Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre azil hâlinde duruşma gününün davacıya tebliği gerekmediği gibi dosyayla ilgili yeterli süre geçmesine rağmen duruşmaya katılınmadığından davanın açılmamış sayılması kararı yerindedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 01 Temmuz 2025 tarihli kararına göre önce açılan boşanma ve ziynet alacağı davalarından karşılıklı olarak feragat edilmişse de, ziynetlerden açıkça, kayıtsız ve şartsız feragat edilmediğinden ziynetler için dava açılabilir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 10 Haziran 2025 tarihli kararına göre 7550 sayılı kanun değişikliği kapsamında kanun yolu kesinlik sınırının belirlenmesinde, 04.06.2025 tarihinden önce verilen kararlar bakımından, dava tarihinin esas alınması mümkündür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre İngiliz mahkemelerinin de yetkili kılınması nedeniyle tahkime yardımcı olarak mahkemenin yetkilendirildiği şeklinde bir açıklık içerilmediği için tahkim ilk itirazı kabul edilemez.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 21 Kasım 2023 tarihli kararına göre mirasın gerçek reddi istemi, çekişmesiz yargı işlerinden olduğundan yetkili mahkeme, talepte bulunan kişinin veya ilgililerinin birinin oturduğu yer mahkemesidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre yabancı tacirle Türkiye'deki kişi arasındaki ilişki ne olursa olsun acente statüsünde sayılacağından yabancı şirketi temsilen dava açabileceği gibi temsilciliğe de dava açılabilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 15 Mayıs 2025 tarihli kararına göre yeniden inceleme ve değerlendirme kurulu kararının iptali talebiyle açılan dava, markanın hükümsüzlüğü istemiyle açılan davayı, bekletici sorun yapılmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 17 Nisan 2025 tarihli kararına göre yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmayan davalı sadece inkâr çerçevesinde savunma yapabilir ve bu yönde ispat faaliyetinde bulunarak delil gösterebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Mayıs 2025 tarihli kararına göre delil yetersizliğinden suçların davalılar tarafından işlendiğinin sabit olmaması ve suçların unsurları itibarı ile oluşmadığı nedenine dair beraat kararı, hukuk hâkimini bağlamaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 06 Mayıs 2025 tarihli kararına göre vasiyetten rücu işleminin iptali davası açısından tenkis davasının bekletici sorun yapılması, zamanaşımı süresini kesmez ve durdurmaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre gider avansını oluşturan harç, tebligat ücreti gibi gider gerektiren işlemler kalem kalem açıklanmalı ve her bir kalemin miktarı ayrı ayrı gösterilmelidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 30 Haziran 2025 tarihli kararına göre somut olayda yargılamanın iadesine ilişkin hükümler tartışılıp karar verildiğine göre davanın esastan reddi gerekir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 11 Mart 2025 tarihli kararına göre tasarrufun iptali davalarında verilen ihtiyati haciz kararları, karar kesinleşinceye kadar devam edecektir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre ziynet eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmadığı takdirde bedelin davalıdan tahsiline şeklinde kurulan hüküm, HMK 297 hükmüne aykırılık teşkil etmektedir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre davacı tarafı temsil ettikten sonra davalı tarafı da vekaletname ile temsil ederek davayı kabul etmek, avukatlık kanunu 38/b maddesine aykırı bir eylem oluşturmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre davacının alacağına dair seçim hakkını dava dilekçesinde TL yönünden kullandığından yenilik doğuran hak niteliğinde olan bu seçimini ıslah suretiyle döviz olarak değiştiremez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre boşanma hükmünde yer alan kusur belirlemesine karşı, boşanma hüküm fıkrasından bağımsız şekilde kanun yoluna başvurulabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10 Eylül 2025 tarihli kararına göre tüzel kişiliği ve dolayısıyla taraf ehliyeti olmayan şirketin istinaf başvurusunun esastan incelenerek verilmiş bir kararın, usûl ve yasaya uygun olduğundan söz