Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 26 Haziran 2025 tarihli kararına göre içtihat değişikliğine gidilerek, zarar görenin veya desteğin ve hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesinde TRH-2010 adlı yaşam tablosunun kullanılmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Ekim 2025 tarihli kararına göre vardiya sonrası kendi isteğiyle balık tutmak için şantiyedeki köprüden geçen sigortalının çayda yaşadığı olay, işverenin organizasyonu içerisinde gerçekleşmediğinden iş kazası sayılamaz.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 16 Temmuz 2024 tarihli kararına göre uyuşmazlığın giderilmesine konu kararlar miktar itibariyle temyiz edilebilirlik sınırını aşması hâlinde ilgilisince temyiz edilebileceğinden bu kararlar arasında uyuşmazlık giderilemez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 08 Mayıs 2025 tarihli kararına göre tenkis hesabının ödenen para üzerinden yapılması gerektiği, taşınmaz değerinin esas alınmaması gerektiği hususlarına özellikle dikkat edilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 25 Haziran 2026 tarihli kararına göre zina nedenine dayalı boşanma davalarında altı aylık hak düşürücü süre, temadi eden eylemlerde son eylemin bittiği tarihten itibaren başlar.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre mahkemece tahkikatın sona erdiği ve sözlü yargılama aşamasına geçildiği bildirildiğine göre tahkikatın sona ermesinden sonra yapılan ıslaha değer verilerek hüküm kurulamaz.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu’nun istinaf yoluna başvuru hakkı bulunmayan bir kimsenin yaptığı başvuruyu, re’sen başvurma yetkisi kapsamında Yargıtay’a taşıması mümkündür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 23 Haziran 2025 tarihli kararına göre yöneticinin temsil yetkisine giren işlerde üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, yönetim kurulunun kat mâliklerini temsilen dava ehliyeti bulunduğu varsayılmalıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15 Mayıs 2025 tarihli kararına göre davanın esastan reddi kararı ile TMK 166/4 hükmündeki süreler taraflar lehine veya aleyhine başlatılabileceğinden, davanın açılmamış sayılması kararının istinafında hukukî yarar vardır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre iş kazasından dolayı tazminat davası açılmış olması sürekli iş göremezlik oranının ayrı bir dava ile tespitinde davacının hukukî yararı bulunmaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 02 Ekim 2025 tarihli kararına göre nişanın bozulması nedenine dayalı takıların iadesi, olmadığı takdirde belirlenen bedelin ödenmesinden kaynaklı tazminat alacağına ilişkin ilamlar, kesinleşmeden icra edilebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05 Kasım 2025 tarihli kararına göre toplu yapı yönetimine geçilmeyen ana taşınmazdaki ortak yerle ilgili elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerinde, sulh hukuk mahkemesi görevlidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 12 Şubat 2026 tarihli kararına göre riskli yapıdaki taşınmazda konut niteliğinde bağımsız bölümü bulunan mâlikin yükleniciyle yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki uyuşmazlıkta tüketici mahkemeleri görevlidir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 02 Temmuz 2025 tarihli kararına göre TBK 19 hükmüne dayanılarak açılan davalarda, davacının ihtiyatî tedbir talebinin HMK 389 hükmündeki ihtiyatî tedbir kapsamında şartları değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Ekim 2025 tarihli kararına göre senedin talili, senet metninde açıklanan düzenleme nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 09 Nisan 2025 tarihli kararına göre gerçek zarar kalemlerini öğrendikten sonra ikinci ve üçüncü kez dava açmak, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamında olup yargısal taciz mahiyetindedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 15 Ocak 2026 tarihli kararına göre uyuşmazlık, avukatlık sözleşmesinden kaynaklanmakta olup avukatın yerine getirmeyi üstlendiği avukatlık hizmeti tüketici işlemi niteliğinde olmadığından tahkime elverişlidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15 Ekim 2025 tarihli kararına göre Özel Dairenin direnme kararını onanmasına ilişkin kararına karşı yeniden aynı amaca hizmet eden karar düzeltme yoluna başvurulması mümkün değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 23 Aralık 2025 tarihli kararına göre geçici hukukî koruma tedbiri