Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 10 Mart 2025 tarihli kararına göre ödeme emrinin takip talebine aykırılığı şikayeti, mahkemece re’sen göz önüne alınmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10 Eylül 2025 tarihli kararına göre mahkemenin gerekçe ve hükmünde yer almayan, duruşmadaki paylaşılacak bir malımız ve eşya talebim yoktur şeklindeki beyanlar, mal rejiminin tasfiyesi yönünden feragat olarak yorumlanamaz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 10 Mart 2025 tarihli kararına göre mirasın hükmen reddi istemi açısından herhangi bir süre öngörülmemiş olup istem alacaklılara yönetilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21 Nisan 2025 tarihli kararına göre Türk Medeni Kanunu'nda evlat edinmenin şartları arasında çocuğun Kurum'dan koruyucu aile olarak almamış olmak koşulu düzenlenmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre somut olayda davalı iş sahibinin, davacı yüklenicinin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden ve tecrübesizliğinden bilerek yararlanmış olmasından söz edilemez.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 27 Şubat 2025 tarihli kararına göre kefilin ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin sözleşmeler kesin hükümsüz olacağından mahkemece bu durum re’sen göz önünde bulundurulmalıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 18 Mart 2025 tarihli kararına göre yabancı paranın, mal rejiminin tasfiyesi tarihi itibariyle güncel kur karşılığı tespit edilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Mayıs 2025 tarihli kararına göre takip talebinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak TL karşılığı gösterilmediğinden kamu düzenine ilişkin bu aykırılık nedeniyle re’sen takibin iptaline karar verilmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 26 Mart 2025 tarihli kararına göre aynı ilâmda birden çok ihtiyari dava arkadaşı hakkında ayrı ayrı hükmedilen alacak kalemlerinin, her bir davacı yönünden borçluya karşı ayrı ayrı takibe konulması mümkündür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Mayıs 2025 tarihli kararına göre borçlu üçüncü bir kişideki alacağını borcunu ödemek amacıyla alacaklısına temlik etmiş ise bu mutat bir ödeme vasıtası sayıldığından iptale tabi değildir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 15 Nisan 2025 tarihli kararına göre HMK 344 hükmünde istinaf harcının eksik yatırılması hâlinde bir haftalık kesin süre öngörülmüşse de bu sürenin iki haftalık istinaf süresini kısaltacak şekilde yorumlanamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30 Nisan 2025 tarihli kararına göre dava konusu malın ihaleyle satışına dayanak olan icra takibindeki icra emri kesinleşmiş mahkeme kararıyla iptal edildiğine göre davacının uğradığı zarar giderilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 01 Temmuz 2025 tarihli kararına göre çocuğa vasi atanması davası, velayetin değiştirilmesi davasını bekletici sorun yapması gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 26 Mayıs 2025 tarihli kararına göre köpek sahibi taksirle yaralama suçundan beraat etse de, yasaklı köpek ırklarından olan Pitbull cinsi köpeği bahçede serbestçe dolaşmasına izin vermesinden dolayı tazminat sorumlusudur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30 Nisan 2025 tarihli kararına göre denkleştirici adalet ilkesi gereği sepet hesaplaması yapılırken doğrudan sözleşmeye konu malın rayiç değerinin eklenmesi mümkün değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15 Mayıs 2025 tarihli kararına göre ziynet alacağı davası, boşanma davasının fer’isi olmayıp bağımsız bir dava olduğundan ziynet alacağı davası için hüküm istinaf edilmediğinden katılma yoluyla istinaf hakkı kullanılamaz.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 14 Mayıs 2025 tarihli kararına göre tanıklar, HMK 243 ve devamı maddeleri gereğince tekrar duruşmaya çağrılarak mirasbırakanın temlikteki gerçek iradesi açık ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde saptanmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16 Nisan 2025 tarihli kararına göre tarafın, resmî senetteki yazı ve imzanın kendisine ait olmadığına yönelik sahtelik iddiası hakkında HMK 208/4 hükmü uyarınca dava açması için iki haftalık kesin süre verilmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 24 Mart 2025 tarihli kararına göre takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde oluşan zamanaşımı sebebiyle icranın geri bırakılması