Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 14 Ocak 2026 tarihli kararına göre BAM hukuk daireleri denetiminden geçmiş geçici hukukî koruma tedbiri kararları nihailik niteliğine sahip olmadığından bu kararlar için uyuşmazlığın giderilmesi kararı verilemez.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 23 Aralık 2025 tarihli kararına göre 5510 sayılı Kanunun geçici 68/8 hükmünden kaynaklanan uyuşmazlıkta, yüklenicinin hakedişinden yapılan kesintilerin yükleniciye iadesi mümkün bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre görevli mahkemenin esasına kaydedilmesinden önce arabuluculuk başvurusunda bulunularak başvurunun sonuçlandırıldığı durumda, dava şartının yerine getirildiği kabul edilmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 16 Şubat 2026 tarihli kararına göre TBK 352 hükmü uyarınca açılan tahliye davasından sonra kiralananı satın alan üçüncü kişi HMK 125 hükmü uyarınca davaya devam etmeyeceğini bildirirse dosya işlemden kaldırılmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 09 Şubat 2026 tarihli kararına göre taleple bağlılık ilkesi gereği davacı tarafın açık bir şekilde ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz talep etmesi hâlinde talebi ile bağlıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Aralık 2025 tarihli kararına göre Yargıtay Birinci Başkanlığı tarafından içtihatların birleştirilmesi talebinin gerekçesiz bir şekilde reddedilmesi, hâkimin hukukî sorumluluğuna yol açmaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 22 Aralık 2025 tarihli kararına göre ödüncün geri verilmesi için belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiğinde muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ilk istemden 6 hafta sonra alacak muaccel olacaktır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21 Ekim ve 26 Kasım 2025 tarihli kararına göre mal rejiminin tasfiyesinde sürüm değerine ilişkin hüküm, emredici hukuk kuralı niteliğinde olduğundan usûlî kazanılmış hak oluşmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26 Kasım 2025 tarihli kararına göre ıslahtan önce haksız şekilde azledilen avukatın vekalet ücreti, sözleşmede belirtilmesi durumunda davanın neticelenmesi sonucunda ortaya çıkan değer üzerinden hesaplanacaktır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 02 Şubat 2026 tarihli kararına göre kıymet takdiri ve satış talebinin reddine ilişkin icra müdürlüğü işlemi hakkındaki İlk Derece Mahkemesi kararı konu itibariyle kesin olmadığından istinaf yoluna başvurulabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre konut veya çatılı iş yeri kira bedelinin tespitine ilişkin anlaşmazlıklar, tahkime elverişli değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre konut veya çatılı iş yeri kirasına ilişkin sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlık yalnızca tazminata ilişkinse tahkime elverişlidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 17 Şubat 2026 tarihli kararına göre 7571 sayılı kanun değişikliği uyarınca değişiklikten önce açılan derdest davalar açısından önalım hakkı bedeline konu taşınmazın 25 Aralık 2025 tarihindeki değeri tespit edilmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 06 Kasım 2025 tarihli kararına göre tarafların sadece bir vaadini belgeleyen arabuluculuk anlaşma belgesine dayalı icra takibi başlatılarak borçlu kira sözleşmesi yapmaya zorlanamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Aralık 2025 tarihli kararına göre davadan feragat beyanından önce davalının eksik harcı ödemesi ve davaya devam etmesi mümkün değildir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 25 Şubat 2026 tarihli kararına göre kamulaştırmasız el atma davasında, kamulaştırma bedeline talep gibi dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına işleyecek en yüksek faizi ile tahsiline karar verilmesi yerinde olmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 07 Ekim 2025 tarihli kararına göre geçici iş göremezlik tazminatının, sürekli sakatlık teminatından karşılanması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26 Kasım 2025 tarihli kararına göre dinlenmesinden vazgeçilmeyen tanığın doğrudanlık ilkesi gereği duruşmada dinlenmesi mümkünken HMK 241 hükmündeki şart da oluşmadığından konsoloslukta imzalanmış yazılı beyanıyla yetinilemez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 03 Aralık 2025 tarihli kararına göre kiraya verenin tahliye davası açma hakkının doğduğu andan itibaren arabuluculuğa başvurusuyla arabuluculukta geçen süre bakımından dava açma hakkı süresi bakımından bir kaybı olmayacaktır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 10 Eylül 2025 tarihli kararına göre boşanma davası açısından anksiyete bozukluğu teşhisi konulan ve yeşil reçeteli kullanan eşin, vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği araştırılmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05 Kasım 2025 tarihli kararına göre emekli maaşına bloke konulabileceği yönünde verdiği talimatın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle konulan blokenin kaldırılmasının istenmesi hakkın kötüye kullanılması teşkil eder.