edilemez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26 Haziran 2025 tarihli kararına göre boşanma davasında delil listesinde bulunmayan kayıtların bir şekilde dosya içine girmiş olması, hukuka aykırı delil olarak kabul edilemez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 12 Şubat 2025 tarihli kararına göre kadının dilekçesi yeni vakıa bildirilmesi ve boşanmanın fer’ileri konusunda yeni talepte bulunması açısından ıslah dilekçesi niteliğindedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10 Eylül 2025 tarihli kararına göre şirketin ihyasına karar verilmiş ise de tasfiye memuru atanmadığından şirketin YK başkanına tasfiye memuruymuş gibi tebligat yapılarak taraf teşkili sağlandığının kabulü mümkün değildir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 26 Mart 2025 tarihli kararına göre aynı ilâmda birden çok ihtiyari dava arkadaşı hakkında ayrı ayrı hükmedilen alacak kalemlerinin, her bir davacı yönünden borçluya karşı ayrı ayrı takibe konulması mümkündür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 15 Nisan 2025 tarihli kararına göre HMK 344 hükmünde istinaf harcının eksik yatırılması hâlinde bir haftalık kesin süre öngörülmüşse de bu sürenin iki haftalık istinaf süresini kısaltacak şekilde yorumlanamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 01 Temmuz 2025 tarihli kararına göre çocuğa vasi atanması davası, velayetin değiştirilmesi davasını bekletici sorun yapması gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 26 Mayıs 2025 tarihli kararına göre köpek sahibi taksirle yaralama suçundan beraat etse de, yasaklı köpek ırklarından olan Pitbull cinsi köpeği bahçede serbestçe dolaşmasına izin vermesinden dolayı tazminat sorumlusudur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15 Mayıs 2025 tarihli kararına göre ziynet alacağı davası, boşanma davasının fer’isi olmayıp bağımsız bir dava olduğundan ziynet alacağı davası için hüküm istinaf edilmediğinden katılma yoluyla istinaf hakkı kullanılamaz.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 14 Mayıs 2025 tarihli kararına göre tanıklar, HMK 243 ve devamı maddeleri gereğince tekrar duruşmaya çağrılarak mirasbırakanın temlikteki gerçek iradesi açık ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde saptanmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16 Nisan 2025 tarihli kararına göre tarafın, resmî senetteki yazı ve imzanın kendisine ait olmadığına yönelik sahtelik iddiası hakkında HMK 208/4 hükmü uyarınca dava açması için iki haftalık kesin süre verilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 28 Kasım 2024 tarihli kararına göre davacı erkek dava dilekçesinde tanık deliline dayanmışsa da, davacının ölümünden sonra davaya kusur tespiti yönünden devam eden mirasçı, davacı erkeğin yerine geçip tanık bildiremez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02 Temmuz 2025 tarihli kararına göre asıl temyiz başvurusunun miktardan reddine karar verilmiş olması nedeniyle asıl temyiz başvurusuna bağlı olarak yapılan katılma yoluyla temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 07 Kasım 2024 tarihli kararına göre Harçlar Kanunu 16 hükmü uyarınca dava değeri el atılan yerin değeri, kal değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibarettir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02 Temmuz 2025 tarihli kararına göre dava dilekçesinde, davacının yeğeninin bilgi sahibi olduğuna işaret edilerek kanıtlarımız vardır denilmek suretiyle tanık deliline dayanıldığının kabulü gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre sosyal güvenlik hakkının vazgeçilmez ve devredilemez anayasal bir insan hakkı olduğu gözetildiğinde somut olayda taleple bağlılık ilkesi uygulanamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre davacının talebini açıklayarak dava değerini arttırdığını sözlü veya yazılı olarak bildirdiği anda yapılan ıslah geçerlidir ve hukukî sonuç doğurur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre istinaf incelemesinde hem başvurunun esastan reddine hem de gönderme kararı verilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Temmuz 2025 tarihli kararına göre şirketin ihyası istemi çekişmesiz yargı işi niteliği taşıdığından ve çekişmesiz yargı işine