talebinde mahkemenin taleple bağlı olup olmadığı noktasında daha önce uyuşmazlığın giderilmesi kararı bulunduğundan talep için başkaca işlem bulunmamaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 15 Ekim 2025 tarihli kararına göre şirket çalışanlarının şahsen imzaladıkları alıcı temsil yetki sözleşmesi uyarınca taşınmazı dava dışı şirket iktisap ettiğinden dolayı sorumlulukları doğmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 06 Kasım 2024 ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 06 Haziran 2024 tarihli kararına göre Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu, uyuşmazlığın giderilmesi başvurusunda kendi görüşlerini belirtmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre bir konut satın alınırken bağımsız bölümünün fiilen görülmeyerek sadece tapuda işlem yapılarak alınması, hayatın olağan akışına aykırı olup iyiniyet savunmasına itibar edilemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 22 Ocak 2025 tarihli kararına göre tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanması sonucunda somut olaya özgü olarak istisnaen tüzel kişi ile üyeleri arasındaki şahıs ve mal ayrılığı ilkesi uygulanmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05 Kasım 2025 tarihli kararına göre aynı şahıslara yönelik olmayan ve arabuluculuğa tabi bir istemin davaların yığılması şeklinde değerlendirilip arabuluculuk dava şartı aranmaksızın sonuçlandırılması hatalıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 17 Şubat 2025 tarihli kararına göre TTK 141 hükmündeki birleşmeye katılan şirketler ibaresi de Kanun koyucunun iradesinin devralan şirket ortaklarına da ayrılma akçesi hakkı tanındığı yönünde olduğunu göstermektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre kesinleşen işe iade davasında tam ve belirli şekilde tespit edilmiş boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı için belirsiz alacak davası açılmasında hukukî yarar bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05 Kasım 2025 tarihli kararına göre sulh protokolünde kullanmayacağı taahhüdüne rağmen dava konusu marka başvurusunu devam ettirerek tescili sağlamak, TMK 2 hükmüne aykırı kötüniyetli bir tescildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre hükmü veren bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 20 Ocak 2026 tarihli kararına göre iradi taraf değişikliğinde taraf olarak çıkarılan lehine vekille temsil edilmesi durumunda maktu vekalet ücreti takdir edilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre yazılı delille ispat sınırının üzerinde olan işçinin çalışmasına ait delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması hâlinde tanık dinletilmesi mümkündür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre yazı yaşı (mürekkep yaşı) tayinine yarayan ve hâlen kullanılagelen bilimsel bir metot bulunmamaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 22 Mayıs 2025 tarihli kararına göre tarım kredisi sözleşmesinden kaynaklı emekli maaşına konulan blokenin kaldırılması ve yapılan kesintilerin iadesi isteminde genel mahkemeler görevlidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre eşler tarafından ortak kullanılan bilgisayarın şifresi eşler tarafından biliniyorsa sunulan delil hukuka aykırı delil niteliğinde olmayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre gönül ilişkisi yaşayan ve bu erkekten maddî menfaat elde eden kadın eş ağır, eşine küfür eden, fiziksel şiddet uygulayan ve ortak konuta geç saatlerde gelen erkek eş az kusurludur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre boşanmaya sebep olan olaylarda ağır veya tam kusurlu olduğu tespit edilen eş yararına yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12 Kasım 2025 tarihli kararına göre direnme kararı verilmesi sırasında, kararın hüküm fıkrasında yer alan ve bozmaya konu yapılmayan bölüm yönüyle de ilk hükümdeki gibi karar verilmesi gerekmektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 24 Kasım 2025 tarihli kararına göre çeke dayalı ihtiyatî hacizde muhatap bankaya ibrazdan sonra alacaklı kendi yerleşim yerinde de talepte bulunabilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 20 Mart 2025 tarihli kararına göre tebliğ evrakı üzerinde tebliğ memurunun adı ve soyadı bulunmadığından yapılan tebligat, yasa hükümlerine aykırı olup usûlsüzdür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Ekim 2025 tarihli kararına göre açık oransızlığın tespitinde alınacak bilirkişi raporunda