Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 20 Nisan 2026 tarihli kararına göre hakemin, davalı şirketin yönetim kurulu üyesinin dördüncü derece yansoy hısımı olması durumunda, HMK 417 hükmü çerçevesinde değerlendirme yapılmalıdır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 08 Nisan 2026 tarihli kararına göre aynı bölge adliye mahkemesinin aynı dairesinin farklı yönlerdeki kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi mümkün değildir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 02 Ekim 2025 tarihli kararına göre mülkiyet iddiasının bulunmadığı el atmanın önlenmesi davası yönünden dava değeri, ecrimisil miktarı üzerinden hesaplanamaz.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 22 Ocak 2026 tarihli kararına göre 7251 sayılı kanun değişikliğinden sonraki dönemde değişiklikten önce ıslah yoluna başvurulması durumunda bozma veya kaldırma kararından sonra ıslah yapılamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre mahkemece verilen iki haftalık sürenin, mahkemece tamamlanması istenilen işlemlerin yerine getirilmesi için mâkul bir süre olduğundan bahsedilemez.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 08 Mayıs 2025 tarihli kararına göre hukuk yargılamasında dava dilekçesinde yer almayan bir talep kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Şubat 2026 tarihli kararına göre aynı işverene dava açan kişiler davacı tanığı olarak dinlenmişse bu işçilerin tanıklıklarına kural olarak itibar edilmemeli ve beyanları diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 16 Eylül 2025 tarihli kararına göre davanın esasını etkileyecek yargılamanın iadesi davasının, HMK 165 hükmü gereği bekletici sorun yapılması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15 Nisan 2026 tarihli kararına göre öncelikli olarak hakemlerce olmadığı takdirde mahkemelerce çözüme bağlanacağı şeklinde kararlaştırılan tahkim şartı açık ve kayıtsız şartsız tahkim iradesini içermediğinden geçerli sayılamaz.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 04 Aralık 2025 tarihli kararına göre belirsiz alacak davasında talep arttırım dilekçesi verilmesinden sonra usûlî kazanılmış haklara riayet etmek koşulu ile davanın ıslahı mümkündür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18 Şubat 2026 tarihli kararına göre maddî vakıayı etkilememek şartıyla salt hukukî sebebin değiştirilmesi iddia ve savunmayı değiştirme veya genişletme yasağı kapsamında değerlendirilemez.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 03 Şubat 2025 tarihli kararına göre belirsiz alacak davasının açılmasıyla alacağın tamamı dava konusu edilmiş olduğundan aynı dava konusu ile ilgili ek dava açılması hâlinde derdestlik söz konusu olur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Aralık 2025 tarihli kararına göre tebliğ tarihinde tutuklu olan davacıya tebligatın ulaştırıldığına dair Ceza İnfaz Kurumu müdürü veya yetkili memurunca düzenlenmiş tutanak yer almadığından yapılan tebligat usûlsüzdür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 14 Ekim 2025 tarihli kararına göre havalelerin arasında kısa süre bulunması ve aynı tarihte davacının eşi adına satış işleminin yapıldığı dikkate alındığında havaledeki borç kaydına göre bedelin borç verildiği kabul edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Aralık 2025 tarihli kararına göre kötüniyet iddiası def'î değil itiraz olduğundan, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29 Nisan 2026 tarihli kararına göre bozma kararına uymadan sonra usûlî kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığına göre artık önceki kararda direnilmesi usûlen mümkün değildir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 18 Şubat 2025 tarihli kararına göre belirsiz alacak davasındaki dava dilekçesindeki talebe bakılarak, alacak miktarının kesin nitelikte olduğundan bahisle istinaf başvurusunun usûlden reddine karar verilmesi hatalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 22 Ocak 2026 tarihli kararına göre HMK 107/2 hükmü uyarınca davacı tarafa talebini belirlemesi için iki haftalık süre verilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10 Aralık 2025 tarihli kararına göre hakem heyeti kararının esası, hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı, vardığı sonucun yerinde olup olmadığı gibi hususlar hakem heyeti kararının iptali istemli davada tartışma konusu yapılamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19 Ocak 2026 tarihli kararına göre annenin talebine istinaden hükmedilen nafakanın miktarı nedeniyle kayyımın istinafa başvurma hakkı bulunmaktadır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 01 Kasım 2013 ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 15 Mayıs 2024 tarihli kararına göre ihtiyatî tedbir kararlarıyla ilgili BAM için öngörülen Kanun yolunun, temyiz yolu şeklinde yorumlanması yasanın amacına ve müessesenin getiriliş ge