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs 2025 tarihli kararına göre kambiyo senetlerine özgü takibin dayanağı senet borçlunun imzasını taşımadığından borçlunun sadece parmak izi bulunduğundan dava konusu senedin kambiyo senedi vasfı bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10 Aralık 2025 tarihli kararına göre davanın geri alınmasında maddî hukuktaki irade bozukluğu hâllerine dayanılarak işlem ortadan kaldırılamaz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 07 Mayıs 2025 tarihli kararına göre gerekçeli karar usûlüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinden mahkemesince düzenlenen kesinleşme şerhi hukukî sonuç doğurmaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 12 Mayıs 2025 tarihli kararına göre gelinen aşamada davacının kefaleti benimseyen işlemleri nedeniyle artık kefaletin geçersizliğini ileri sürmesi hakkın kötüye kullanımı mahiyetinde olacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05 Kasım 2025 tarihli kararına göre İİK geçici madde 18 hükmünde giderlerin tamamlanması yönünde alacaklıya süre verileceğine ve muhtıra çıkartılacağına ilişkin yasal düzenleme bulunmadığından satış talebi vaki olmayacaktır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre muvazaalı takibin iptali davasına konu olmayan borçlunun malının satılması hâlinde alacaklı zarara uğrayacağından takibin ve satış işlemlerinin ihtiyatî tedbirle durdurulması yerindedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 03 Temmuz 2025 tarihli kararına göre davadan önce gerçekleşen ve maddî hukuk bakımından sonuç doğuran işlemler, irade açıklamaları, hukukî sonuç doğuran beyanlar, ıslah yoluyla düzeltilemez veya değiştirilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15 Ekim 2025 tarihli kararına göre işçilik alacakları davasında verilen karar, hizmet tespiti davasında kuvvetli delil olarak kabul edilmektedir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 05 Mayıs 2025 tarihli kararına göre satıştan temyize kadar geçen 16 yıllık sürede ekonomide paranın satın alma gücü ile birlikte taşınmazın objektif nedenlerle değerinde meydana gelen artışlar sonucu işlemin temeli bozulmuştur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 17 Haziran 2025 tarihli kararına göre kararın hüküm fıkrasında diğer davalılar hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddedildiği belirtilmeksizin davanın reddine şeklinde hüküm kurulması hatalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15 Ekim 2025 tarihli kararına göre prim borcundan müteselsilen sorumlu olan üst düzeydeki yönetici ve yetkililer borcun haklı nedenle ödenemediği savunmasında bulunabilirler.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 29 Mayıs 2025 tarihli kararına göre aval verenin, senedin teminat altına aldığı borcun karşılığı edimin yerine getirildiğini, borcun kalmadığını, sona erdiğini ileri sürmesi mümkündür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Ekim 2025 tarihli kararına göre eşinin ölüm tarihinde yürürlükte olan ve uygulanması düzenlemelere göre davacıya hem eşinden hem de babasından dolayı ayrı ayrı ölüm aylığı bağlanması mümkün bulunmamaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 29 Mayıs 2025 tarihli kararına göre delil avansı, yargılamada gerek davacı gerekse davalı tarafından tamamlanabilecek bir masraf kalemidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 05 Mayıs 2025 tarihli kararına göre komşuluk hukukundan kaynaklanan muarazanın giderilmesi isteminde, genel mahkemeler görevlidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15 Ekim 2025 tarihli kararına göre mülkiyet hakkı elde edilmiş olan zeytinliklerin yüzölçümünün küçülmesinin engellenmesi amacıyla bölünmesi yasaklanmış ancak satış yoluyla devredilmesinin önüne bir engel getirilmemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre adi yazılı sözleşmenin taşınmaz devrini içermesi nedeniyle menfi zararların tazmini talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 05 Mayıs 2025 tarihli kararına göre ceza mahkemesi