piyasa koşulları, taşınmaza ilişkin özellikler, emsal değerler gibi objektif kriterler dikkate alınmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre taşınmaz satış sözleşmesi resmî şekilde yapılmamış ise de davacıların taşınmaz devrini değil alacak talep ettikleri gözetildiğinde sözleşmenin bu yönden davalıyı bağladığı açıktır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 29 Mayıs 2025 tarihli kararına göre dava açıldıktan sonra hâsıl olan yasa değişikliği nedeniyle dava açmakta haksız olmayan davacı yararına maktu vekalet ücreti hükmedilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19 Haziran 2025 tarihli kararına göre davayı geri alan taraf, talep sonucundan yani hakkının özünden feragat etmemekte, sadece davasını geri almakta ve davasını ileride tekrar açabilme hakkını saklı tutmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre imzası davalı tarafça inkâr edilmeyen bir belgenin geçerliliği tanık imzasına bağlı olmayıp davalı aleyhine borç doğurur nitelik taşımaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 07 Nisan 2025 tarihli kararına göre istihkak davalarında verilen kararlar ile ihalenin feshi isteminin reddi kararları hariç İcra mahkemesince verilen kararlar, kural olarak maddî anlamda kesin hüküm teşkil etmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12 Kasım 2025 tarihli kararına göre zamanaşımı hukukî niteliği itibariyle, maddî hukuktan kaynaklanan bir def'i olup usûl hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 11 Şubat 2025 tarihli kararına göre oy hakkından yoksun olan müdürlerin oyları dışında verilmiş olumlu bir oy olmadığı gözetildiğinde, karar nisabına uygun alınmış bir karar bulunmamaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 16 Ocak 2025 tarihli kararına göre 6183 Sayılı Kanun'un 79 hükmü gereğince gönderilen haciz bildirisine cevabın gerçeğe aykırı olması nedeniyle üçüncü kişi hakkında açılacak dava, asliye hukuk mahkemelerinde görülür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Ekim 2025 tarihli kararına göre ortak yerlerden olan anayapının dış duvarlarının kiralanması gibi önemli yönetim işleri konusunda kat mâlikleri tarafından oybirliği ile karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 20 Ekim 2025 tarihli kararına göre kiracı olmayan eşin TMK 194 hükmü uyarınca sonradan kiraya verene yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelmiş olması, öncesindeki tahliye taahhütnamesine etkisi bulunmamaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 04 Aralık 2024 tarihli kararına göre itirazın iptali davasına konu takibin sonradan iptal edilmekle ortadan kalkması hâlinde mahkemece bu durum re'sen nazara alınarak davanın usûlden reddine karar verilmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08 Ekim 2025 tarihli kararına göre Türk mahkemelerinin yetkisinin ortadan kaldırılmasına ilişkin bir düzenleme olan MÖHUK 47 hükmü, cebri icra aşamasında icra dairelerinin yetkisine uygulanamaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 12 Haziran 2025 tarihli kararına göre davalıya verilecek vekalet ücretinin belirlenmesinde davacının külfetinde olan harcın eksik yatırılmış olması dikkate alınarak davalı lehine daha az vekalet ücreti kararlaştırılamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15 Mayıs 2025 tarihli kararına göre maddî ve manevî tazminat talebim yoktur. Ancak ortak olan eve ilişkin tapunun tamamının bana bırakılmasını talep etmekteyim şeklindeki beyan, kayıtsız ve şartsız feragat sayılamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre ön inceleme zaptında tespit edilmeyen, davacı tarafça da dayanılmadığı özellikle belirtilen başka bir hukukî sebep yönünden inceleme yapılarak sonuca gidilmiş olması hatalıdır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 10 Mart 2025 tarihli kararına göre limiti aşan miktar açısından limit ipoteğinin niteliği gereği ipotekli taşınmazın teminat fonksiyonu bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12 Kasım 2025 tarihli kararına göre zararın tümü üzerinden kanun yolu başvurusunda bulunulsa bile bozma konusu zararın belirli bir kısmına ilişkin olduğundan kesinlik sınırı zararın o kısmına ilişkin olarak belirlenir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 10 Aralık 2024 tarihli kararına göre takip talebinde, TBK 121/3 hükmü gereği, talep edilen temerrüt faizine de faiz işletilmesi talep edilemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13 Şubat 2025 tarihli