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03 Aralık 2025 tarihli kararına göre belge, hüküm kesinleşmeden elde edilmişse, hüküm kesinleşmedikçe yargılamanın iadesi yoluna başvurulması mümkün olmadığından bu yola başvuru hükmün kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Şubat 2026 tarihli kararına göre davalıya gönderilen delil başlangıcı niteliğindeki para dekontu ilgili işlem yapan dava dışı kişinin tanık olarak dinlendiği durumda, HMK 169 hükmü gereği davalı da isticvap edilmelidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 12 Ocak 2026 tarihli kararına göre zamanaşımı def’inden sadece ileri süren taraf yararlanabileceğinden ileri sürmeyen ihtiyari dava arkadaşı bundan yararlanamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Aralık 2025 tarihli kararına göre asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı noktalarında tespit davası açılmasında güncel hukukî yarar bulunmamaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 13 Ocak 2026 tarihli kararına göre yargı yolunun belirlenmesine ilişkin bölge adliye mahkemelerince verilen kararların temyiz edilemeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından karar kesin olmayıp temyize tabidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 27 Ekim 2025 tarihli kararına göre karara bağlanan ve kesinleşen itirazın iptali davası, menfi davası açısından kesin hüküm teşkil eder.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 11 Aralık 2025 tarihli kararına göre boşanma protokolünden kaynaklanan tapu iptali ve ipotekten ari olarak taşınmazın tescili, olmadığı takdirde zararın tahsili talepli dava, ihalenin feshi davasını bekletici sorun yapmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26 Kasım 2025 tarihli kararına göre somut olayda, talebin sadece davalı kooperatife karşı yöneltmesi mümkün olduğundan arsa sahibine yönelik doğrudan dava açılması mümkün değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 07 Ekim 2025 tarihli kararına göre kira alacağına ilişkin davanın, belirsiz alacak davası olarak değil kısmî dava olarak kabulü gerekmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 16 Ekim 2025 tarihli kararına göre belirsiz alacak davasında alacağın bir kısmının dava edilmesi ve davanın tümden reddedilmiş olması hâlinde davacı yönünden kararın kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26 Kasım 2025 tarihli kararına göre davacı tarafça istinaf edilmeyen hüküm dikkate alındığında ödemenin yapıldığı ayda da prime esas kazanç, tavan ücretten bildirildiğinden prime esas kazanca eklenecek miktar bulunmamaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 15 Eylül 2025 tarihli kararına göre karşı edim alacaklısının, lehine olan edimin ifasını beklemek zorunda olmaksızın kendi edim borcunu derhal ifa etmesine herhangi bir engel yoktur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11 Mart 2026 tarihli kararına göre muris muvazaasına dayalı tapu iptal davasında mirasçı açısından asli müdahale mümkün olmayıp ayrıca somut olayda usûl ekonomisi gerekçesiyle usûlüne uygun dava açıldığı söylenemez.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre ayıp dışındaki eser sözleşmesinden doğan alacaklar için TBK 147/6 hükmündeki beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 08 Eylül 2025 tarihli kararına göre fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı talepli dava dilekçesinde açıkça HMK 107 hükmüne dayalı olarak belirsiz alacak davası açıldığı açıklanmadığı için kısmî dava açılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre taraflar etkin bir rol oynayıp çekişmeli vakıaları ispata elverişli nitelikteki ispat aracı olan delilleri ileri sürmezlerse hâkim, ileri sürülmüş vakıa ve delillere göre karar verecektir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19 Kasım 2025 tarihli kararına göre davada taraf olarak yer almayan bir kişinin rücuen değil doğrudan hakkının etkilenme ihtimali varsa, davada taraf olarak yer alması gerekli olup davanın kendisine ihbarı ile yetinilemez.