Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre hükmü veren bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 20 Ocak 2026 tarihli kararına göre iradi taraf değişikliğinde taraf olarak çıkarılan lehine vekille temsil edilmesi durumunda maktu vekalet ücreti takdir edilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre yazılı delille ispat sınırının üzerinde olan işçinin çalışmasına ait delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması hâlinde tanık dinletilmesi mümkündür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre yazı yaşı (mürekkep yaşı) tayinine yarayan ve hâlen kullanılagelen bilimsel bir metot bulunmamaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 22 Mayıs 2025 tarihli kararına göre tarım kredisi sözleşmesinden kaynaklı emekli maaşına konulan blokenin kaldırılması ve yapılan kesintilerin iadesi isteminde genel mahkemeler görevlidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre eşler tarafından ortak kullanılan bilgisayarın şifresi eşler tarafından biliniyorsa sunulan delil hukuka aykırı delil niteliğinde olmayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre gönül ilişkisi yaşayan ve bu erkekten maddî menfaat elde eden kadın eş ağır, eşine küfür eden, fiziksel şiddet uygulayan ve ortak konuta geç saatlerde gelen erkek eş az kusurludur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre boşanmaya sebep olan olaylarda ağır veya tam kusurlu olduğu tespit edilen eş yararına yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12 Kasım 2025 tarihli kararına göre direnme kararı verilmesi sırasında, kararın hüküm fıkrasında yer alan ve bozmaya konu yapılmayan bölüm yönüyle de ilk hükümdeki gibi karar verilmesi gerekmektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 24 Kasım 2025 tarihli kararına göre çeke dayalı ihtiyatî hacizde muhatap bankaya ibrazdan sonra alacaklı kendi yerleşim yerinde de talepte bulunabilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 20 Mart 2025 tarihli kararına göre tebliğ evrakı üzerinde tebliğ memurunun adı ve soyadı bulunmadığından yapılan tebligat, yasa hükümlerine aykırı olup usûlsüzdür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Ekim 2025 tarihli kararına göre açık oransızlığın tespitinde alınacak bilirkişi raporunda piyasa koşulları, taşınmaza ilişkin özellikler, emsal değerler gibi objektif kriterler dikkate alınmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre taşınmaz satış sözleşmesi resmî şekilde yapılmamış ise de davacıların taşınmaz devrini değil alacak talep ettikleri gözetildiğinde sözleşmenin bu yönden davalıyı bağladığı açıktır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 29 Mayıs 2025 tarihli kararına göre dava açıldıktan sonra hâsıl olan yasa değişikliği nedeniyle dava açmakta haksız olmayan davacı yararına maktu vekalet ücreti hükmedilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19 Haziran 2025 tarihli kararına göre davayı geri alan taraf, talep sonucundan yani hakkının özünden feragat etmemekte, sadece davasını geri almakta ve davasını ileride tekrar açabilme hakkını saklı tutmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre imzası davalı tarafça inkâr edilmeyen bir belgenin geçerliliği tanık imzasına bağlı olmayıp davalı aleyhine borç doğurur nitelik taşımaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 07 Nisan 2025 tarihli kararına göre istihkak davalarında verilen kararlar ile ihalenin feshi isteminin reddi kararları hariç İcra mahkemesince verilen kararlar, kural olarak maddî anlamda kesin hüküm teşkil etmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12 Kasım 2025 tarihli kararına göre zamanaşımı hukukî niteliği itibariyle, maddî hukuktan kaynaklanan bir def'i olup usûl hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 11 Şubat 2025 tarihli kararına göre oy hakkından yoksun olan müdürlerin oyları dışında verilmiş olumlu bir oy olmadığı gözetildiğinde, karar nisabına uygun alınmış bir karar bulunmamaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 16 Ocak 2025 tarihli kararına göre 6183 Sayılı Kanun'un 79 hükmü gereğince gönderilen haciz bildirisine cevabın gerçeğe aykırı olması nedeniyle üçüncü kişi hakkında açılacak dava, asliye hukuk mahkemelerinde