önceki içtihattan ayrılma gerekçelerini de açıklayabileceği hâlde somut olayda bu imkânın da değerlendirilmediği görülmüştür.
67. Dolayısıyla somut olaya özgü olduğu anlaşılan içtihadın aynı uyuşmazlıklar yönünden yine aynı Daire ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından benimsenmediği, en üst dereceli mahkeme sıfatıyla Yargıtay nezdinde tutarlı ve yeknesak bir uygulamanın sağlanmadığı saptanmıştır. Bu durum ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşeceği gibi bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına güvenini de sarsmaktadır.
68. Sonuç olarak somut olayda görülen davada Yargıtayın aynı dairesinin diğer içtihadıyla çelişecek şekilde karar verilmesi söz konusu olup makul bir gerekçe de ortaya konulmadan ve sonrasında istikrarlı bir şekilde uygulanmadan benzer nitelikteki uyuşmazlığın zıttı olacak şekilde davanın neticelenmesi hukuki belirsizliğe yol açmıştır. Başvurucu için öngörülemez nitelikte olan bu uygulama nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin zedelendiği sonucuna ulaşılmıştır.
69. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.” (B. No: 2015/17453, 22.01.2019, § 64-69)
Anayasa Mahkemesi’nin 22.01.2019 tarihli kararı için bkz.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin de "daha önceki görüşümüzden dönülerek" veya "içtihat değişikliğine gidilerek" ifadelerini kullanmadan görüş değişikliğine gittiği karar için bkz.

