Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre somut olayda davalı iş sahibinin, davacı yüklenicinin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden ve tecrübesizliğinden bilerek yararlanmış olmasından söz edilemez.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 27 Şubat 2025 tarihli kararına göre kefilin ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin sözleşmeler kesin hükümsüz olacağından mahkemece bu durum re’sen göz önünde bulundurulmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 26 Mayıs 2025 tarihli kararına göre köpek sahibi taksirle yaralama suçundan beraat etse de, yasaklı köpek ırklarından olan Pitbull cinsi köpeği bahçede serbestçe dolaşmasına izin vermesinden dolayı tazminat sorumlusudur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre vekaletin kötüye kullanılması ve muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davalarda kural olarak hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresi yoktur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre ceza mahkemesince verilen hüküm kesinleştiğinden ilâm niteliğini kazanmış olup ilâm zamanaşımı süresi on yıl olarak uygulanmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre kişinin sözleşme tarihinde ayırt etme kabiliyetini yitirmiş olduğu ve fiil ehliyetine sahip olmadığı, bu hususta yeniden rapor alınmasının sonucu etkilemeyeceği açıktır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 29 Nisan 2025 tarihli kararına göre davalı arsa sahiplerinin yazılı muvafakatının alınması kaydının, TBK 170 hükmünde belirtilen koşul olarak kabulü mümkün değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 07 Nisan 2025 tarihli kararına göre vekâlet ilişkisi çerçevesinde, tarafların aralarında anlaşmak suretiyle vekilin iade yükümlülüğünü ortadan kaldırmaları mümkün değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre müteselsil sorumlu davalı için verilen taraf sıfatı yokluğuna dair karar diğer davalının durumunu ağırlaştıracağından diğer davalının husumetine dair temyizde hukukî yararı vardır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 11 Mart 2025 tarihli kararına göre tahkim şartı sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar için geçerli olup temel ilişkiden bağımsız munzam zarar taleplerini kapsamadığından uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemeler yetkilidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 10 Mart 2025 tarihli kararına göre kira bedeli açısından TBK 138 hükmü düzenlemesindeki diğer sebeplerin ve şartların oluşması halinde her zaman uyarlama davası açılması mümkündür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 10 Mart 2025 tarihli kararına göre TBK 344 hükmünde düzenlenen kira bedelinin belirlenmesi davasının sebepleri ile uygulanacak ilkeleri, TBK 138 hükmündeki uyarlama davasının sebebini ve konusunu oluşturmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre takibe itiraz edilmesine rağmen kesinleşmemiş bir takipte haczin kabul edilerek takibin durması yerine borçlunun hacizle karşı karşıya kalması manevî tazminatı gerektirir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 09 Ocak 2025 tarihli kararına göre eşler arasında müşterek hesaplarda bulunan paranın diğer eş tarafından çekildiği iddiasıyla tahsili istemine ilişkin davanın, katılma alacağı davasını bekletici sorun yapması gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 11 Aralık 2024 tarihli kararına göre müteselsil borçlu mirasçıların borcunun, mirasçı alacaklının iç ilişkideki payı oranında ortadan kalkacağının kabulü gerekir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 23 Aralık 2024 tarihli kararına göre meme küçültme sonrası memelerin hastanın bedenine göre büyük bırakılması ve göbek yağlarının alınması sonrasında oluşan izler nedeniyle tazminata karar verilmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 25 Kasım 2024 tarihli kararına göre haksız feshin tespiti ve feshe bağlı sonuçları, eda işlemi içerdiğinden davacının hukukî yararı bulunmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16 Nisan 2025 tarihli kararına göre yapılan asgari ücret artışının ortalama bir kişi için bile tahmin edilemeyen olağan dışı bir artış olmadığı kabul edilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16 Nisan 2025 tarihli kararına göre tarafların birbirlerini tanımaları ve sözleşmede yer alan bedel ile gerçek bedel arasındaki fark, vekâlet görevinin kötüye kullanıldığının ispatı bağlamında yeterli görülmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16 Nisan 2025 tarihli kararına göre iş saatleri dışında davalı şirket çalışanlarının otelde kaldıkları dönemde işin yapılması ile ilgili olmayan zaman diliminde gerçekleştirdiği fiillerden davalı sorumlu tutulamaz.