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 04 Aralık 2025 tarihli kararına göre dava kesin hüküm nedeniyle usûlden reddedildiğine göre maktu vekalet ücretini geçmemek kaydıyla nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08 Ekim 2025 tarihli kararına göre ödenen bedelin istirdatı isteminde kanun yolu kesinlik sınırı, dava dilekçesinde talep edilen ve harca esas bedel olarak gösterilen değer üzerinden belirlenmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11 Mart 2026 tarihli kararına göre tazminat davası, gerçeğe aykırı bilirkişi raporunun ilk derece mahkemesince hükme esas alındığı hâllerde, bu mahkemenin yargı çevresi içinde yer aldığı BAM hukuk dairesinde görülür.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26 Şubat 2026 tarihli kararına göre belirsiz alacak davası açısından talep artırımının ardından ıslahla da talep artırılabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10 Aralık 2025 tarihli kararına göre sürekli iş göremezlik oranı değişmemiş ise de zararın kesin olarak öğrenildiği tarihte zamanaşımı başlayacaktır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 29 Eylül 2025 tarihli kararına göre daha önceki duruşmalarda tanığın dinleyici olarak duruşma salonunda bulunması tanıklıktan çekinmesini gerektirecek bir neden olamayacağı gibi tanıklık yapmasını da engellemez.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 13 Ocak 2026 tarihli kararına göre kök muris adına hisse nedeniyle açılan muris muvazaası davası, muris adına hisse nedeniyle açılan muris muvazaası davası açısından kesin hüküm oluşturmaz.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 10 Nisan 2025 tarihli kararına göre bedel artırım dilekçesi verildikten sonra bakiye alacaktan feragat edilerek kanun yoluna başvuru yolu kapatılabilir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 19 Aralık 2025 tarihli kararına göre uyuşmazlığın tacir olan vakıf tüzel kişiliğinin ticari işletmesini ilgilendirmesi ve nispî ticarî dava niteliğinde olması nedeniyle uyuşmazlığı çözmek asliye ticaret mahkemesinin görevidir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 14 Ocak 2026 tarihli kararına göre BAM hukuk daireleri denetiminden geçmiş geçici hukukî koruma tedbiri kararları nihailik niteliğine sahip olmadığından bu kararlar için uyuşmazlığın giderilmesi kararı verilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre görevli mahkemenin esasına kaydedilmesinden önce arabuluculuk başvurusunda bulunularak başvurunun sonuçlandırıldığı durumda, dava şartının yerine getirildiği kabul edilmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 16 Şubat 2026 tarihli kararına göre TBK 352 hükmü uyarınca açılan tahliye davasından sonra kiralananı satın alan üçüncü kişi HMK 125 hükmü uyarınca davaya devam etmeyeceğini bildirirse dosya işlemden kaldırılmalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 09 Şubat 2026 tarihli kararına göre taleple bağlılık ilkesi gereği davacı tarafın açık bir şekilde ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz talep etmesi hâlinde talebi ile bağlıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Aralık 2025 tarihli kararına göre Yargıtay Birinci Başkanlığı tarafından içtihatların birleştirilmesi talebinin gerekçesiz bir şekilde reddedilmesi, hâkimin hukukî sorumluluğuna yol açmaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21 Ekim ve 26 Kasım 2025 tarihli kararına göre mal rejiminin tasfiyesinde sürüm değerine ilişkin hüküm, emredici hukuk kuralı niteliğinde olduğundan usûlî kazanılmış hak oluşmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Aralık 2025 tarihli kararına göre davadan feragat beyanından önce davalının eksik harcı ödemesi ve davaya devam etmesi mümkün değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26 Kasım 2025 tarihli kararına göre dinlenmesinden vazgeçilmeyen tanığın doğrudanlık ilkesi gereği duruşmada dinlenmesi mümkünken HMK 241 hükmündeki şart da oluşmadığından konsoloslukta imzalanmış yazılı beyanıyla yetinilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10 Aralık 2025 tarihli kararına göre davanın geri alınmasında maddî hukuktaki irade bozukluğu hâllerine dayanılarak işlem ortadan kaldırılamaz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 07 Mayıs 2025 tarihli kararına göre gerekçeli karar usûlüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinden mahkemesince düzenlenen kesinleşme şerhi hukukî sonuç doğurmaz.