kararında zamanaşımı nedeniyle mahkumiyet hükmü kurulmaması, ceza dosyasında tespit edilen vakıaların hukuk dosyasında delil olarak kullanılmasını engellemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08 Ekim 2025 tarihli kararına göre davacının taşınmazı iskâna uygun hâle getirmek için tüm yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen arsa sahiplerinin iskâna engel olan katı yaptıklarından dava kabul edilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre soybağının tespitine ve soybağının reddine ilişkin davalarda tespit kararı verilmesi ile yetinilmesi gerekirken nüfusa tesciline de karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 12 Mayıs 2025 tarihli kararına göre ana ve veya babanın rızasının aranıp aranmayacağına yönelik karar, aracı kuruma yerleştirilen küçüğün evlat edinecek kişi veya ailenin yanına yerleştirilmesinden önce verilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre bağışlanan okulun bakanlık tarafından kapatılmasında davalının bir etkisi olmadığından ve yüklemeli bağışlamanın şartı yerine getirildiğinden bağışlamadan rücunun koşulları oluşmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Aralık 2025 tarihli kararına göre özel görevli Yargıtay hukuk dairesi ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararda direnemez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 08 Mayıs 2025 tarihli kararına göre yönetim kurulu üyesinin oydan yasaklılık hâlinin mahkemece re'sen değerlendirilmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre devralan şirket külli halefiyet gereğince önceki şirketten kaynaklanan tüm hukukî ihtilaflar yönünden pasif husumet ehliyetine sahip olduğundan somut olayda ek tasfiyeye gerek yoktur.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 30 Haziran 2025 tarihli kararına göre taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerli olması için vaad borçlusunun satış vaadinin yapıldığı tarihte tapuda kayıtlı taşınmazın mâliki olması gerekmez.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 17 Haziran 2025 tarihli kararına göre kural olarak, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyi niyetli üçüncü kişinin iktisabının korunması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre zararda aşırı yağışların asıl etken olması nedeniyle davalı belediye başkanlığı aleyhine hesaplanan zarar miktarından TBK 51 ve 52 hükümleri gereği hakkaniyet indirimi yapılmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 05 Mayıs 2025 tarihli kararına göre davalı oğulları ile kısıtlı baba, aile apartmanında farklı dairelerde yaşadıkları ve aralarında bir otoritenin bulunmadığı anlaşıldığından ev başkanı sıfatına dayalı sorumluluk doğmaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15 Mayıs 2025 tarihli kararına göre ziynet eşyalarının davalı erkek tarafından ne için harcandığı bozdurulduğu hususu davacı kadının kişisel malının iadesini etkilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre kamulaştırma bedelinin depo edilmesine ilişkin ihtarlı davetiyenin, davacı idarenin Ulusal Elektronik Tebligat Sisteminde kayıtlı adresine tebliğ edilmesi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 27 Şubat 2025 tarihli kararına göre davacı sözleşmede üstlendiği edimini yerine getirmiş ve dava dışı şirketin hisselerini davalıya devretmiş olduğundan davalının şekle aykırılık savunmasına itibar edilemeyeceği açıktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12 Kasım 2025 tarihli kararına göre sosyal güvenlik destek primine tabi olarak geçirildiği iddia edilen sürelerin ve prime esas kazancın tespitini talep etmekte hukuken korunmaya değer güncel bir yarar bulunmaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 07 Mayıs 2025 tarihli kararına göre davacı aleyhine açılmış olan tapu iptali ve tescil davasının sonucu, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasını etkileyeceğinden söz konusu dava, bekletici sorun yapılmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 02 Temmuz 2025 tarihli kararına göre tapu devrinin cebri icraya dayanması hâlinde iyiniyet iddiasının da cebri icra koşullarına göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre taraflar arasında kararlaştırılan yetkili yargı yerini ortadan kaldıracak şekilde doğrudan iflâs yoluyla takip başlatılması ve sonrasında iflâs davası açılması yerinde olmamıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 07 Mayıs 2025 tarihli kararına göre tenkis davasında, kamulaştırılan taşınmazların durumu gözetilerek kamulaştırma bedelinin hesaplamada dikkate alınması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17 