Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 26 Haziran 2025 tarihli kararına göre şikayetçinin kesin haciz tarihinin, yasal değişikliğin yapıldığı 24 Kasım 2021 tarihinden önce olduğu ve satış giderlerinin peşin yatırılması zorunluluğunun bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 06 Şubat 2025 tarihli kararına göre meskeniyet şikayetinin süre aşımından reddine ilişkin hükmün istinaf edilmesi, satış işlemlerini durdurmaz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 03 Mart 2025 tarihli kararına göre boşanma aşamasında olan kiralanan konutta yaşayan eş, aile mahkemesinden aldığı koruma kararına dayalı olarak İİK 276 hükmünden faydalanması mümkündür.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 25 Şubat 2025 tarihli kararına göre aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerindeki ipoteğin, eşin rızasının alınmaması nedeniyle geçersiz sayılıp kaldırılması, meskeniyet şikayetinde bulunmaya engel teşkil etmez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 11 Mart 2025 tarihli kararına göre ihalenin tarafı olan davalıların, ihale olunan taşınmazı tahliye etmediklerinden ecrimisilden sorumlu tutulmaları için İİK 135/2 hükmüne göre ihtar keşide edilmesine gerek yoktur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 12 Mart 2025 tarihli kararına göre nama ifa için satılacak taşınmazın veya eksikliklerin bedelinin de karara en yakın tarihe göre belirlenmesi gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 17 Şubat 2025 tarihli kararına göre borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 03 Mart 2025 tarihli kararına göre tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle matbu olarak düzenlenen emre muharrer senetler, her bir taksit ödemesi için nama yazılı olarak ayrı ayrı düzenlenebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre icra takibine itiraz dilekçesi, alacaklıya tebliğ edilmediğinden itirazın iptali davasındaki bir yıllık hak düşürücü süre, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten itibaren başlar.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 23 Ocak 2025 tarihli kararına göre kıymet takdirine itiraz üzerine verilen kararlar kesin olmakla beraber süresinde şikayet hakkının kullanıldığı hâllerde bu kararın, ihalenin feshi istemi sırasında incelenmesi mümkündür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre istinaf incelemesinde hem başvurunun esastan reddine hem de gönderme kararı verilemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 21 Ocak 2025 tarihli kararına göre alacaklı tarafa İİK 361 hükmüne göre muhtıra çıkarılmadan, alacaklı tarafın borçlu konumuna getirilerek haciz kararı verilemez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 18 Kasım 2024 tarihli kararına göre ortaklık payı düşen borçlunun alacaklısı ancak hacizli hisselerin sermaye artışından önceki ve sonraki değeri arasındaki farktan kaynaklı zararının tazminini isteyebilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 10 Aralık 2024 tarihli kararına göre icra takibinde bulunan Katar Devleti siciline kayıtlı alacaklı tüzel kişinin teminat yatırma yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05 Kasım 2024 tarihli kararına göre dava konusu bonoda malen kaydı bulunmakla, davalı tarafından senet düzenlenmeden verildiği iddia edilen 500 Cumhuriyet altınının mal olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre takip yolunun değiştirilmesinden sonra iflâs yoluyla takibe ilişkin ödeme emri doğrudan TK 35 hükmü uyarınca borçlu şirkete tebliğ edildiğinden yapılan tebliğ işlemi usûlsüzdür.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 17 Şubat 2025 tarihli kararına göre meskeniyet şikayetinin kısmen kabulü durumunda, vekille temsil edilen davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre ceza mahkemesince verilen hüküm kesinleştiğinden ilâm niteliğini kazanmış olup ilâm zamanaşımı süresi on yıl olarak uygulanmalıdır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 03 Şubat 2025 tarihli kararına göre satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılması gereken satış giderlerinin yatırılmadığı gerekçesiyle takibin düşürülmesi talebine ilişkin verilen kararlara karşı kanun yolu açıktır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 21 Ocak 2025 tarihli kararına göre kira sözleşmesine itiraz etmeyen borçlu icra mahkemesinde kira sözleşmesini inkâr edemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 14 Mayıs 2025 tarihli kararına göre iflâsta