talebine ilişkin kesinlik sınırı takip dosyasında alacağın ulaştığı miktara göre belirlenir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre kapalı yapıdaki aile şirketlerinde kişisel ve sosyal ilişkilerin bozulması durumunda, TTK 531 hükmü kapsamında şirketin haklı nedenlerle feshi istenebilir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 23 Aralık 2024 tarihli kararına göre taşınır taşınmaz yönünden ayrım yapılmak suretiyle anılı vasiyetnamenin Türkiye'de bulunan taşınmazlar yönünden iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13 Mart 2025 tarihli kararına göre haciz müzekkeresi ile haczi istenen, şikayetçi şirket dışındaki borçluların hisseleri olup, şikayetçi borçlu şirket aleyhine bir sonuç doğurmadığından şikayette hukukî yarar yoktur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Mayıs 2025 tarihli kararına göre taşınmazın dava dışı kişi tarafından kullanıldığı, davalının bir kullanımının bulunmadığı anlaşıldığından davacının men'i müdahale talebi yönünden davanın reddine karar verilmelidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 12 Aralık 2024 tarihli kararına göre alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmemektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 12 Aralık 2024 tarihli kararına göre çocuğun babasının yurt dışında çalışıyor ve yaşıyor olması, kişisel ilişki hakkı tanınması açısından tek başına olağanüstü hal olarak kabul edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Mayıs 2025 tarihli kararına göre borçlu Belediye tacir olmasa bile işin niteliği ticari iş olduğundan alacaklı şirket ticari temerrüt faizi isteyebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 06 Kasım 2024 tarihli kararına göre dava sırasında diğer mirasçıların muvafakatının sağlanması, mevcut ihtarnameye hukuksal geçerlilik kazandırmayacağından, söz konusu eksiklik sonradan giderilemez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 28 Kasım 2024 tarihli kararına göre davacı erkek dava dilekçesinde tanık deliline dayanmışsa da, davacının ölümünden sonra davaya kusur tespiti yönünden devam eden mirasçı, davacı erkeğin yerine geçip tanık bildiremez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30 Nisan 2025 tarihli kararına göre gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekliliği karşısında bakiye ömür süresinin belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosu esas alınmalıdır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 01 Temmuz 2025 tarihli kararına göre nafaka hükümlerine uymamak suçunun oluşabilmesi için diğer şartların yanında asilin yanı sıra vekiline de tebligat yapılması zorunludur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02 Temmuz 2025 tarihli kararına göre asıl temyiz başvurusunun miktardan reddine karar verilmiş olması nedeniyle asıl temyiz başvurusuna bağlı olarak yapılan katılma yoluyla temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 07 Kasım 2024 tarihli kararına göre Harçlar Kanunu 16 hükmü uyarınca dava değeri el atılan yerin değeri, kal değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibarettir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 26 Haziran 2025 tarihli kararına göre şikayetçinin kesin haciz tarihinin, yasal değişikliğin yapıldığı 24 Kasım 2021 tarihinden önce olduğu ve satış giderlerinin peşin yatırılması zorunluluğunun bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre vekaletin kötüye kullanılması ve muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davalarda kural olarak hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresi yoktur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 06 Şubat 2025 tarihli kararına göre meskeniyet şikayetinin süre aşımından reddine ilişkin hükmün istinaf edilmesi, satış işlemlerini durdurmaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre kira sözleşmesi sırasında verilen taahhüt geçerli değilse de, kiraya verene gönderilen cevabi ihtarname ve sözleşme birlikte değerlendirildiğinde taahhüt serbest irade ile verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre vekil tarafından da tahliye taahhüdü verilebilir ve vekilin bu işlemi yapması için özel bir yetkiye ihtiyacı yoktur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre somut olayda, idarenin kanun tarafından kendisine tanınan yetki ve görevi dolayısıyla yaptığı yıkım sonucu uğranılan zarar nedeniyle tazminat sorumluluğu bulunmamaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 03 Mart 2025 