Haziran 2025 tarihli kararına göre harcın mahkeme veznesi yerine dosyaya yatırılması yazılmak suretiyle harcın yatırılacağı merci yanlış gösterildiğinden gönderilen muhtıra usûlsüzdür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre aleyhe bozma yasağı açısından hukuk yargılaması yönünden bu hususa ilişkin açık bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 11 Haziran 2025 tarihli kararına göre davacı avukat, taraflar arasında güven ilişkisinin sarsıldığı iddiasını ispatla mükelleftir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 29 Mayıs 2025 tarihli kararına göre cevap dilekçesi verilmediğinden savunmanın dayanağı olarak süresinde delil ileri sürülmediğinden, usûle aykırı olarak bildirilen tanıkların beyanlarına itibar edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre temlikin mirasbırakanın dava dışı eşi lehine evlatlığı olan davacıdan mal kaçırmak amaçlı yapıldığı iddiasının davacı tarafından ispatlanmıştır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 18 Kasım 2025 tarihli kararına göre sanık hakkında düşme kararı verilmesi hâlinde, şikayetçi alacaklı lehine vekalet ücreti hükmedilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Ekim 2025 tarihli kararına göre önalım davalarında fiili taksime değer verilebilmesi için taşınmazın çok sayıda paydaşı varsa tüm paydaşlar tarafından fiili olarak kullanılan bölümlerin bulunmasına gerek yoktur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 05 Mayıs 2025 tarihli kararına göre uyuşmazlığın giderilmesinin talep edildiği konuya ilişkin olarak bozma kararları verildiğinden talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 17 Mart 2025 tarihli kararına göre ana sözleşmede, şirketin ekonomik bağımsızlığının tehlikeye girmesi hâlinde pay devrinin reddedilebileceğine veya şirket birleşimine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 26 Haziran 2025 tarihli kararına göre içtihat değişikliğine gidilerek, zarar görenin veya desteğin ve hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesinde TRH-2010 adlı yaşam tablosunun kullanılmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Ekim 2025 tarihli kararına göre vardiya sonrası kendi isteğiyle balık tutmak için şantiyedeki köprüden geçen sigortalının çayda yaşadığı olay, işverenin organizasyonu içerisinde gerçekleşmediğinden iş kazası sayılamaz.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 16 Temmuz 2024 tarihli kararına göre uyuşmazlığın giderilmesine konu kararlar miktar itibariyle temyiz edilebilirlik sınırını aşması hâlinde ilgilisince temyiz edilebileceğinden bu kararlar arasında uyuşmazlık giderilemez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 08 Mayıs 2025 tarihli kararına göre tenkis hesabının ödenen para üzerinden yapılması gerektiği, taşınmaz değerinin esas alınmaması gerektiği hususlarına özellikle dikkat edilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 25 Haziran 2026 tarihli kararına göre zina nedenine dayalı boşanma davalarında altı aylık hak düşürücü süre, temadi eden eylemlerde son eylemin bittiği tarihten itibaren başlar.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre mahkemece tahkikatın sona erdiği ve sözlü yargılama aşamasına geçildiği bildirildiğine göre tahkikatın sona ermesinden sonra yapılan ıslaha değer verilerek hüküm kurulamaz.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu’nun istinaf yoluna başvuru hakkı bulunmayan bir kimsenin yaptığı başvuruyu, re’sen başvurma yetkisi kapsamında Yargıtay’a taşıması mümkündür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 23 Haziran 2025 tarihli kararına göre yöneticinin temsil yetkisine giren işlerde üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, yönetim kurulunun kat mâliklerini temsilen dava ehliyeti bulunduğu varsayılmalıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15 Mayıs 2025 tarihli kararına göre davanın esastan reddi kararı ile TMK 166/4 hükmündeki süreler taraflar lehine veya aleyhine başlatılabileceğinden, davanın açılmamış sayılması kararının istinafında hukukî yarar vardır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre iş kazasından dolayı tazminat davası açılmış olması sürekli iş göremezlik oranının ayrı bir dava ile tespitinde davacının hukukî yararı bulunmaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 02 Ekim 2025 tarihli kararına göre nişanın bozulması nedenine dayalı takıların iadesi, olmadığı takdirde belirlenen bedelin ödenmesinden kaynaklı tazminat alacağına ilişkin ilamlar, kesinleşmeden icra edilebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05 