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 15 Nisan 2025 tarihli kararına göre açılmamış sayılmasına karar verilen dosyada taraf seçimlik hakkını kullandığı için yeni davasında daha önce kullandığı seçimlik hakkın dışına çıkamaz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 17 Aralık 2024 tarihli kararına göre mahkemece depo ettirilen önalım bedelinin her üç ayda oluşan faiz gelirinin ana paraya eklenerek oluşan toplam rakam üzerinden yeniden nemalandırılması gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 19 Kasım 2024 tarihli kararına göre dava tarihinden geriye dönük olarak doğmuş kira alacağının indirilmesi şeklinde uyarlama istenemeyeceği gözetilmelidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 16 Aralık 2024 tarihli kararına göre dava tarihinden sonra gerçekleşen ifa kısımları ihtirazı kayıtla gerçekleşmiş ifa olup uyarlama istenmesine engel olmayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12 Şubat 2025 tarihli kararına göre süresiz ve koşulsuz döviz cinsinden taahhüt edilen yoksulluk nafakasının 18 yıllık süre sonunda tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına bakıldığında uyarlanması gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 24 Şubat 2025 tarihli kararına göre borcun aslı yabancı para alacağı ise alacaklı, borcun fiili ödeme günündeki TL karşılığı döviz veya doğrudan TL olarak talepte bulunma konusunda seçimlik hakkı bulunmaktadır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 13 Ocak 2025 tarihli kararına göre alacaklının paranın değer kaybını önlemek için döviz, altın, vadeli mevduat hesabı gibi yatırımlara yönelmesi doğal olduğundan temerrüt faizi üzerinde aşkın zararı oluşmuştur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 12 Kasım 2024 tarihli kararına göre ıslah edilen miktara ilişkin seçimlik hakkı Türk Lirası üzerinden kullanıldığından bu miktara ilişkin olarak ıslah tarihindeki döviz kuru esas alınmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 15 Ekim 2024 tarihli kararına göre ihtarnameye cevap verilmişse ve ihtarnamenin tebliğ tarihi tespit edilemiyorsa temerrüt, ihtarnameye cevap tarihinde gerçekleşir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 06 Kasım 2024 tarihli kararına göre satışın zamanı hakkında hüküm yer almasa da, taşınmazın satışı için makul bir sürenin geçmesinden dolayı davalının satışa yanaşmaması hakkın kötüye kullanılmasıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 02 Ekim 2024 tarihli kararına göre sözleşmenin feshinin haksız olduğu kabul edildiğine göre davacı yüklenici hem müspet hem de menfi zararını talep edebilir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 15 Ekim 2024 tarihli kararına göre borçlunun kusurlu olması ve diğer tarafın haklı olarak sözleşmeyi feshetmesi halinde artık dönme cezasını talep etmesi mümkün değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27 Kasım 2024 tarihli kararına göre taraflar arasındaki sözleşme tarihi itibariyle hesaplanan cezaî şartın davalı şirketin ekonomik mahvına neden olmayacağı gözetilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 10 Haziran 2024 tarihli kararına göre TBK 158 hükmü kapsamına derdestlik nedenine dayalı verilmiş ret hükmü de girmektedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 25 Eylül 2024 tarihli kararına göre davalı arsa sahibinin savunması takas değil mahsup niteliğinde olduğundan her zaman ileri sürülebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02 Ekim 2024 tarihli kararına göre bilindiği gibi ülkemizde yaşanan enflasyon uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyretmiş ve paramızın değeri de bununla ters orantılı olarak devamlı düşmüştür.