tarihli kararına göre boşanma aşamasında olan kiralanan konutta yaşayan eş, aile mahkemesinden aldığı koruma kararına dayalı olarak İİK 276 hükmünden faydalanması mümkündür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 03 Mart 2025 tarihli kararına göre davacının azlin haksız olduğunun tespiti talebinin yargı organlarının niteliklerine ve sıfatlarına sahip olmayan tüketici hakem heyetince çözüme kavuşturulması mümkün değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09 Nisan 2025 tarihli kararına göre ek dava açması, haksız şekilde engellenen davacı avukatın sözleşmeyle belirlenen tüm vekalet ücretini alabileceği kabul edilmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 25 Şubat 2025 tarihli kararına göre aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerindeki ipoteğin, eşin rızasının alınmaması nedeniyle geçersiz sayılıp kaldırılması, meskeniyet şikayetinde bulunmaya engel teşkil etmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02 Temmuz 2025 tarihli kararına göre dava dilekçesinde, davacının yeğeninin bilgi sahibi olduğuna işaret edilerek kanıtlarımız vardır denilmek suretiyle tanık deliline dayanıldığının kabulü gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 11 Mart 2025 tarihli kararına göre ihalenin tarafı olan davalıların, ihale olunan taşınmazı tahliye etmediklerinden ecrimisilden sorumlu tutulmaları için İİK 135/2 hükmüne göre ihtar keşide edilmesine gerek yoktur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 12 Mart 2025 tarihli kararına göre nama ifa için satılacak taşınmazın veya eksikliklerin bedelinin de karara en yakın tarihe göre belirlenmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre sosyal güvenlik hakkının vazgeçilmez ve devredilemez anayasal bir insan hakkı olduğu gözetildiğinde somut olayda taleple bağlılık ilkesi uygulanamaz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 17 Şubat 2025 tarihli kararına göre borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 03 Mart 2025 tarihli kararına göre tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle matbu olarak düzenlenen emre muharrer senetler, her bir taksit ödemesi için nama yazılı olarak ayrı ayrı düzenlenebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre icra takibine itiraz dilekçesi, alacaklıya tebliğ edilmediğinden itirazın iptali davasındaki bir yıllık hak düşürücü süre, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten itibaren başlar.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre davacının talebini açıklayarak dava değerini arttırdığını sözlü veya yazılı olarak bildirdiği anda yapılan ıslah geçerlidir ve hukukî sonuç doğurur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 23 Ocak 2025 tarihli kararına göre kıymet takdirine itiraz üzerine verilen kararlar kesin olmakla beraber süresinde şikayet hakkının kullanıldığı hâllerde bu kararın, ihalenin feshi istemi sırasında incelenmesi mümkündür.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17 Mart 2025 tarihli kararına göre erkeğin eşinin hastalığına gerekli ihtimamı göstermeyerek yeterli desteği sağlamama kusuru, kadının kişilik değerlerine saldırı niteliğinde olup manevî tazminatı gerektirir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre istinaf incelemesinde hem başvurunun esastan reddine hem de gönderme kararı verilemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 21 Ocak 2025 tarihli kararına göre alacaklı tarafa İİK 361 hükmüne göre muhtıra çıkarılmadan, alacaklı tarafın borçlu konumuna getirilerek haciz kararı verilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Temmuz 2025 tarihli kararına göre şirketin ihyası istemi çekişmesiz yargı işi niteliği taşıdığından ve çekişmesiz yargı işine ilişkin bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı temyiz yolu kapalıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 18 Kasım 2024 tarihli kararına göre ortaklık payı düşen borçlunun alacaklısı ancak hacizli hisselerin sermaye artışından önceki ve sonraki değeri arasındaki farktan kaynaklı zararının tazminini isteyebilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 06 Şubat 2025 tarihli kararına göre taraf olmaktan çıkarılan kişi yararına vekalet ücreti verildiği için taraf başlığında da gösterilmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre somut olayda, dürüstlük kuralı ve tarafların çelişkili davranma yasağını ihlâl eder nitelik taşıyan ıslaha değer verilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre ıslah