kararına göre kredi sözleşmesinin müteselsil kefilleri, kefaletlerinin teminatı olarak ipotek vermişler ise borçlu gibi haklarında öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08 Ekim 2025 tarihli kararına göre dava dilekçesinde saklı payların müvekkillerine verilmediğinden bahsedilerek mahfuz hisse araştırmasının talep edildiği gözetildiğinde tenkis talebinde bulunulduğu kabul edilmelidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 14 Mayıs 2025 tarihli kararına göre birden fazla tasarrufun iptali davasında verilen ihtiyatî hacizlerden birisinin ilk kesinleşen ihtiyatî hacze iştiraki, İİK 268/1 ve 100/1-2 hükümlerine göre belirlenecektir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 24 Şubat 2025 tarihli kararına göre mirasçılar arasında görülen uyuşmazlıklarda terekeye temsilci atanmasına gerek olmayıp mirasçıların kendi paylarına yönelik dava takip yetkileri bulunmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre soybağının reddi davası, genetik baba olduğunu iddia eden kişi veya kocanın altsoyu, anası veya babası tarafından açılabilir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 10 Nisan 2025 tarihli kararına göre itirazın iptali davası ıslah ile alacak davasına dönüştürülse bile davalı icra takip tarihinde temerrüde düşer.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 10 Nisan 2025 tarihli kararına göre Türk Lirası tahsilli talepten ıslahla dönülerek borcun yabancı para üzerinden tahsili talep edilemez.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre kabulle birlikte dava sona erdiğine göre kabul beyanından sonra yapılan yargılama giderlerinden davalı sorumlu tutulamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre rekabet yasağı sözleşmesi açısından teşebbüs, sözleşmedeki yerlerde yer alan herhangi bir teşebbüse bağlı merkez ve şubeleriyle tüm ticari işletmelerin kastedildiği kabul edilmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre harcın mahkeme veznesine yatırılması yerine yatırılacak yer belirtilmeksizin sadece depo edilmesi gerektiği şeklinde ihtar yazıldığından muhtıra geçersiz olup hukukî sonuç doğurmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Ekim 2025 tarihli kararına göre dava konusu taşınmaz hissesinin satışı, şirketin varlığını sona erdirerek şirketi tasfiye sürecine sokacak niteliği haiz önemli miktarda bir mal varlığı devri olarak nitelendirilemez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05 Mart 2025 tarihli kararına göre imzalı boş senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispatı gerekmekte olup bu hususun borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafça ispatı gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 29 Nisan 2025 tarihli kararına göre takip bir belgeye dayandırılmadığına göre takibe dayanak belge örneğinin sunulması ve ödeme emrine belgenin tasdikli bir örneğinin eklenmesi söz konusu olamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre üçüncü kişi nezdindeki müstakbel alacakların İİK 78 hükmü kapsamında haciz müzekkeresi yazılması suretiyle haczi mümkün değildir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 06 Mayıs 2025 tarihli kararına göre yüklenicinin temliki iddiasına dayalı bedelin tahsili istemi, belirsiz alacak davası şeklinde talep edilebilir
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 03 Mart 2025 tarihli kararına göre kanun yolu kesinlik sınırı açısından yabancı para alacağında kararın verildiği tarihteki döviz kuru esas alınmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre satış memurluğunun bankacılık işlemlerini kontrol etme yükümlülüğü bulunmadığından, ihale alıcısı tarafından EFT talimatının zamanında yapılıp yapılmadığı incelenemez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 05 Mayıs 2025 tarihli kararına göre yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmayan somut olayda, tapu iptal tescil davasına ilişkin olarak taşınmazın harca esas değer üzerinden akdî vekalet ücreti belirlenmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre boşanma davası açısından bitcoin işlemleri yapmak eyleminin kusur olarak yüklenebilmesi için birliğin temelinden sarsılmasına sebebiyet verecek nitelikte olması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre davacı vekilinin, vekâletnamesinde ibraname yetkisinin olmadığını belirterek sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeyi beş yıl geçtikten sonra iade etmesi hakkın kötüye