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 13 Mayıs 2024 tarihli kararına göre kefillerin, eşlerinin bankayla yaptığı sözleşmeye muvafakat ettiklerini beyan ettikten sonra başlangıçtaki eksikliği ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılmasıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 23 Ekim 2024 tarihli kararına göre her hâlde ibaresinden kesinlikle şeklinde anlam çıkarılması da istifade edilen Güncel Türkçe Sözlüğün bir gereğidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 09 Eylül 2024 tarihli kararına göre takas ileri sürülen alacak, idari yargıda değerlendirileceğinden takas itirazına ilişkin değerlendirme yapılmadığından icra inkar tazminatı hükmedilemez.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 05 Nisan 2022 tarihli kararına göre muvazaaya dayalı iptal davası, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı davayı bekletici sorun yapmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Eylül 2024 tarihli kararına göre davacı tam anlamıyla kendi kontrolündeki hesabından oğlunun hesabına, sahte imzayla gerçekleştirilen havale işlemi neticesinde zarara uğradığından banka sorumlu olmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18 Eylül 2024 tarihli kararına göre somut olayda tacir olan davacı, protokol ve senetleri haciz sırasında manevi baskı altında imzaladığından korkutmanın koşulları oluşmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18 Eylül 2024 tarihli kararına göre borçlar hukuku hükümlerine tabi olan bir işçinin dava dilekçesindeki kıdem tazminatı talebi yönünden TBK 437 hükmüne göre değerlendirme yapılmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 28 Şubat 2024 tarihli kararına göre davacının amacı dışında seraları üretimde kullanmayarak fesih hakkını kullanmaması karşısında gelir kaybını ileri sürmesi, hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 27 Şubat 2024 tarihli kararına göre davalı idare, kamu gücünü kullanan ve tasarruf yetkisi olan bir kamu idaresi olduğundan, davacı şirketin bedeli ödediği anda ihtirazi kayıt koymasına gerek yoktur.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 12 Şubat 2024 tarihli kararına göre ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03 Temmuz 2024 tarihli kararına göre üçüncü kişi vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil eden sözleşme ile bağlı sayılmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06 Haziran 2024 tarihli kararına göre davacı EPDK kararı uyarınca Danıştayın iptal kararından önceki dönemde fazladan ödediği bedeli davalıdan talep etmekte haklıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03 Temmuz 2024 tarihli kararına göre ikrar niteliğinde olan beyanlar karşısında yazılı delile ve yemin deliline gerek olmaksızın inançlı işlem bulunduğu hususu tartışmasız hâle gelmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 23 Mayıs 2024 tarihli kararına göre yabancı para alacağı takibinde, vade veya fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının gösterilmemesi dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine neden olur.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 08 Mayıs 2024 tarihli kararına göre Covid-19 salgın hastalığı sebebiyle alınan idari yasak ve tedbirlerin etkin olduğu dönemle sınırlı olmak üzere TBK 138 hükmü uyarınca uyarlama talep edilebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Mayıs 2024 tarihli kararına göre davalıyla eşinin kolluktaki ifadeleri ve tanık beyanlarıyla davacının korkutulması suretiyle durumu ve yaşına göre aşırı yararlanmanın subjektif koşulları oluşmuştur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 12 Haziran 2024 tarihli kararına göre takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının bir yıl vadeli mevduata ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faiz talep edebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29 Mayıs 2024 tarihli kararına göre açık oransızlığın bulunduğu durumlarda anılan belge ibraname değil ancak makbuz niteliğindedir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 08 Şubat 2024 tarihli kararına göre adi ortaklığın yaptığı iş nedeniyle üçüncü kişi nezdindeki ya da başka bir takip dosyasındaki alacaklarına doğrudan müzekkere ile haciz konulamaz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 04 Mart 2024 tarihli