kurumunun açıkça usûl hilesi yapılmasının bir aracı olarak kullanılması düşünülemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 10 Aralık 2024 tarihli kararına göre icra takibinde bulunan Katar Devleti siciline kayıtlı alacaklı tüzel kişinin teminat yatırma yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05 Kasım 2024 tarihli kararına göre dava konusu bonoda malen kaydı bulunmakla, davalı tarafından senet düzenlenmeden verildiği iddia edilen 500 Cumhuriyet altınının mal olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davalarında, Kamulaştırma Kanunu 14/3 hükmü açısından usûlî kazanılmış hak oluşamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davalarında, iştirak hâlinde veya müşterek mülkiyette, paydaşların tek başına dava hakları vardır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 05 Aralık 2024 tarihli kararına göre kadın eşin, erkek eşe boşanma davası aç demesi bir kusur olmadığı gibi ayrıca bu durum erkek eşin davranışlarına karşı ancak tepki niteliğindedir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 10 Haziran 2025 tarihli kararına göre terdit ilişkisi bulunan taleplerin mahkemece ayrılmasında bile, hem asli hem de fer'i talebin reddedilmesi durumunda davalı lehine vekalet ücretine hükmedilebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre takip yolunun değiştirilmesinden sonra iflâs yoluyla takibe ilişkin ödeme emri doğrudan TK 35 hükmü uyarınca borçlu şirkete tebliğ edildiğinden yapılan tebliğ işlemi usûlsüzdür.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 17 Şubat 2025 tarihli kararına göre meskeniyet şikayetinin kısmen kabulü durumunda, vekille temsil edilen davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre ceza mahkemesince verilen hüküm kesinleştiğinden ilâm niteliğini kazanmış olup ilâm zamanaşımı süresi on yıl olarak uygulanmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 15 Nisan 2025 tarihli kararına göre vasiyeti yerine getirme görevlisi sulh hukuk hâkiminden alacağı yetki ile vasiyetnamenin tenfizine yönelik işlemlerde bulunabilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 03 Şubat 2025 tarihli kararına göre satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılması gereken satış giderlerinin yatırılmadığı gerekçesiyle takibin düşürülmesi talebine ilişkin verilen kararlara karşı kanun yolu açıktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre kişinin sözleşme tarihinde ayırt etme kabiliyetini yitirmiş olduğu ve fiil ehliyetine sahip olmadığı, bu hususta yeniden rapor alınmasının sonucu etkilemeyeceği açıktır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 29 Nisan 2025 tarihli kararına göre davalı arsa sahiplerinin yazılı muvafakatının alınması kaydının, TBK 170 hükmünde belirtilen koşul olarak kabulü mümkün değildir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 21 Ocak 2025 tarihli kararına göre kira sözleşmesine itiraz etmeyen borçlu icra mahkemesinde kira sözleşmesini inkâr edemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre davacının dava konusunu devretmesi durumunda, davalının tercihi aranmadan, devralan, davacının yerine re’sen geçerek yargılamada her zaman davada taraf sıfatını kazanacaktır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 23 Ocak 2025 tarihli kararına göre satıcı, sağlayıcı ve bağlı krediyi veren banka tüketicinin satış sözleşmesinden dönme veya bedelden indirim hakkını kullanması hâlinde müteselsilen sorumlu olurlar.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 11 Mart 2025 tarihli kararına göre erkeğin gerçekleşen güven sarsıcı davranışları karşısında kadına kıskanç davranışlarda bulunma vakıası kusur olarak yüklenemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre Yargıtay’ın onama kapsamında değerlendirdiği kusurlu davranışın ispatlanmadığı gerekçesinden hareketle direnme kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 14 Mayıs 2025 tarihli kararına göre görevsizlik kararı verilmesi durumunda, davanın HMK 1, 114/1-c ve 115/2 hükümleri uyarınca usûlden reddine şeklinde hüküm kurulması gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 14 Mayıs 2025 tarihli kararına göre iflâsta üçüncü şahsın elinde iken deftere kaydedilen malların mülkiyeti ancak genel mahkemelerde açılacak bir dava ile belirlenebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02 Temmuz 2025 tarihli kararına göre İİK 269 ve TBK 315 hükümleri gereğince otuz günlük temerrüt süresi içinde yan gider borcu ödenmediği için