görülür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Ekim 2025 tarihli kararına göre ortak yerlerden olan anayapının dış duvarlarının kiralanması gibi önemli yönetim işleri konusunda kat mâlikleri tarafından oybirliği ile karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 20 Ekim 2025 tarihli kararına göre kiracı olmayan eşin TMK 194 hükmü uyarınca sonradan kiraya verene yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelmiş olması, öncesindeki tahliye taahhütnamesine etkisi bulunmamaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 04 Aralık 2024 tarihli kararına göre itirazın iptali davasına konu takibin sonradan iptal edilmekle ortadan kalkması hâlinde mahkemece bu durum re'sen nazara alınarak davanın usûlden reddine karar verilmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08 Ekim 2025 tarihli kararına göre Türk mahkemelerinin yetkisinin ortadan kaldırılmasına ilişkin bir düzenleme olan MÖHUK 47 hükmü, cebri icra aşamasında icra dairelerinin yetkisine uygulanamaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 12 Haziran 2025 tarihli kararına göre davalıya verilecek vekalet ücretinin belirlenmesinde davacının külfetinde olan harcın eksik yatırılmış olması dikkate alınarak davalı lehine daha az vekalet ücreti kararlaştırılamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15 Mayıs 2025 tarihli kararına göre maddî ve manevî tazminat talebim yoktur. Ancak ortak olan eve ilişkin tapunun tamamının bana bırakılmasını talep etmekteyim şeklindeki beyan, kayıtsız ve şartsız feragat sayılamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre ön inceleme zaptında tespit edilmeyen, davacı tarafça da dayanılmadığı özellikle belirtilen başka bir hukukî sebep yönünden inceleme yapılarak sonuca gidilmiş olması hatalıdır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 10 Mart 2025 tarihli kararına göre limiti aşan miktar açısından limit ipoteğinin niteliği gereği ipotekli taşınmazın teminat fonksiyonu bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12 Kasım 2025 tarihli kararına göre zararın tümü üzerinden kanun yolu başvurusunda bulunulsa bile bozma konusu zararın belirli bir kısmına ilişkin olduğundan kesinlik sınırı zararın o kısmına ilişkin olarak belirlenir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 10 Aralık 2024 tarihli kararına göre takip talebinde, TBK 121/3 hükmü gereği, talep edilen temerrüt faizine de faiz işletilmesi talep edilemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13 Şubat 2025 tarihli kararına göre kredi sözleşmesinin müteselsil kefilleri, kefaletlerinin teminatı olarak ipotek vermişler ise borçlu gibi haklarında öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08 Ekim 2025 tarihli kararına göre dava dilekçesinde saklı payların müvekkillerine verilmediğinden bahsedilerek mahfuz hisse araştırmasının talep edildiği gözetildiğinde tenkis talebinde bulunulduğu kabul edilmelidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 14 Mayıs 2025 tarihli kararına göre birden fazla tasarrufun iptali davasında verilen ihtiyatî hacizlerden birisinin ilk kesinleşen ihtiyatî hacze iştiraki, İİK 268/1 ve 100/1-2 hükümlerine göre belirlenecektir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 24 Şubat 2025 tarihli kararına göre mirasçılar arasında görülen uyuşmazlıklarda terekeye temsilci atanmasına gerek olmayıp mirasçıların kendi paylarına yönelik dava takip yetkileri bulunmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre soybağının reddi davası, genetik baba olduğunu iddia eden kişi veya kocanın altsoyu, anası veya babası tarafından açılabilir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 10 Nisan 2025 tarihli kararına göre itirazın iptali davası ıslah ile alacak davasına dönüştürülse bile davalı icra takip tarihinde temerrüde düşer.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 10 Nisan 2025 tarihli kararına göre Türk Lirası tahsilli talepten ıslahla dönülerek borcun yabancı para üzerinden tahsili talep edilemez.