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 03 Temmuz 2025 tarihli kararına göre davadan önce gerçekleşen ve maddî hukuk bakımından sonuç doğuran işlemler, irade açıklamaları, hukukî sonuç doğuran beyanlar, ıslah yoluyla düzeltilemez veya değiştirilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15 Ekim 2025 tarihli kararına göre işçilik alacakları davasında verilen karar, hizmet tespiti davasında kuvvetli delil olarak kabul edilmektedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 17 Haziran 2025 tarihli kararına göre kararın hüküm fıkrasında diğer davalılar hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddedildiği belirtilmeksizin davanın reddine şeklinde hüküm kurulması hatalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 29 Mayıs 2025 tarihli kararına göre delil avansı, yargılamada gerek davacı gerekse davalı tarafından tamamlanabilecek bir masraf kalemidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 05 Mayıs 2025 tarihli kararına göre ceza mahkemesi kararında zamanaşımı nedeniyle mahkumiyet hükmü kurulmaması, ceza dosyasında tespit edilen vakıaların hukuk dosyasında delil olarak kullanılmasını engellemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25 Aralık 2025 tarihli kararına göre özel görevli Yargıtay hukuk dairesi ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararda direnemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre devralan şirket külli halefiyet gereğince önceki şirketten kaynaklanan tüm hukukî ihtilaflar yönünden pasif husumet ehliyetine sahip olduğundan somut olayda ek tasfiyeye gerek yoktur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre kamulaştırma bedelinin depo edilmesine ilişkin ihtarlı davetiyenin, davacı idarenin Ulusal Elektronik Tebligat Sisteminde kayıtlı adresine tebliğ edilmesi gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 07 Mayıs 2025 tarihli kararına göre davacı aleyhine açılmış olan tapu iptali ve tescil davasının sonucu, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasını etkileyeceğinden söz konusu dava, bekletici sorun yapılmalıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17 Haziran 2025 tarihli kararına göre harcın mahkeme veznesi yerine dosyaya yatırılması yazılmak suretiyle harcın yatırılacağı merci yanlış gösterildiğinden gönderilen muhtıra usûlsüzdür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre aleyhe bozma yasağı açısından hukuk yargılaması yönünden bu hususa ilişkin açık bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 29 Mayıs 2025 tarihli kararına göre cevap dilekçesi verilmediğinden savunmanın dayanağı olarak süresinde delil ileri sürülmediğinden, usûle aykırı olarak bildirilen tanıkların beyanlarına itibar edilemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 05 Mayıs 2025 tarihli kararına göre uyuşmazlığın giderilmesinin talep edildiği konuya ilişkin olarak bozma kararları verildiğinden talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 16 Temmuz 2024 tarihli kararına göre uyuşmazlığın giderilmesine konu kararlar miktar itibariyle temyiz edilebilirlik sınırını aşması hâlinde ilgilisince temyiz edilebileceğinden bu kararlar arasında uyuşmazlık giderilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre mahkemece tahkikatın sona erdiği ve sözlü yargılama aşamasına geçildiği bildirildiğine göre tahkikatın sona ermesinden sonra yapılan ıslaha değer verilerek hüküm kurulamaz.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu’nun istinaf yoluna başvuru hakkı bulunmayan bir kimsenin yaptığı başvuruyu, re’sen başvurma yetkisi kapsamında Yargıtay’a taşıması mümkündür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 23 Haziran 2025 tarihli kararına göre yöneticinin temsil yetkisine giren işlerde üçüncü kişilerle yaptığı sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, yönetim kurulunun kat mâliklerini temsilen dava ehliyeti bulunduğu varsayılmalıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15 Mayıs 2025 tarihli kararına göre davanın esastan reddi kararı ile TMK 166/4 hükmündeki süreler taraflar lehine veya aleyhine başlatılabileceğinden, davanın açılmamış sayılması kararının istinafında hukukî yarar vardır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre iş kazasından dolayı tazminat davası açılmış olması sürekli iş göremezlik oranının ayrı bir dava ile tespitinde davacının hukukî yararı bulunmaktadır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 02 Temmuz 2025 tarihli kararına göre TBK 19 hükmüne dayanılarak açılan davalarda, davacının ihtiyatî tedbir talebinin HMK 389 hükmündeki ihtiyatî tedbir kapsamında şartları değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 09 Nisan 2025 tarihli kararına göre gerçek zarar kalemlerini öğrendikten sonra ikinci ve üçüncü kez dava açmak, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamında olup yargısal taciz mahiyetindedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15 Ekim 2025 tarihli kararına göre Özel Dairenin direnme kararını onanmasına ilişkin kararına karşı yeniden aynı amaca hizmet eden karar düzeltme yoluna başvurulması mümkün değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 23 Aralık 2025 tarihli kararına göre geçici hukukî koruma tedbiri talebinde mahkemenin taleple bağlı olup olmadığı noktasında daha önce uyuşmazlığın giderilmesi kararı bulunduğundan talep için başkaca işlem bulunmamaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 06 Kasım 2024 ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 06 Haziran 2024 tarihli kararına göre Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu, uyuşmazlığın giderilmesi başvurusunda kendi görüşlerini belirtmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05 Kasım 2025 tarihli kararına göre aynı şahıslara yönelik olmayan ve arabuluculuğa tabi bir istemin davaların yığılması şeklinde değerlendirilip arabuluculuk dava şartı aranmaksızın sonuçlandırılması hatalıdır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 21 Ocak 2026 tarihli kararına göre kesinleşen işe iade davasında tam ve belirli şekilde tespit edilmiş boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı için belirsiz alacak davası açılmasında hukukî yarar bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05 Kasım 2025 tarihli kararına göre sulh protokolünde kullanmayacağı taahhüdüne rağmen dava konusu marka başvurusunu devam ettirerek tescili sağlamak, TMK 2 hükmüne aykırı kötüniyetli bir tescildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24 Eylül 2025 tarihli kararına göre hükmü veren bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 20 Ocak 2026 tarihli kararına göre iradi taraf değişikliğinde taraf olarak çıkarılan lehine vekille temsil edilmesi durumunda maktu vekalet ücreti takdir edilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre yazılı delille ispat sınırının üzerinde olan işçinin çalışmasına ait delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması hâlinde tanık dinletilmesi mümkündür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01 Ekim 2025 tarihli kararına göre yazı yaşı (mürekkep yaşı) tayinine yarayan ve hâlen kullanılagelen bilimsel bir metot bulunmamaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 28 Mayıs 2025 tarihli kararına göre eşler tarafından ortak kullanılan bilgisayarın şifresi eşler tarafından biliniyorsa sunulan delil hukuka aykırı delil niteliğinde olmayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12 Kasım 2025 tarihli kararına göre direnme kararı verilmesi sırasında, kararın hüküm fıkrasında yer alan ve bozmaya konu yapılmayan bölüm yönüyle de ilk hükümdeki gibi karar verilmesi gerekmektedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 29 Mayıs 2025 tarihli kararına göre dava açıldıktan sonra hâsıl olan yasa değişikliği nedeniyle dava açmakta haksız olmayan davacı yararına maktu vekalet ücreti hükmedilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19 Haziran 2025 tarihli kararına göre davayı geri alan taraf, talep sonucundan yani hakkının özünden feragat etmemekte, sadece davasını geri almakta ve davasını ileride tekrar açabilme hakkını saklı tutmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17 Eylül 2025 tarihli kararına göre imzası davalı tarafça inkâr edilmeyen bir belgenin geçerliliği tanık imzasına bağlı olmayıp davalı aleyhine borç doğurur nitelik taşımaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 07 Nisan 2025 tarihli kararına göre istihkak davalarında verilen kararlar ile ihalenin feshi isteminin reddi kararları hariç İcra mahkemesince verilen kararlar, kural olarak maddî anlamda kesin hüküm teşkil etmez.