Kasım 2025 tarihli kararına göre toplu yapı yönetimine geçilmeyen ana taşınmazdaki ortak yerle ilgili elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerinde, sulh hukuk mahkemesi görevlidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 12 Şubat 2026 tarihli kararına göre riskli yapıdaki taşınmazda konut niteliğinde bağımsız bölümü bulunan mâlikin yükleniciyle yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki uyuşmazlıkta tüketici mahkemeleri görevlidir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 02 Temmuz 2025 tarihli kararına göre TBK 19 hükmüne dayanılarak açılan davalarda, davacının ihtiyatî tedbir talebinin HMK 389 hükmündeki ihtiyatî tedbir kapsamında şartları değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Ekim 2025 tarihli kararına göre senedin talili, senet metninde açıklanan düzenleme nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 09 Nisan 2025 tarihli kararına göre gerçek zarar kalemlerini öğrendikten sonra ikinci ve üçüncü kez dava açmak, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamında olup yargısal taciz mahiyetindedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 15 Ocak 2026 tarihli kararına göre uyuşmazlık, avukatlık sözleşmesinden kaynaklanmakta olup avukatın yerine getirmeyi üstlendiği avukatlık hizmeti tüketici işlemi niteliğinde olmadığından tahkime elverişlidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15 Ekim 2025 tarihli kararına göre Özel Dairenin direnme kararını onanmasına ilişkin kararına karşı yeniden aynı amaca hizmet eden karar düzeltme yoluna başvurulması mümkün değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 23 Aralık 2025 tarihli kararına göre geçici hukukî koruma tedbiri talebinde mahkemenin taleple bağlı olup olmadığı noktasında daha önce uyuşmazlığın giderilmesi kararı bulunduğundan talep için başkaca işlem bulunmamaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 15 Ekim 2025 tarihli kararına göre şirket çalışanlarının şahsen imzaladıkları alıcı temsil yetki sözleşmesi uyarınca taşınmazı dava dışı şirket iktisap ettiğinden dolayı sorumlulukları doğmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 06 Kasım 2024 ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 06 Haziran 2024 tarihli kararına göre Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu, uyuşmazlığın giderilmesi başvurusunda kendi görüşlerini belirtmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre bir konut satın alınırken bağımsız bölümünün fiilen görülmeyerek sadece tapuda işlem yapılarak alınması, hayatın olağan akışına aykırı olup iyiniyet savunmasına itibar edilemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 22 Ocak 2025 tarihli kararına göre tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanması sonucunda somut olaya özgü olarak istisnaen tüzel kişi ile üyeleri arasındaki şahıs ve mal ayrılığı ilkesi uygulanmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05 Kasım 2025 tarihli kararına göre aynı şahıslara yönelik olmayan ve arabuluculuğa tabi bir istemin davaların yığılması şeklinde değerlendirilip arabuluculuk dava şartı aranmaksızın sonuçlandırılması hatalıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 17 Şubat 2025 tarihli kararına göre TTK 141 hükmündeki birleşmeye katılan şirketler ibaresi de Kanun koyucunun iradesinin devralan şirket ortaklarına da ayrılma akçesi hakkı tanındığı yönünde olduğunu göstermektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre kesinleşen işe iade davasında tam ve belirli şekilde tespit edilmiş boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı için belirsiz alacak davası açılmasında hukukî yarar bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05 Kasım 2025 tarihli kararına göre sulh protokolünde kullanmayacağı taahhüdüne rağmen dava konusu marka başvurusunu devam ettirerek tescili sağlamak, TMK 2 hükmüne aykırı kötüniyetli bir tescildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre hükmü veren bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 20 Ocak 2026 tarihli kararına göre iradi taraf değişikliğinde taraf olarak çıkarılan lehine vekille temsil edilmesi durumunda maktu vekalet ücreti takdir edilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre yazılı delille ispat sınırının üzerinde olan işçinin çalışmasına ait delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması hâlinde tanık dinletilmesi mümkündür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre yazı yaşı (mürekkep yaşı) tayinine yarayan ve hâlen kullanılagelen bilimsel bir metot bulunmamaktadır.