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre kabulle birlikte dava sona erdiğine göre kabul beyanından sonra yapılan yargılama giderlerinden davalı sorumlu tutulamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre rekabet yasağı sözleşmesi açısından teşebbüs, sözleşmedeki yerlerde yer alan herhangi bir teşebbüse bağlı merkez ve şubeleriyle tüm ticari işletmelerin kastedildiği kabul edilmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre harcın mahkeme veznesine yatırılması yerine yatırılacak yer belirtilmeksizin sadece depo edilmesi gerektiği şeklinde ihtar yazıldığından muhtıra geçersiz olup hukukî sonuç doğurmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Ekim 2025 tarihli kararına göre dava konusu taşınmaz hissesinin satışı, şirketin varlığını sona erdirerek şirketi tasfiye sürecine sokacak niteliği haiz önemli miktarda bir mal varlığı devri olarak nitelendirilemez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05 Mart 2025 tarihli kararına göre imzalı boş senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispatı gerekmekte olup bu hususun borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafça ispatı gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 29 Nisan 2025 tarihli kararına göre takip bir belgeye dayandırılmadığına göre takibe dayanak belge örneğinin sunulması ve ödeme emrine belgenin tasdikli bir örneğinin eklenmesi söz konusu olamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre üçüncü kişi nezdindeki müstakbel alacakların İİK 78 hükmü kapsamında haciz müzekkeresi yazılması suretiyle haczi mümkün değildir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 06 Mayıs 2025 tarihli kararına göre yüklenicinin temliki iddiasına dayalı bedelin tahsili istemi, belirsiz alacak davası şeklinde talep edilebilir
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 03 Mart 2025 tarihli kararına göre kanun yolu kesinlik sınırı açısından yabancı para alacağında kararın verildiği tarihteki döviz kuru esas alınmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre satış memurluğunun bankacılık işlemlerini kontrol etme yükümlülüğü bulunmadığından, ihale alıcısı tarafından EFT talimatının zamanında yapılıp yapılmadığı incelenemez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 05 Mayıs 2025 tarihli kararına göre yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmayan somut olayda, tapu iptal tescil davasına ilişkin olarak taşınmazın harca esas değer üzerinden akdî vekalet ücreti belirlenmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre boşanma davası açısından bitcoin işlemleri yapmak eyleminin kusur olarak yüklenebilmesi için birliğin temelinden sarsılmasına sebebiyet verecek nitelikte olması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre davacı vekilinin, vekâletnamesinde ibraname yetkisinin olmadığını belirterek sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeyi beş yıl geçtikten sonra iade etmesi hakkın kötüye kullanılmasıdır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13 Şubat 2025 tarihli kararına göre istihkak iddiası açısından davacı üçüncü kişi tarafından ayırtedici özellikleri bulunmayan faturalar karinenin aksini ispat için güçlü ve yeterli sayılmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre yağ yakma problemi motorun yenisi ile değiştirilmesiyle giderilebilse de, aracın değer kaybına uğrayacağı açık olduğundan davacının talebi doğrultusunda ayıpsız misliyle değişim gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 16 Ocak 2025 tarihli kararına göre amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsili mümkün ise; bu hâlde davacıların borca batıklığın tespitini istemekte hukukî yararları bulunmamaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 03 Şubat 2025 tarihli kararına göre ihale bedeli, muhammen değerin üzerinde olması nedeniyle zarar unsuru gerçekleşmese bile borçlu ihalenin feshini talep edebilir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 28 Kasım 2024 tarihli kararına göre malın vasiyet alacaklısında kalması durumunda, tenkis sebebiyle vasiyet borçlusuna verilmesi gereken, aksi hâlde tasarruf oranı içindeki kısmın karar günündeki değeri ödetilmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 24 Haziran 2025 tarihli kararına göre dava dosyasında azlin bölünemezliği ve diğer dosyalara da sirayet edeceği gözetilerek azlin haklı olup olmadığı ve yürütülen dosyaların hangi safhalarda olduğu dikkate alınmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre müşterisinin