kararına göre geçersizlik müeyyidesine bağlanan şekil eksikliğinin hakim tarafından taraflar ileri sürmeseler dahi, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29 Mayıs 2024 tarihli kararına göre evlenme vaadiyle kandırılarak devredildiği iddia edilen taşınmazların devrinin irade sakatlığı yaratan bir davranışla yapılmadığı kanaatine varılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29 Mayıs 2024 tarihli kararına göre murisin bakım ihtiyacının ağırlığı ve devredilen taşınmazların niteliğine göre tüm taşınmazların devredilmiş olmasında makul sınırın aşıldığından söz edilemez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 24 Nisan 2024 tarihli kararına göre ek sözleşme, TBK 13 hükmü anlamında asıl sözleşmeyi değiştirici hükümler içermemesi, tamamlayıcı ve yan şartlar getirmesi nedeniyle geçerlidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 06 Mayıs 2024 tarihli kararına göre sözleşmedeki cezai şart, gecikme zammı niteliğinde olup bu cezai şarta faiz işletilemez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 02 Nisan 2024 tarihli kararına göre müterafik kusur indirimi, hakkaniyet indirimi olmadığından mahkemece kusur indirimi yapılması durumunda kısmen kabule ilişkin vekâlet ücreti hesaplanmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 30 Nisan 2024 tarihli kararına göre dava dilekçesinde açıkça Türk Lirası cinsinden talepte bulunan davacı, bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi vererek yabancı para üzerinden tahsil isteyemez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 17 Ocak 2024 tarihli kararına göre gabin nedeniyle aşırı oranların kısmen iptali ile ücret normal oranlara indirildiğinden bu alacak için icra inkar tazminatına hükmedilemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 12 Eylül 2023 tarihli kararına göre genel mahkemelerde açılan uyarlama davası, dar yetkili icra mahkemesi açısından bekletici sorun yapılamaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 27 Şubat 2024 tarihli kararına göre ekonomik faktörlerdeki değişiklikler ile rayiç kira artışları ve kiralananın durumuna ilişkin değişimler kira belirleme talepli davada değerlendirilecektir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 27 Şubat 2024 tarihli kararına göre kiranın belirlenmesinde genel uyarlama hükmü olan TBK 138 hükmü değil daha özel bir düzenleme olan TBK 344 hükmü uygulanmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 07 Şubat 2024 tarihli kararına göre müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 23 Ocak 2024 tarihli kararına göre korkutmanın önemini yitirdiği an, iradesi sakatlanan için korkunun silindiği, kendisini psikolojik açıdan güven içerisinde hissettiği andır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06 Mart 2024 tarihli kararına göre vade farkı kaydı olarak nitelendirilen kayıtlar, sözleşmenin ifası aşaması ile ilgili olmadığından faturanın olağan içeriğine dahil değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Şubat 2024 tarihli kararına göre şikâyet süresi geçirildiğinden ceza davasının açılamamış olması, bu davaya ilişkin zamanaşımı süresinin, tazminat davasına uygulanmasına engel değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Şubat 2024 tarihli kararına göre eylemin suç teşkil etmesi; cezai nitelik taşımasından hareketle mahkûmiyet veya takipsizlik kararı aranmaksızın ceza zamanaşımı uygulanacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06 Mart 2024 tarihli kararına göre rekabet etmeme yükümlülüğünün süresine etki eden intifa sözleşmeleri ve kira sözleşmelerinin tamamı tek bir dikey anlaşma olarak kabul edilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 09 Ocak 2024 tarihli kararına göre somut olay açısından iki yıllık hak düşürücü sürenin son günü önalım hakkının kullanılmasının istenmesi dürüstlük ilkesi ile bağdaşmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Şubat 2024 tarihli kararına göre şekil bakımından geçersiz olan kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre kısmî ifada da tarafların yaptıkları sözleşme ile bağlı oldukları kabul edilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07 Şubat 2024 tarihli kararına göre zarar veya onun faili, uzamış zamanaşımının bitmesinden sonra öğrenilmişse dava, öğrenme tarihinden itibaren kısa zamanaşımı süresi içerisinde açılmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Şubat 2024 tarihli kararına göre ihtirazi kayıt aranmayacağı hususunda taahhütte bulunularak ceza koşulu alacağının yazılı olarak talep edilmemesi zımnen feragat olarak kabul edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Şubat 2024 tarihli kararına göre ölünceye kadar bakım sözleşmelerinde bakıp gözetme borcunun kapsamını bakım alacaklısının hayatı boyunca oluşacak şartları tayin eder.