ilişkin bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı temyiz yolu kapalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 06 Şubat 2025 tarihli kararına göre taraf olmaktan çıkarılan kişi yararına vekalet ücreti verildiği için taraf başlığında da gösterilmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre somut olayda, dürüstlük kuralı ve tarafların çelişkili davranma yasağını ihlâl eder nitelik taşıyan ıslaha değer verilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre ıslah kurumunun açıkça usûl hilesi yapılmasının bir aracı olarak kullanılması düşünülemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davalarında, Kamulaştırma Kanunu 14/3 hükmü açısından usûlî kazanılmış hak oluşamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davalarında, iştirak hâlinde veya müşterek mülkiyette, paydaşların tek başına dava hakları vardır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 10 Haziran 2025 tarihli kararına göre terdit ilişkisi bulunan taleplerin mahkemece ayrılmasında bile, hem asli hem de fer'i talebin reddedilmesi durumunda davalı lehine vekalet ücretine hükmedilebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18 Haziran 2025 tarihli kararına göre ceza mahkemesince verilen hüküm kesinleştiğinden ilâm niteliğini kazanmış olup ilâm zamanaşımı süresi on yıl olarak uygulanmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre davacının dava konusunu devretmesi durumunda, davalının tercihi aranmadan, devralan, davacının yerine re’sen geçerek yargılamada her zaman davada taraf sıfatını kazanacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre Yargıtay’ın onama kapsamında değerlendirdiği kusurlu davranışın ispatlanmadığı gerekçesinden hareketle direnme kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 14 Mayıs 2025 tarihli kararına göre görevsizlik kararı verilmesi durumunda, davanın HMK 1, 114/1-c ve 115/2 hükümleri uyarınca usûlden reddine şeklinde hüküm kurulması gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05 Şubat 2025 tarihli kararına göre GK kararının iptali davasında davayla bağlantılı kararın yürütmesinin durdurulması istendiğinden haksız tedbir nedeniyle şirketin zararları, TTK 451 kapsamında değerlendirilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 06 Mart 2025 tarihli kararına göre sabit tenkis oranı belirlenmeden kullanılan tercih hakkına dayanılarak hüküm verilmiş olması durumunda karşı taraf lehine kazanılmış bir hakkın doğduğundan bahsedilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Haziran 2025 tarihli kararına göre HMK Ek 1 hükmünün 2. fıkrasında yapılan değişiklik kapsamında kararın temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesinde dava tarihinin esas alınması mümkün bulunmamaktadır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 27 Şubat 2025 tarihli kararına göre avans faizi isteme hakkı bulunan tarafın en yüksek mevduat faizi istemesi halinde, en yüksek mevduat faizini geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizine hükmedilmesi gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 11 Mart 2025 tarihli kararına göre davacı kadın vekilinin evlilik birliğinin devam ettirilmesi gerektiğini belirterek feragat etmesi, boşanma hükmünün kesinleşmiş olması nedeniyle herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre re’sen araştırılması gereken bir konuda davalının eksik bilgi ve belgeler üzerinden verilmiş bilirkişi raporuna itiraz etmemesi karşı taraf lehine usûlî kazanılmış hak doğurmaz
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre taraf ehliyetinin dava açıldığı sırada mevcut olmaması ile dava açıldığı sırada var olmasına rağmen yargılamada son bulması hâlinde uygulanacak hükümler farklılık arz etmektedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 06 Ocak 2025 tarihli kararına göre bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15 Ocak 2025 tarihli kararına göre davacı tarafça herhangi bir vakıaya dayanılmadığından retle sonuçlanan önceki dava, yeni açılan eldeki dava açısından maddî anlamda kesin hüküm oluşturmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre İİK 366/1 hükmünün HMK hükümlerine atfı nedeniyle istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesinin verilmesi ve cevap dilekçesiyle katılma yoluyla istinafa başvurulması mümkündür.