üçüncü şahsın elinde iken deftere kaydedilen malların mülkiyeti ancak genel mahkemelerde açılacak bir dava ile belirlenebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02 Temmuz 2025 tarihli kararına göre İİK 269 ve TBK 315 hükümleri gereğince otuz günlük temerrüt süresi içinde yan gider borcu ödenmediği için temerrüt olgusunun gerçekleştiğinin kabulü zorunludur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30 Nisan 2025 tarihli kararına göre temsilcinin şahsi borcu için şirketi avalist gösterdiği, bu durumun da alacaklı lehtar tarafından bilinebileceği açık olduğuna göre avalin davacı şirketi bağlamayacağının kabulü gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 16 Ocak 2025 tarihli kararına göre itirazın kaldırılması kararı BAM nezdinde kaldırıldığında icra takibinin devamını sağlayacak yeni bir itirazın kaldırılması kararı verilmeden icra müdürlüğü takibin devamını sağlayamaz.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 04 Kasım 2024 tarihli kararına göre yalnızca davalı üçüncü kişi hakkında tazminata hükmedilmesi gerekirken, borçlu konumunda olan ve takip yapılan davalı hakkında da tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 15 Ocak 2025 tarihli kararına göre borçlunun kira ilişkisine ve kira miktarına açıkça karşı çıkmaması karşısında, İİK 269/2 hükmü gereğince kira ilişkisinin ve kira miktarının kesinleştiğinin kabulü gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 15 Nisan 2025 tarihli kararına göre haciz ihbarnamesinin üçüncü kişi nezdinde kesinleşmiş muaccel bir alacağının bulunmaması nedeniyle tazminat davasının reddine karar verilirse maktu vekalet ücretine hükmedilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre İİK 366/1 hükmünün HMK hükümlerine atfı nedeniyle istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesinin verilmesi ve cevap dilekçesiyle katılma yoluyla istinafa başvurulması mümkündür.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 10 Şubat 2025 tarihli kararına göre keşidecinin ancak kendi imzasının sahteliği iddiasında bulunabileceği ve lehtarın imzasının sahteliği iddiasında bulunarak menfi tespit talep edemeyeceği gözetilmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 09 Nisan 2025 tarihli kararına göre şirket hissesinin iptaline ve bu payın davacıya ait olduğunun tespitine ilişkin ilâm, kesinleşmeden icra edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Mayıs 2025 tarihli kararına göre kararın mahkeme kaleminde memur vasıtasıyla bizzat tebliğ edildiği ancak tebligat evrakında tebliğ memurunun ad ve soyadının yazılı olmadığı anlaşıldığından yapılan tebliğ usûlsüzdür.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 26 Şubat 2025 tarihli kararına göre senet metni dışına atılmış imzaların, düzenleyen lehine aval veren sıfatı ile atıldığının ve imza sahibinin de aval veren sıfatı ile sorumlu olduğunun kabulü mümkün değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 11 Şubat 2025 tarihli kararına göre tahliye tahhütnamesine dayalı icra takibine ilişkin olarak açılan itirazın iptali davasında, sulh hukuk mahkemesi görevlidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30 Nisan 2025 tarihli kararına göre TK 21/1 hükmüne rağmen beyanı alınan kişinin sıfatı yazılmamışsa bu kişinin komşu, kapıcı veya yönetici sıfatlarından birine haiz olduğu takdirde tebligat usûlüne uygun olacaktır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 11 Mart 2025 tarihli kararına göre usûlsüz tebligat halinde UYAP sisteminden borçlu tarafından ödeme emri açıldığından borçlunun bu tarih itibariyle takipten haberdar olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 22 Ocak 2025 tarihli kararına göre İİK 94/2 hükmünde özel olarak düzenlenen ve sadece tapu iptal ve tescil istemine yönelik olan bu davanın ıslah edilerek bedele dönüştürülmesi mümkün değildir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 03 Mart 2025 tarihli kararına göre gerçek ve tüzel kişilere yönelik kambiyo senedi tanzimine ilişkin yetki bulunmadığından bonodan dolayı borçlu sorumlu tutulamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre takibe itiraz edilmesine rağmen kesinleşmemiş bir takipte haczin kabul edilerek takibin durması yerine borçlunun hacizle karşı karşıya kalması manevî tazminatı gerektirir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 17 Nisan 2025 tarihli kararına göre borç benimsenerek ödeme taahhüdünde bulunulmuş ise de, her somut uyuşmazlığın ayrıca değerlendirilmesi gerekeceğinden menfi tespit davası açmakta hukukî yarar bulunmaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 12 Şubat 2025 tarihli kararına göre ilamın kesinleşmediğine ilişkin bir iddia ileri sürülmediği için re’sen ilamın kesinleşmediği gerekçesi ile takibin iptaline karar verilemez.