cevap vermemesini dahi olağan dışı ve şüpheli olduğunu dikkate almayan, güvenlik kontrolü prosedürünü işletmeyen ve sadece müşteriye bilgi maili gönderen banka sorumludur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04 Kasım 2024 ve 15 Ocak 2025 tarihli kararına göre somut olayda tarafların fiilen aynı adreste yaşamaları tek başına barışıp birbirlerinin kusurlarını affetmiş olduklarının kabulü için yeterli değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 30 Eylül 2025 tarihli kararına göre verilen kesin süreye ilişkin ihtaratın içeriğinde tanık listesi yer almadığından davacı tarafa tanık isimlerini bildirmek üzere usûlünce verilmiş bir kesin süre bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10 Eylül 2025 tarihli kararına göre arsa payının düzeltilmesi davasında bina yıkılsa da arsada kat mâlikleri arsa payı oranında ortak mülkiyet esaslarına göre mâlik olacaklarından hâlen hukukî yarar devam etmektedir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 30 Haziran 2025 tarihli kararına göre yetkisi sona eren temsilcinin verdiği vekaletname ile hareket eden vekilin feragat talebi de dikkate alınamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19 Kasım 2025 tarihli kararına göre ceza dosyası ve eldeki davada alınan bilirkişi raporlarında yer alan olayın iş kazası olup olmadığına ve aradaki ilişkiye dair hukukî nitelendirmenin bağlayıcı olmadığı açıktır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 26 Mayıs 2025 tarihli kararına göre mirasın gerçek reddinin iptali davası açısından, davacı alacaklı aleyhine açılmış menfi tespit davası bekletici sorun yapılmalıdır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 16 Haziran 2025 tarihli kararına göre tenkis talebinin bulunduğu davada terditli olarak tapu iptal ve tescil talebinde bulunulduğundan davalı hakkında tazminata hükmedilmesi durumunda bile ilâm kesinleşmeden icra edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12 Kasım 2025 tarihli kararına göre boşanma davası açısından eşin gerekli tedavi girişimlerinde isteksiz davranması ve eşini bu süreçte yalnız bırakması, manevî tazminatı gerektirir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 28 Kasım 2024 tarihli kararına göre yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu bakımından farklılaştırılmış teselsül ilkesi benimsenmiş ise de bu ilke, kamu hukuku kapsamında değerlendirilmez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 07 Ocak 2025 tarihli kararına göre davalı inançlı işlemle mâlik olup yolsuz tescil söz konusu olmadığından lehine ipotek tesis edilen diğer davalının inanç sözleşmesini bilmesi kural olarak ipoteği yolsuz hâle getirmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15 Ekim 2025 tarihli kararına göre tanık deliline dayanmayan tarafın tanıkları dinlenilmişse yargılamada bu hususa itiraz edilmeli ve istinaf sebebi olacak bu hususun karara ne şekilde etki ettiği de açıklanmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 06 Mayıs 2025 tarihli kararına göre usûlî kazanılmış hakkın istisnası niteliğindeki yasa değişikliği uyarınca karar verilmesi gerektiğinden, mahkemece bozma sonrası ıslaha değer verilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 23 Aralık 2024 tarihli kararına göre iştirak nafakası talebinin ıslaha dahi gerek olmaksızın artırılabilmesi de mümkündür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15 Ekim 2025 tarihli kararına göre Manavgat ibaresi, Manavgat mahkemelerinin selahiyetini şimdiden kabul eylerim cümlesinin altına yazıldığından bu ibare düzenleme yerini içerdiğinden senet kambiyo vasfını taşımaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13 Ocak 2025 tarihli kararına göre borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunabilmesi için ipoteğin, mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre bildirim öncesi çalışma süresi bakımından sigortalının sigortalı hizmetlerinin sona ermesinden sonra hak düşürücü süre içinde dava açma hakkı devam etmektedir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 09 Ocak 2025 tarihli kararına göre dava konusu talep, bölünebilir nitelikteki para alacağına yönelik olduğuna göre mirasçıların birlikte hareket etme zorunluluğu bulunmadığı kabul edilmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 07 Ekim 2025 tarihli kararına göre avukatın ortaklığın giderilmesi dosyasını takip etmesinden kaynaklı vekalet ücreti alacağının tahsiline ilişkin talep, tahkime elverişli değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre çalışanların Deniz İş Kanunu'na tâbi olduğu yönünde tespit içeren iş müfettiş raporunun iptaline yönelik işverenin itiraz yoluna başvurarak dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 29 Mayıs 2025 tarihli kararına göre davacı yüklenici dava dilekçesini tamamen ıslah ederek kâr mahrumiyeti talebini belirsiz alacak davası şeklinde talep edebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 17 Haziran 2025 tarihli kararına göre davalı ıslaha karşı zamanaşımı def'i ileri sürmese ve bu hususu temyiz sebebi yapmamış olsa dahi fer'i müdahil bu hususu temyiz nedeni yaptığından zamanaşımı incelemesi yapılmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre özel kuruluşlara teslim edilen ürün bedellerinden tevkifat yoluyla yapılan prim kesintisinin kuruma intikal edip etmemesi sigortalının sorumluluğunda olmadığından tescile engel olamaz.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 16 Haziran 2025 tarihli kararına göre muris açısından vekalet görevinin kötüye kullanılması ve ehliyetsizlik hukukî nedenine dayalı taleplerde pay oranında açılan dava sürdürülemeyeceği için tereke adına dava açılmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10 Eylül 2025 tarihli kararına göre yüzde 50 oranındaki takdiri indirimin kısmen talep edilen miktar üzerinden değil alacağın tamamı üzerinden yapılması gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 29 Mayıs 2025 tarihli kararına göre şikayet, kal hükmünün infazı ile de ilgili olduğundan, miktar olarak kesinlik değerlendirmesine tabi tutulamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19 Kasım 2025 tarihli kararına göre konkordato açısından yabancı para alacaklarında on beş günlük alacak kayıt süresinin son günündeki T.C. merkez bankası döviz satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi gerekmektedir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs 2025 tarihli kararına göre taşınmaz muris tarafından bilâ bedel ve kayıtsız şartsız olarak davalıya hibe edildiği için murisin terekeye iade kastı bulunmadığından denkleştirme talebi reddedilmelidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 29 Mayıs 2025 tarihli kararına göre usûlüne uygun bir yönetim kurulu teşekkülünden sonra hisse devir işleminin reddi kararının haksızlığı veya üç aylık dolaylı onaydan söz edilebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre şirketin sorumluluğuna gidilebilmesi için şirketin temsilcisi tarafından senede atılan imzanın, şirketin unvanı ya da kaşesi üzerinde bulunması zorunlu değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10 Eylül 2025 tarihli kararına göre ceza dosyasındaki suç oluşturmayan fiil, hukuk yargılaması sırasında 6762 sayılı TTK 336 hükmü kapsamında şirket müdürünün sorumluluğuna dayanak oluşturabilir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 29 Mayıs 2025 tarihli kararına göre davalının tazminat sorumlu olabilmesi için davacı aldatılan eşe bilerek ve isteyerek zarar vermeyi amaçlamış olması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 01 Temmuz 2025 tarihli kararına göre evlilik birliği boşanma ile sona ermiş olup talep edilmiş tazminat ve nafaka borçları terekeye geçebilecek hâldedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10 Eylül 2025 tarihli kararına göre davanın açılmasına kendi hâl ve davranışlarıyla sebebiyet vermeyen davalıların HMK 312/2 hükmüne göre yargılama giderlerini ve nispi vekâlet ücretini ödemeye mahkûm edilmemeleri gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 03 Kasım 2025 tarihli kararına göre mahkemece ihtiyatî tedbirin satışa engel olduğu yönünde cevap verilmişse de, tedbir kararında tedbirin cebri satışa engel olduğuna dair bir ibare yer almadığından satış yapılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Ekim 2025 tarihli kararına göre somut olayda, evlilikten dört ay sonra alınan evin edinilmiş mal olmadığı, evin alımındaki ödemenin davalının kişisel malından karşılanarak satın alındığının kabulü gerekir.