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 14 Nisan 2025 tarihli kararına göre taşınmazın aynına ilişkin suya vaki müdahalenin önlenmesi istemli uyuşmazlığın taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde çözülmesi hususunda kesin yetki söz konusudur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre müteselsil sorumlu davalı için verilen taraf sıfatı yokluğuna dair karar diğer davalının durumunu ağırlaştıracağından diğer davalının husumetine dair temyizde hukukî yararı vardır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 20 Şubat 2025 tarihli kararına göre ihtarnamede verilen süreye göre erken açılmış bir dava varsa da, verilen ihtarname cevabına göre çekişme oluştuğu anlaşıldığından açılan dava görülmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Mayıs 2025 tarihli kararına göre direnme kararında bozma ilâmına direnilmesine denilmekle yetinilmiş, açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde usûlün aradığı niteliklere haiz kısa karar kurulmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 13 Mart 2025 tarihli kararına göre kadın eşin ikrarının dışına çıkılarak zina eyleminin gerçekleştiğinin kabulü doğru değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Mayıs 2025 tarihli kararına göre kararın mahkeme kaleminde memur vasıtasıyla bizzat tebliğ edildiği ancak tebligat evrakında tebliğ memurunun ad ve soyadının yazılı olmadığı anlaşıldığından yapılan tebliğ usûlsüzdür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Mayıs 2025 tarihli kararına göre koşulların bulunması hâlinde sonradan gösterilen delillerin basit yargılama usûlünde de incelenmesi mümkündür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Mayıs 2025 tarihli kararına göre borcu sona erdiren belgenin HMK sistematiğinde öngörülen sürede ibraz edilmesi gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 17 Şubat 2025 tarihli kararına göre kesin süreye uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin de açıkça bildirilmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Mayıs 2025 tarihli kararına göre mahkeme hiç itiraz olmasa bile kendiliğinden ek rapor alabilir veya yeni bir bilirkişi incelemesi yapabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14 Mayıs 2025 tarihli kararına göre istinaf başvurusunun incelenmemiş olduğu gözetilmeksizin İlk Derece Mahkemesince sadakatsizlik vakıası yok sayılarak hükmün kurulması, kanunun açık ihlâli olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 16 Ocak 2025 tarihli kararına göre boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra boşanmak istemediğine dair beyanda bulunulması, boşanmanın fer'îlerinden feragat olarak yorumlanamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30 Nisan 2025 tarihli kararına göre aleyhimize olan kararın eksik inceleme sonucu verildiği, dolayısıyla usûl ve yasaya aykırı olduğu kanaatindeyiz ifadesi kanun yolu başvurusu açısından somut gerekçe içermemektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 24 Şubat 2025 tarihli kararına göre temyiz taleplerinin değerlendirilmediği anlaşıldığından davacı vekilinin maddî hata talebinin bu yönden kabulüyle onama ilâmı ortadan kaldırılmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 27 Şubat 2025 tarihli kararına göre uzaktan sunucu yedekleme servis sözleşmesine ilişkin maddî tazminat istemi, belirsiz alacak davası şeklinde talep edilebilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 30 Nisan 2025 tarihli kararına göre fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, kısmî olarak şeklinde açılan dava dilekçesi, belirsiz alacak davasına dair bir ibare içermediğinden kısmî dava olarak görülmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 30 Nisan 2025 tarihli kararına göre avukatlık ücretine ilişkin hâkimin yüzde 10 ile yüzde 20 arasında bir belirleme yapması tamamen takdire yönelik olup alacağın belirli veya belirsiz olmasına yönelik değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30 Nisan 2025 tarihli kararına göre takdir hakkı denetlenebilir hâlde gerekçeye yansıtıldığına göre manevî tazminatın tümden kabul edilmesinin taleple