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 27 Kasım 2024 tarihli kararına göre haciz tutanağına konu 2 adet yağlı boya tablonun değerinin belirlenerek davalı borçlunun acz halinde olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 09 Aralık 2024 tarihli kararına göre İİK 89/3 hükmü uyarınca açılan menfi tespit davası maktu harca tabi olmakla birlikte, davanın konusu bedele ilişkin olduğundan davacı lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 20 Ocak 2025 tarihli kararına göre ihtarname, icra takip dosyası ve mahkeme kararlarının, hacizden ve takipten önceki tarihli olması nedeniyle İİK 135/2 hükmünde düzenlenen resmi belgelerden olduğunun kabulü gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05 Şubat 2025 tarihli kararına göre şartları varsa davacının genel haciz yolu ile başlattığı takiple alakalı itirazın iptali davasında İİK 45 hükmü değerlendirilerek takibin iptaline karar verilmesi mümkündür.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 20 Ocak 2025 tarihli kararına göre itiraz üzerine takip durmuş ancak açılan itirazın iptali davası lehe sonuçlandığından ihtiyatî haciz kesin hacze dönüşmüştür.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 21 Ocak 2025 tarihli kararına göre kefillerin, tüm kira müddetince ve kira sözleşmesinden kaynaklanan tüm borçları için kiralayanlar tarafından kiracının ibrasına kadar sorumlu olduğuna ilişkin madde geçersizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 21 Ocak 2025 tarihli kararına göre kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının kira sözleşmesinde açıkça gösterilmiş olması da şarttır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 11 Aralık 2024 tarihli kararına göre müteselsil borçlu mirasçıların borcunun, mirasçı alacaklının iç ilişkideki payı oranında ortadan kalkacağının kabulü gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 05 Aralık 2024 tarihli kararına göre İİK 106-110. maddeleri gereğince haczin kaldırılmasına ilişkin ise de, şikayetçi alacaklı olduğundan, kararın kesin nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 28 Kasım 2024 tarihli kararına göre sıra cetveli yapılması ile sıra cetveline yönelik itiraz ve sıra cetveliyle ilgili diğer işlemler zamanaşımını keser nitelikte işlemlerden değildir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 18 Kasım 2024 tarihli kararına göre takip mirasçılara yöneltilmeden borçluya ait olmayan taşınmaz üzerine haciz konması yasaya aykırı olup meskeniyet şikayetinde bulunulmasına da imkan yoktur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16 Nisan 2025 tarihli kararına göre muvazaaya dayalı tasarrufun iptali davası, mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı davasını bekletici sorun yapmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 04 Kasım 2024 tarihli kararına göre alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan mirasın reddi işlemi, tasarrufun iptali davasına konu olabilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 06 Mart 2025 tarihli kararına göre tasarrufun iptaline ilişkin olarak verilen ihtiyati haciz kararının infazına ilişkin inceleme görevi, tasarrufun iptali davasının yargılamasında görevli olan mahkemedir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13 Şubat 2025 tarihli kararına göre menfi tespit davasının sonucu, istihkak davasının sonucuna etki edecek mahiyette olduğundan menfi tespit davası bekletici sorun yapılmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 04 Aralık 2024 tarihli kararına göre temerrüt nedeniyle tahliye davası açma koşullarının bulunması durumunda bile, mahkeme kararı ile tahliye ilamı alınmadığı sürece akdin sona erdiğinden söz edilemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 14 Ocak 2025 tarihli kararına göre mirasın reddi kararının kesinleşmesinden sonraki aşamada sanığın, kardeşine malı devretmesi şeklinde gerçekleşen eyleminde İİK 331 hükmündeki suç unsuru bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05 Mart 2025 tarihli kararına göre haczedilmezlik şikâyetine başvurulması İİK 22 hükmüne göre tedbir kararı verilmedikçe satış isteme süresini kendiliğinden durdurmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19 Şubat 