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 31 Ocak 2024 tarihli kararına göre dava müteselsil sorumluluk esasına göre açıldığından, davalılar zararın tümünden sorumludur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Şubat 2024 tarihli kararına göre devredilen taşınmazların toplam değerlerinin, geride kalan taşınmazın değerine olan oranı gözetildiğinde muris muvazaasının
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Ocak 2024 tarihli kararına göre sözleşmeyle işyerinin boşaltılarak teslim edilmesi taahhüt edilmesine rağmen taahhüt yerine getirilmediğinden sözleşmede
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Ocak 2024 tarihli kararına göre TBK 586 hükmü emredici nitelikte olsa da kamu düzenine ilişkin olmadığından istinaf kanun yolu aşamasında tarafça ileri sürülmesi gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 01 Kasım 2023 tarihli kararına göre işletenin alacağını almak için hapis hakkı bulunmakta olup alacağını saklatılan teknenin paraya çevrilmesi yolu ile alabileceğinin
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22 Kasım 2023 tarihli kararına göre kanuni anlamda gerekli unsurların varlığı hâline ceza koşulu talebinde de dürüstlük kuralına uygun olarak hareket edilmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Kasım 2023 tarihli kararına göre davalının, bakım borçlusu kocasının borcunu ifa etmediği için sözleşmenin feshedilebileceğini ihalede en iyi bilmesi gereken kişi olduğunu kabulü gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11 Ekim 2023 tarihli kararına göre mutabakata varılan kesintiler yapılmışken yeniden aynı dönemin denetime tâbi tutulması ve yeniden kesintiye maruz bırakılması işlem güvenliğini zedeler.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 18 Eylül 2023 tarihli kararına göre ölünceye kadar bakım sözleşmesi hakkında vasiyetnamenin açılıp okunmasına karar verilmesi sözleşmeye vasiyetname niteliği vermeyecektir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29 Kasım 2023 tarihli kararına göre önalım hakkı sahibinin satışı kesin olarak başka bir şekilde öğrenmiş olması sürenin işlemesine yol açmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13 Aralık 2023 tarihli kararına göre sözleşmeden doğan bir alacağın, karşı tarafın haksız fiilden doğan tazminat alacağı ile takası mümkündür.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 12 Ekim 2023 tarihli kararına göre hasar kaynaklı değer kaybının birlikte ifa kuralı gereğince aracın davalıya teslimi sırasında ödenmesi halinde misliyle değiştirme kararı verilmesi gerekir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 29 Kasım 2023 tarihli kararına göre davacının sadece mahkum olan davalının taşınmaz ve araçları elinden çıkardığından bahisle TBK 19 hükmünde dayanmaksızın dava
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29 Kasım 2023 tarihli kararına göre kayıt maliki ile vekil arasındaki ilişkinin gerçek mahiyetinin açıklığa kavuşturulması açısından vekile de husumet yöneltilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29 Kasım 2023 tarihli kararına göre işlemin sırf diğer paydaşların önalım haklarını kullanmalarının engellenilmesi için trampa olarak gösterilmesi hâlinde kanunun dolanılması söz konusu olur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29 Kasım 2023 tarihli kararına göre maddi vakıayı etkilememek kaydıyla salt hukuki sebebin değiştirilmesi iddia ve savunmayı değiştirme veya genişletme yasağı kapsamında değerlendirilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15 Kasım 2023 tarihli kararına göre davacı, sağ olan babasının kanuni temsilcisi olmamakla birlikte muhtemel mirasçısı olup ehliyetsizlik nedenine dayalı davayı açmakta hukuki yararı vardır.