temerrüt olgusunun gerçekleştiğinin kabulü zorunludur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05 Şubat 2025 tarihli kararına göre GK kararının iptali davasında davayla bağlantılı kararın yürütmesinin durdurulması istendiğinden haksız tedbir nedeniyle şirketin zararları, TTK 451 kapsamında değerlendirilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 06 Mart 2025 tarihli kararına göre sabit tenkis oranı belirlenmeden kullanılan tercih hakkına dayanılarak hüküm verilmiş olması durumunda karşı taraf lehine kazanılmış bir hakkın doğduğundan bahsedilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre HMK Ek 1 hükmünün 2. fıkrasında yapılan değişiklik kapsamında kararın temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesinde dava tarihinin esas alınması mümkün bulunmamaktadır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 27 Şubat 2025 tarihli kararına göre avans faizi isteme hakkı bulunan tarafın en yüksek mevduat faizi istemesi halinde, en yüksek mevduat faizini geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizine hükmedilmesi gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 11 Mart 2025 tarihli kararına göre davacı kadın vekilinin evlilik birliğinin devam ettirilmesi gerektiğini belirterek feragat etmesi, boşanma hükmünün kesinleşmiş olması nedeniyle herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre re’sen araştırılması gereken bir konuda davalının eksik bilgi ve belgeler üzerinden verilmiş bilirkişi raporuna itiraz etmemesi karşı taraf lehine usûlî kazanılmış hak doğurmaz
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 07 Nisan 2025 tarihli kararına göre vekâlet ilişkisi çerçevesinde, tarafların aralarında anlaşmak suretiyle vekilin iade yükümlülüğünü ortadan kaldırmaları mümkün değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 13 Ocak 2025 tarihli kararına göre dava sebebinin ıslah edildiği tarih itibariyle zina davası açabilmek için Kanun'un öngördüğü hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30 Nisan 2025 tarihli kararına göre temsilcinin şahsi borcu için şirketi avalist gösterdiği, bu durumun da alacaklı lehtar tarafından bilinebileceği açık olduğuna göre avalin davacı şirketi bağlamayacağının kabulü gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 16 Ocak 2025 tarihli kararına göre itirazın kaldırılması kararı BAM nezdinde kaldırıldığında icra takibinin devamını sağlayacak yeni bir itirazın kaldırılması kararı verilmeden icra müdürlüğü takibin devamını sağlayamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre taraf ehliyetinin dava açıldığı sırada mevcut olmaması ile dava açıldığı sırada var olmasına rağmen yargılamada son bulması hâlinde uygulanacak hükümler farklılık arz etmektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 04 Kasım 2024 tarihli kararına göre yalnızca davalı üçüncü kişi hakkında tazminata hükmedilmesi gerekirken, borçlu konumunda olan ve takip yapılan davalı hakkında da tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 15 Ocak 2025 tarihli kararına göre borçlunun kira ilişkisine ve kira miktarına açıkça karşı çıkmaması karşısında, İİK 269/2 hükmü gereğince kira ilişkisinin ve kira miktarının kesinleştiğinin kabulü gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Mayıs 2025 tarihli kararına göre bankanın ortak hesapta para olmasına rağmen haciz yazısına olumsuz cevap verdikten sonra dava dışı kişinin şahsi hesabından icra dosyasına para aktarması tazminat sebebi olamaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 03 Mart 2025 tarihli kararına göre idarenin görevi olan gıda zehirlenmesi denetimi sonucu temiz çıkan ürünlerle ilgili numune ücretlerinin tüketiciden istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03 Şubat 2025 tarihli kararına göre evi ve ailesiyle ilgilenmediği, ihtiyaçlarını karşılamadığı, düzenli bir işinin olmadığı şeklindeki kusurlu davranışlar, davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Mayıs 2025 tarihli kararına göre katkı tespit edilmiş fakat katkının hangi oranda yapıldığı tespit edilememişse TMK 4 ve TBK 50 hükmü uyarınca, hukuk ve hakkaniyete uygun bir katkı oranı takdir edilmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 06 Ocak 2025 tarihli kararına göre bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15 Ocak 2025 tarihli kararına göre davacı tarafça herhangi bir vakıaya dayanılmadığından retle sonuçlanan önceki dava, yeni açılan eldeki dava açısından maddî anlamda kesin hüküm oluşturmaz.