2025 tarihli kararına göre kooperatif hissesi devrine ilişkin tasarruf tarihi itibariyle taşınmazın değeri belirlenerek bu miktarla ve alacak ve ferileriyle sınırlı olarak tasarruf iptal edilebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 03 Mart 2025 tarihli kararına göre 6102 sayılı TTK 547 hükmünde yer alan şirketlerin ihyasına ilişkin hüküm derneklerin ihyasında da kıyasen uygulanabilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 11 Mart 2025 tarihli kararına göre boşanma davasında borçlunun istemi ile taşınmazın şikayetçiye devrine karar verilmesi henüz tapuda borçlu adına kayıtlı taşınmazın borçlunun borcu nedeniyle haczine engel değildir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 03 Mart 2025 tarihli kararına göre Dairemizin yerleşik içtihadı gereğince, orantısız pey sürme ihaleye açıkça fesat karıştırıldığı sonucunu doğuracaktır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 25 Kasım 2025 tarihli kararına göre meskeniyet şikayetine konu taşınmaz üzerinde intifa hakkı bulunduğu hususunun göz önünde tutulması suretiyle kuru (çıplak) mülkiyet değerinin belirlenmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12 Mart 2025 tarihli kararına göre bilinen son adrese tebligat yapılmaksızın doğrudan Ticaret Sicil Müdürlüğündeki adrese önce tebliğ çıkartılması ve sonrasında TK 35 hükmüne göre tebligat yapılması hatalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12 Mart 2025 tarihli kararına göre başka bir sistem veya UETS’ye kayıtlı olmayan bir elektronik adres Tebligat Kanunu anlamında belgelendirme işlevini haiz değildir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 06 Kasım 2024 tarihli kararına göre kıymet takdirine itiraz üzerine mahkemece alınan rapora itiraz edilmemiş olması, itiraz üzerine verilen kararın ihalenin feshi aşamasında incelenemeyeceği anlamına gelmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19 Şubat 2025 tarihli kararına göre malın muhammen değerin üzerinde satılmış olması her zaman zarar unsurunun oluşmayacağı ve malın gerçek değerini bulduğu anlamında yorumlanamaz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 06 Kasım 2024 tarihli kararına göre alacaklının icra müdürlüğünce harcın hesaplanabilmesi için harca esas değeri Türk Lirasıyla yazılı olarak belirtmesi alacağın Türk Lirası olarak talep edildiği sonucunu doğurmaz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 06 Kasım 2024 tarihli kararına göre süreli ipotekte, ipotek süresinin, asıl alacağın vadesi olarak nitelendirilemeyeceği görüşü benimsenmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 12 Aralık 2024 tarihli kararına göre alacaklı, tahliye kararının alınmasından itibaren 1 yıllık süre içerisinde tahliye kararının infazını talep etmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 12 Aralık 2024 tarihli kararına göre İİK 24 hükmü uygulanırken 0 km yeni araçta bulunup da ayıplı araçta bulunmayan aksamın değeri düşülmek suretiyle ayıplı aracın haciz tarihindeki değeri araştırılmalıdır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 27 Kasım 2024 tarihli kararına göre satış talebinin reddine ilişkin karar İİK 363 hükmünde sayılan işlemlerden olmadığından konu itibariyle kanun yolu açısından kesin niteliği bulunmamaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 26 Kasım 2024 tarihli kararına göre konkordato talebi üzerine geçici mühlet kararı veren Ticaret mahkemesinin verdiği ihtiyatî tedbir kararına aykırı davranan kimse hakkında disiplin hapis cezası verilebilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 05 Kasım 2024 tarihli kararına göre mirası reddeden borçlunun yasal mirasçısı olması halinde ancak bu mirasçıların haczin kaldırılmasını isteme hakkı bulunmaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 05 Kasım 2024 tarihli kararına göre adresin, sanal ofis adresi olduğu iddiası, Tebligat Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde inceleme ve değerlendirme yapılması karşısında sonuç doğurmaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 24 Şubat 2025 tarihli kararına göre takip talebinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmezse davanın usûlden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 31 Aralık 2024 tarihli kararına göre adlî tatilde görülecek dava ve işlerde; sürenin bitmesi adlî tatile rastlarsa süre, adli tatil içindeki bu son günün tatil saatinde biter.