kullanılmasıdır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13 Şubat 2025 tarihli kararına göre istihkak iddiası açısından davacı üçüncü kişi tarafından ayırtedici özellikleri bulunmayan faturalar karinenin aksini ispat için güçlü ve yeterli sayılmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre yağ yakma problemi motorun yenisi ile değiştirilmesiyle giderilebilse de, aracın değer kaybına uğrayacağı açık olduğundan davacının talebi doğrultusunda ayıpsız misliyle değişim gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 16 Ocak 2025 tarihli kararına göre amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsili mümkün ise; bu hâlde davacıların borca batıklığın tespitini istemekte hukukî yararları bulunmamaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 03 Şubat 2025 tarihli kararına göre ihale bedeli, muhammen değerin üzerinde olması nedeniyle zarar unsuru gerçekleşmese bile borçlu ihalenin feshini talep edebilir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 28 Kasım 2024 tarihli kararına göre malın vasiyet alacaklısında kalması durumunda, tenkis sebebiyle vasiyet borçlusuna verilmesi gereken, aksi hâlde tasarruf oranı içindeki kısmın karar günündeki değeri ödetilmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 24 Haziran 2025 tarihli kararına göre dava dosyasında azlin bölünemezliği ve diğer dosyalara da sirayet edeceği gözetilerek azlin haklı olup olmadığı ve yürütülen dosyaların hangi safhalarda olduğu dikkate alınmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre müşterisinin cevap vermemesini dahi olağan dışı ve şüpheli olduğunu dikkate almayan, güvenlik kontrolü prosedürünü işletmeyen ve sadece müşteriye bilgi maili gönderen banka sorumludur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04 Kasım 2024 ve 15 Ocak 2025 tarihli kararına göre somut olayda tarafların fiilen aynı adreste yaşamaları tek başına barışıp birbirlerinin kusurlarını affetmiş olduklarının kabulü için yeterli değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 30 Eylül 2025 tarihli kararına göre verilen kesin süreye ilişkin ihtaratın içeriğinde tanık listesi yer almadığından davacı tarafa tanık isimlerini bildirmek üzere usûlünce verilmiş bir kesin süre bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10 Eylül 2025 tarihli kararına göre arsa payının düzeltilmesi davasında bina yıkılsa da arsada kat mâlikleri arsa payı oranında ortak mülkiyet esaslarına göre mâlik olacaklarından hâlen hukukî yarar devam etmektedir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 30 Haziran 2025 tarihli kararına göre yetkisi sona eren temsilcinin verdiği vekaletname ile hareket eden vekilin feragat talebi de dikkate alınamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19 Kasım 2025 tarihli kararına göre ceza dosyası ve eldeki davada alınan bilirkişi raporlarında yer alan olayın iş kazası olup olmadığına ve aradaki ilişkiye dair hukukî nitelendirmenin bağlayıcı olmadığı açıktır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 26 Mayıs 2025 tarihli kararına göre mirasın gerçek reddinin iptali davası açısından, davacı alacaklı aleyhine açılmış menfi tespit davası bekletici sorun yapılmalıdır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 16 Haziran 2025 tarihli kararına göre tenkis talebinin bulunduğu davada terditli olarak tapu iptal ve tescil talebinde bulunulduğundan davalı hakkında tazminata hükmedilmesi durumunda bile ilâm kesinleşmeden icra edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12 Kasım 2025 tarihli kararına göre boşanma davası açısından eşin gerekli tedavi girişimlerinde isteksiz davranması ve eşini bu süreçte yalnız bırakması, manevî tazminatı gerektirir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 28 Kasım 2024 tarihli kararına göre yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu bakımından farklılaştırılmış teselsül ilkesi benimsenmiş ise de bu ilke, kamu hukuku kapsamında değerlendirilmez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 07 Ocak 2025 tarihli kararına göre davalı inançlı işlemle mâlik olup yolsuz tescil söz konusu olmadığından lehine ipotek tesis edilen diğer davalının inanç sözleşmesini bilmesi kural olarak ipoteği yolsuz hâle getirmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15 Ekim 2025 tarihli kararına göre tanık deliline dayanmayan tarafın tanıkları dinlenilmişse yargılamada bu hususa itiraz edilmeli ve istinaf sebebi olacak bu hususun karara ne şekilde etki ettiği de açıklanmalıdır.