bağlılık ilkesini ihlâl ettiğinden bahsedilemeyecektir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 17 Mart 2025 tarihli kararına göre tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceğine dair açık düzenleme gereği, usûlî kazanılmış hakkın istisnası niteliğindeki yasa değişikliği uyarınca karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24 Haziran 2025 tarihli kararına göre hükmü veren bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09 Nisan 2025 tarihli kararına göre İlk Derece Mahkemesi ile aynı gerekçe benimsenmiyorsa kararın BAM tarafından gerekçe hatası nedeni ile kaldırılıp uygun gerekçeyle yeniden esastan bir karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 10 Mart 2025 tarihli kararına göre hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, davaya konu işlem nedeniyle ifadeleri esas alınan tüm hastaların tanık sıfatıyla dinlenmesi gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 08 Nisan 2025 tarihli kararına göre aynı davanın eki niteliğinde olan maddî tazminat ile ilgili kaldırma ve gönderme kararı verildiğinden bu karara karşı temyiz kanun yoluna gidilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24 Mart 2025 tarihli kararına göre tanık listesi vermiş olan taraf, dava dosyasındaki belgelerde isimleri yazılı olan kişileri, tanık listesinde yazılı olmasa bile tanık olarak dinlenmesini isteyebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09 Nisan 2025 tarihli kararına göre yasa koyucu ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemeleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığının çıkmasını mümkün görmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 28 Nisan 2025 tarihli kararına göre gider avansı için ihtar yapılıp, kesin sürede yatırılmaması halinin sonucu olarak delil avansına ilişkin ihtaratın yapılmasından dolayı kesin sürenin sonuçları doğmayacaktır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05 Aralık 2024 tarihli kararına göre aynı konuda çelişkili iki mercii kararının bulunmaması, kamu düzenine tekabül etmekle usûlî kazanılmış hakkın istisnasını oluşturur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 18 Mart 2025 tarihli kararına göre HMK 399/3 hükmüne göre kesinleşme tarihinden, davacının arabulucuya başvurma tarihine kadar 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 14 Nisan 2025 tarihli kararına göre istinaf ve temyiz sınırı belirlenirken davalı tarafın ileri sürdüğü taleplerin de nazara alınması kanuna, hukuka ve hakkaniyete uygun bir değerlendirme olacaktır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 14 Nisan 2025 tarihli kararına göre taleple bağlılık ilkesi sadece davacının değil, davalının da taleplerinin nazara alınmasını emretmektedir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 19 Şubat 2025 tarihli kararına göre BAM tarafından kurulan hükümde nisbi karar ve ilâm harcı alındıktan sonra istinaf yargılaması yapıldığından bahisle ayrıca istinaf karar ve ilâm harcına hükmedilmesi hatalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 19 Mart 2025 tarihli kararına göre hakem bilirkişi raporu hakkında HMK 439 hükmü kapsamında hakem kararının iptal davası açılamayacağından hukukî bir temele dayanmayan davanın usûlden reddine karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 26 Şubat 2025 tarihli kararına göre davacı vekili belirlenen duruşma gün ve saatini kalemden veya UYAP sisteminden öğreneceğine dair bir talebi olmaksızın mazeret dilekçesi sunduğundan vekile tebligat yapılmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 22 Ocak 2025 tarihli kararına göre İİK 94/2 hükmünde özel olarak düzenlenen ve sadece tapu iptal ve tescil istemine yönelik olan bu davanın ıslah edilerek bedele dönüştürülmesi mümkün değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 07 Nisan 2025 tarihli kararına göre HMK 329 hükmündeki talepler, hâkimin takdirinde olduğundan bu taleplerin reddedilmesi durumunda talep eden aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 25 Mart 2025 tarihli kararına göre yargılamanın iadesi davasının kabulle sonuçlanması halinde hukukî yararı kaldıracak Türk Mahkemelerince verilmiş boşanma hükmü de olmayacağından bu davanın sonucu beklenmelidir.