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 24 Şubat 2025 tarihli kararına göre borcun aslı yabancı para alacağı ise alacaklı, borcun fiili ödeme günündeki TL karşılığı döviz veya doğrudan TL olarak talepte bulunma konusunda seçimlik hakkı bulunmaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 11 Aralık 2024 tarihli kararına göre icra müdürlükleri borçlu hakkında gerekli malumatı ilgili kurumlardan isteyebileceği gibi İİK 367 hükmünde yer alan mevcudu ibaresi nedeniyle bilgiler sınırlandırılamaz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 17 Aralık 2024 tarihli kararına göre taşınmazı ihalede satın almış olan alıcı taşınmazı işgal eden kişiden ihalenin kesinleştiği tarihten değil, ihale tarihinden itibaren kullanım bedelini istemeye hak kazanır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 19 Aralık 2024 tarihli kararına göre hamilin dosya alacağını son cirantaya temlik etmesi bonodaki diğer borçluları müteselsil sorumluluk esası gereği borçtan kurtarmaz.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 16 Aralık 2024 tarihli kararına göre şikayetçi bankanın ipotek alacağı üst sınır ipoteği olarak tesis edilmiş olduğundan sıra cetvelinde üst sınır ipoteği limitini aşar şekilde satış bedelinden pay ayrılamaz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 19 Aralık 2024 tarihli kararına göre sicile kayıtlı bütün gemilerin kıymet takdiri, icra mahkemesince yapılması gerekmektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 27 Kasım 2024 tarihli kararına göre dava konusu taşınmazın akaryakıt istasyonu olması sebebi ile İİK 280/3 hükmü gereğince iptale tabi bulunmaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 24 Ekim 2024 tarihli kararına göre söz konusu ipoteğin, sadece konut finansman kredisine özgülendiği, iradi olarak verilmediği ve dolayısıyla zorunlu ipotek olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 14 Ekim 2024 tarihli kararına göre avukat ile müvekkili arasındaki ücret sözleşmesi bir ilâma bağlanmadığı sürece rüçhanlı olarak kabul edilemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 23 Ekim 2024 tarihli kararına göre müteselsil kefil borçluya, genel haciz yoluyla ilamsız takibin yanı sıra maliki olduğu ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesine yönelik ilamlı icra takibi de yapılabilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 25 Aralık 2024 tarihli kararına göre 01 Eylül 2023 tarihinden sonra TTK 792 hükmü kapsamında açılan çek istirdadı davası, arabuluculuk dava şartı kapsamındadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 02 Ekim 2024 tarihli kararına göre elatmanın önlenmesine ilişkin açılan davada mülkiyet uyuşmazlığı ortaya çıktığı için kesinleşmeden icra edilemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 03 Ekim 2024 tarihli kararına göre ihale saatinden önce alacaklı ihalenin düşürülmesini talep ettiğinden ihale düşürülmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 21 Kasım 2024 tarihli kararına göre aracın ayıpsız misli ile değişimi için alacaklının ilamda kendisine yüklenen edimi yerine getirmeden takibe devam etmesi mümkün değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 24 Ekim 2024 tarihli kararına göre kaşe üzerinde birden fazla imzanın sadece şirket yönünden geçerliliği kabul edilmektedir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 23 Ekim 2024 tarihli kararına göre doğrudan kısıtlı borçlu hakkında başlatılan takipte ödeme emrinin vasiye tebliğ edilmesi de sonuca etkili değildir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 22 Ekim 2024 tarihli kararına göre Çetin Emeç Bulvarı 13.4 Cad. 35/6 adresinin belirgin bir idari birimi belirtmediği anlaşıldığından bu belgenin kambiyo vasfı yoktur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 24 Ekim 2024 tarihli kararına göre itiraz dilekçesinde ileri sürülen teminat iddiasının borca itiraz niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 07 Aralık 2023 tarihli kararına göre en yakın mirasçılar tarafından reddolunan mirasa ilişkin ihalenin feshi isteminde mirası reddeden mirasçıların hukuki yararları bulunmamaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 07 Kasım 2024 tarihli kararına göre itirazın kabulüne ilişkin mahkeme kararının temyiz edilmesi, henüz kesin hacze dönüşmeyen ihtiyati haczin kaldırılmasını engellemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 17 Ekim 2024 tarihli kararına göre söz konusu ipoteğin, sadece tarımsal krediye münhasır verildiği, iradi olarak verilen ipoteklerden olmadığı ve dolayısıyla zorunlu ipotek olmadığı anlaşılmaktadır.